Kutlu Nebi’nin Yurdunda
Bilindiği üzere, hac ve umre, Ümmülkurâ diye anılan şehirlerin başkenti Mekke’de yerine getirilen bir ibadettir. Âyette; “Haccı ve umreyi Allah için tamam yapın.” (Bakara 2/196) buyurulmaktadır. 02-17 Şubat tarihleri arasında yaptığımız ve Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın organizasyonu ile planlanan umrede ilk durağımız Medine idi. Bütün hazırlıklar tamamlanmış, geride kalanlarla vedalaşmıştık. Yola çıkma zamanı gelmişti. İstanbul Havalimanı’nda kafilemizle bir araya geldik. Havaalanında gerekli işlemler tamamlanmış, valizler bagaja verilmişti. THY’ye ait uçağımız 19.40’ta Medine-i Münevvere’ye doğru uçuşa geçti. Saat 23.00 sularında Medine Havalimanı’na indiğimizde kafilemizi hazır bekleyen otobüslerle otele intikalimiz gerçekleştirildi. Herkes odasına yerleştikten sonra sabah namazı için Mescid-i Nebevi’ye gidildi. Adını duyunca Mekke’nin Medine’nin sevindiği; İstanbul’un, Şam’ın sevindiği, Semerkant’ın, Buhara’nın sevindiği; yerin, göğün sevindiği; Hira’nın, Sevr’in sevindiği; dağların, vadilerin sevindiği; kırların, bayırların sevindiği Resûl-i Ekrem’in yurdunda idik.
Ravza Ziyareti
Ol Resûl-i müctebâ hem rahmeten li’l-âlemin
Bende medfûndur deyû eflâke fahr eyler zemîn
Ravzasın edip ziyâret dedi Cibrîl-i Emîn
Hâzihi cennâtu adnin fedhulûhâ hâlidîn
Şiirde ifade edildiği üzere âlemlere rahmet Resul-i Ekrem için yeryüzü, “bende medfundur” diye göklere karşı övünür. Ravza, cennet bahçelerinden bir bahçedir. Bu duygularla gece gündüz yirmi dört saat boyunca (önceden randevu alınarak) Ravza ziyareti yapılabilmektedir. Ravza, Resûl-i Ekrem’in evi ile minberi arasında kalan kısma verilen isimdir. Oraya girince de Yeşil Kubbe, bir göz atımı yakınlıkta, elimizi uzattığımızda dokunulacak bir mesafededir. Ravza’da namazlar kılındı. Manevi havası teneffüs edildi. Hatıralar yad edildi. Mübarek kabrinin önünden geçilerek selam ve salavatlar arz edildi. Peşinden Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer efendilerimize selamlar arz edildi ve dualar yapıldı. Ayrılırken de şu âyet aklımıza geldi: “Biz her bir peygamberi, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.” (Nisâ 4/64)
Ravza ve Yeşil Kubbe’nin olduğu kısımlarda başta Osmanlı Dönemi olmak üzere farklı dönemlerin özelliklerini yansıtan eşsiz hat örneklerinin yanı sıra kubbelerdeki süslemeler, mihraplara ve minbere yapılmış işlemeler ve daha nice el yapımı sanat eserleri Ravza’yı süslemektedirler. Mescitten çıkıldığında soğuk bir hava yüzlerimize dokunurken bir yandan da gözlerimiz Cibril ve Nisâ kapılarına ilişmektedir. Karşımızda, birkaç metre ileride Baki Kabristanı durmaktadır. Medine’de sabah vakitlerinde oldukça soğuk bir hava var.
Medine’de Ziyaret Yerleri
Üç gün süren Medine günlerinde civardaki Kuba ve Kıbleteyn Mescidleri ile Uhud Savaşı’nın gerçekleştiği yer ve Ahzâb (Hendek) Savaşı’nın gerçekleştiği yerde inşa edilen Yedi Mescidler ziyaret edildi. İslam Tarihi’nde ayrı yerleri olan bu mekânlarda namazlar kılındı, dualar edildi. Ayrıca geçmişte Medineliler’in pazar yeri olan ve Menâhe diye isimlendirilen yerde inşa edilen ve Osmanlı Mimarisi’ni yansıtan Gamame Mescidi başta olmak üzere, Ebubekir ve Ömer Mescitleri de ziyaret edildi. Diğer bir Osmanlı eseri olan ve İstanbul’dan çıkıp Medine’de son bulan Hicaz Demiryolu’nun son istasyonu Medine tren istasyonu ve hemen yanı başında bulunan ve siyah taşlardan yapılmış Anberiye Mescidi de ziyaret edilen diğer yerler arasında idi. Elbette Medine’de ziyaret edilecek pek çok yer vardır; ama üç gün içinde ancak bu kadar mekân ziyaret edilebildi.
Medine’den Mekke’ye Umre Yolculuğu
Medine’deki günlerimizin sonuna gelmiştik. Sabah namazından sonra selamlama yaparak otele geldik. Karmaşık ve özlemle dolu duygu ve düşüncelerle otelimizde ihramlara büründük. Medine’ye veda ederek öğle vakti yola koyulduk. İlk durağımız, mikat sınırı -ihramsız geçemeyeceğimiz sınır- Zulhuleyfe Mescidi oldu. Mescidin dış kısmında bakım ve onarım faaliyetleri vardı. Öğle namazımızı kıldıktan sonra telbiye getirerek ihrama girdik. Yeni rotamız, bu sene umre programına dâhil edilen Bedir ziyareti idi. Medine’ye 150 km. mesafede bulunan Bedir’e farklı duygularla vardığımızda ikindi ezanı okunuyordu. İkindi namazı, Bedir Gazvesi’nde Hz. Peygamber için çadırın kurulduğu yerde inşa edilen Arîş Mescidi’nde kılındı. Namazın akabinde savaşın yapıldığı meydan ve Bedir Şehitleri’nin kabirleri ziyaret edildi. Peşi sıra altın sarısı rengi ile ipeksi ince ve yumuşak kumlarıyla bilinen Melekler Dağı’na gidildi. Bildiğimiz dağlardan tamamen farklı bir yapıya sahip kumlardan oluşan Melekler Dağı’na, ayaklarımız kumlara bata bata tırmanmaya çalıştık. Dağa çıkarken sanki çölde yürür gibiydik. Bu arada gözümüze çarpan siyah küçük böcekler, minik ayaklarıyla nakış nakış tren rayları gibi yol çiziyorlardı. Hicaz bölgesinin volkanik ve granitten oluşan dağları ne kadar sert ve katı ise Melekler Dağı bir o kadar yumuşak ve narin idi. Suudi Arabistan’da bir il statüsünde olan Bedir’in içinden geçilerek akşama doğru Mekke’ye doğru yola çıktık. Uçsuz bucaksız yollardan ve geniş vadilerden geçerken akşam namazı bir dinlenme tesisinde eda edildi. Uzayıp giden yollarda araçlar bir sel gibi akıp gidiyorlardı.
Bir ikindi vakti vardık Bedir’e
Selam verdik şehitlere
Melek kanadı değmiş
İpek gibi yumuşak
Altın gibi sarı kumlara
Serin bir akşam vakti
Veda ederken güneş
Melekler dağında
Gök hurma bahçelerinde
Gölge gölge düşen zaman
Soluklanır akşam serinliğinde dünya
Bir akşam vakti geçtik Bedir’den
Kur’ân’ın İndiği Şehir Mekke’de
Hz. İbrahim’in yolunda ve Resûl-i Ekrem’in izinde Medine-Mekke arası yolculuğumuz, yolda geçen zamanla birlikte, yaklaşık on saat kadar sürdü. Mekke’de Cervel semtinde bulunan otelimize yerleştikten sonra Umre için servislere binilerek Kâbe’ye gidildi. Otobüslerin durağı Kâbe’nin yanındaki Cervel Garajı idi. Garajın hemen yakınında Hz. Peygamber’in Mekke’nin fethi sırasında abdest aldığı Zituva Kuyusu bulunmaktadır. Heyecan dorukta idi. Kâbe’ye vardığımızda niyetler edildi ve tavafa başlandı. Kâbe, her zamanki ihtişamıyla Rahman’ın misafirlerini ağırlamaya devam ediyordu. Tavaf eden muazzam topluluğa, geçmişten günümüze devam eden dönüşlere, gidiş ve gelişlere kafilemizle birlikte dâhil olduk. Vakit, gece saat on iki olmasına rağmen Kâbe dopdolu idi. Tavafın bitiminde iki rekât namaz kılındı ve sonrasında Safa ve Merve arasında sa’y yapıldı. Tavaf ve sa’y yaklaşık üç buçuk saat kadar sürdü. Sa’y da bitince saçlar kesildi ve ihramdan çıkıldı. Böylece ilk umremizi yapmış olduk. “Evet, bu böyledir. Kim Allah’a ait nişânelere saygılı davranırsa, bu kalplerin takvâlı olmasındandır.” (Hac 22/32)
Mekke’de Ziyaret Yerleri
Mekke’deki program dâhilinde ziyaret ettiğimiz ilk yer, Sevr Dağı oldu. Mekke’nin vadilerinden kıvrıla kıvrıla geçerek Sevr Dağı’nın eteklerine vardığımızda otobüslerden inilip konuşmalar ve dualar edildi. Resûl-i Ekrem’in hicreti yâd edildi. Sevr’den sonra, ikinci durağımız Arafat oldu. Hacıların toplandığı Arafat Vadisi’nde Rahmet Dağı’nın eteklerinde durduk. Arafat Vadisi’ne yakın olan Nu’man Vadisi’nde gerçekleşen Bezm-i Elest’te verdiğimiz sözü bir daha hatırladık. Varlık âlemine düştüğümüz ilk halimiz ve bugünkü halimizle diğer bir deyişle ruhlarımız ve bedenlerimizle, dudaklarımız ve kalplerimizle “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk (Buyur Allah’ım buyur)” dedik. O’ndan özge yâr olmadığını bir daha ikrar ettik. Arafat Meydanı’ndan ayrılıp üçüncü durağımız Hira’ya doğru yola çıkarken otobüslerimiz önce Müzdelife’den sonra Mina’dan geçti. Arafat’tan ayrılırken yol boyunca Hârûnürreşîd’in eşi Zübeyde Hanım’ın yaptırdığı mühendislik harikası su kanalları da bizimle beraber yol alıyorlardı. Arafat’ta Nemire Mescidi, Mina’da Hayf Mescidi ve Hz. İsmail’in nişanesi dikkat çeken diğer semboller idi. Hira Dağı’na geldiğimizde güneş zevale meylediyordu. Mekke, dağlar ve vadilerle çevrilidir. Mevsim kış olduğundan Mekke’nin dağlarında sığ yeşil otlara rastlamak mümkün idi. Otları koparmak, avı ürkütmek, bir güvercinin yumurtasını kırmak yasak idi. Mekke’de ziyaret edilen yerler arasında, her birinin ayrı bir hatırası olan, Hz. Peygamber’in Evi, Cin Mescidi, Şecere ve Râye Mescidleri de vardı.
Ci’rane ve Ten’im Umreleri
Mekke’de kalanların yeni bir umre yapabilmeleri için Ci’rane, Ten’im vb. yerlere yani Mekke dışına çıkmaları gerekmektedir. İlk umremizden sonra yeni bir umre yapmak için otobüslerle Ci’rane denilen yere saat 22.00’de gidildi. Burada umreye niyet edildi. Zaman olarak gece 12.00’de Kâbe’ye gelindi. Bir saat kadar tavaf, 45 dakika kadar da Sa’y sürdü. Gerek tavaf alanı gerekse sa’yın yapıldığı alan her zamanki gibi tavaf edenlerle dolu idi. Tavaf bittikten sonra tıraş olundu ve ihramdan çıkıldı. Ci’rane umresinden birkaç gün sonra Ten’im umresi için Hz. Aişe Mescidi’ne gidildi. 21.30’da başlayan umre yolculuğu 02.30’da nihayete erdi.
Taif’te Soluklanmak
Mekke’deki günlerimiz hızla geçerken, bu arada Taif şehrine ziyaret gerçekleştirildi. Geniş vadiler ve yalçın dağlar arasından geçerek vardığımız Taif şehri, Mekke’ye 130 km uzaklıktadır. Hz. Peygamber’in İslam’a davet için gittiği Taif şehrinde başta İbn Abbas Mescidi olmak üzere, Addas ve el-Kû’ Mescidleri ziyaret edildi, dualar yapıldı.
Veda Günü
Mekke’deki son günümüzde bazı kardeşlerimizin isteğiyle Ka’kiye Pazarı’na gidildi ve burada hurmalar alındı. Akşam ve yatsı namazları Kâbe’de kılınıp tavaf yapıldı. Hareket saatimiz gelince de otelin önünde bizleri bekleyen otobüslerle 02.30’da Cidde şehrine doğru yola çıkıldı. Saat 09.45’te uçak Cidde’den havalandı. 13.15’te uçağımız İstanbul’a ulaştı. On beş günlük umremizde yaşadığımız ve bir kitabı dolduracak kadar malzemenin olduğunu belirtmekte fayda vardır. Burada kalemin ifade etmede aciz kalacağı duygu ve düşüncelerden öte Mekke ve Medine’nin dağları, vadileri, sokakları, mahalleleri, pazarları, mağazaları, rengârenk çeşit çeşit hurmaları, taksileri, otobüsleri, otelleri, yol kenarlarındaki satıcıları, oyuncak ve süs eşyaları satan dükkânları, farklı renk ve çehreleriyle dünyanın dört bir yanından gelen ve yerel kıyafetleriyle arz-ı endam eden insanlar ve daha nice konu anlatılmayı beklemektedir. Son olarak; vatanımızdan çıktığımız ilk andan dönüşümüze kadar emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Hassaten bu güzel organizasyondan dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın her kademesindeki değerli görevlilerine teşekkür ederiz. Üzerimizde emeği olan herkese teşekkür ederiz. Zira insanlara teşekkür etmeyen Allah’a teşekkür etmiş olmaz. Ulaştıran, kavuşturan, yetiştiren, yaptıran, ikram eden, lütfeden Mâlikü’l-Mülk (mülkün sahibi), Zü’l-Celâl ve’l-İkrâm (azamet ve kerem sahibi) olan Allaha, yerler ve gökler dolusu ve bunların ötesi hamd ve teşekkür olsun. Elhamdülillah. Elhamdülillah. Elhamdülillah. O işiten ve bilendir. Duaları kabul edendir.
Fezleke
Döndük durduk buğulandı gözler
Ötesini senden gayrı bilen olmaz
Yürüdük Safa ile Merve arasında
Gidişleri gelişleri senden gayrı bilen olmaz
İçtik zemzem suyundan kana kana
Senden gayrı bilen olmaz
Açıldı eller duaya dillerde adın
Kalplerde olanı senden gayrı bilen olmaz
Gözlerde bir umman dalga dalga
Senden gayri bilen olmaz
Gönüllerde kopar bir kıyamet
Senden gayrı bilen olmaz
Bir akşam vakti dökülür yıldızlar
Senden gayrı bilen olmaz
Geçtim milyonların arasında
Senden gayrı bilen olmaz
Çekildim nefsin en kuytu köşelerine
Senden gayrı bilen olmaz
Olan olur varan varır menzile
Senden gayrı bilen olmaz
Akıp gider zaman dolup taşar mekân
Senden gayrı bilen olmaz
Halden hale düşer insan
Senden gayrı bilen olmaz
Zaman ve mekân saklar içinde nice sırlar
Senden gayrı bilen olmaz
Bir çöl sıcağında kavrulur bedenler
Ruhun derinliklerinde dinmek bilmeyen fırtınalar
Senden gayrı bilen olmaz
