Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Vefatının 39. Yılında Üstad Necip Fazıl Kısakürek

1940’lı yıllardan 1983’e dek Büyük Doğu dergisinin ve yayınlarının sahibi… Aynı zamanda bu derginin en önemli yazarı, işçisi, memuru, kısaca her şeyi… Ne-Fe-Ka, Hi-Ab-Kö, Ha-A-Ka, Adı Değmez, Neslihan Kısakürek, Ahmed Abdülbaki, Prof. Ş.Ü., Bankacı, Be-De, Ozan ve Ozanbaşı müstearlarını kullanan bir gönül dostu… Büyük Doğu idealinin yeşermesi için gece gündüz koşturan bir dava delisi…

EKLENDİ

:

1905’in 26 Mayıs’ında dünyaya gelip 1983’ün 25 Mayıs’ında Hakk’ın rahmetine kavuşan bir şair, yazar ve aksiyon adamı…

Mehmet Hilmi Efendi’nin torunu, Abdülbaki Fazıl Bey ile Mediha Hanım’ın oğlu…

Dulkadiroğulları’ndan Ahmet Necip, okuma yazmayı dedesinden öğrenmiş.

Heybeliada Numune Mektebi mezunu… Bahriye Mektebini de Darül-Fünun’un Felsefe bölümünü de çeşitli sebeplerle bitirmeyen bir genç…

Paris’te kendini eğlence dünyasının ve bohem hayatın içinde bulan biri… Güzel Sanatlar Akademisi ile Robert Kolej’de yapılan öğretmenlikler… 1942’de memuriyete son veriş ve basın dünyasına dalış…

Parası olduğu zaman hemen paylaşan ve dağıtan, olmadığı zaman para peşinde koşan bir çılgın…

1934’te Efendi Hazretleri diye andığı Abdülhakim Arvasi’yle tanışması ve büyük bir ruhi diriliş yaşaması… Bu diriliş, Necip Fazıl’ın ikinci ve asıl doğumu olur. Böylece bataklıklardan kurtulup iman nuruyla tanışır. O günden vefatına dek Anadolu’da İslam’ın biricik delisi kesilir. Müslümanlara hakaret edenlere hak ettikleri dille karşılık verir, hapishanelere girip çıkar sık sık. Hakkında sayısız soruşturmalar açılır. Her birini manifesto niteliğindeki savunmalarıyla bertaraf eder.

1940’lı yıllardan 1983’e dek Büyük Doğu dergisinin ve yayınlarının sahibi… Aynı zamanda bu derginin en önemli yazarı, işçisi, memuru, kısaca her şeyi… Ne-Fe-Ka, Hi-Ab-Kö, Ha-A-Ka, Adı Değmez, Neslihan Kısakürek, Ahmed Abdülbaki, Prof. Ş.Ü., Bankacı, Be-De, Ozan ve Ozanbaşı müstearlarını kullanan bir gönül dostu… Büyük Doğu idealinin yeşermesi için gece gündüz koşturan bir dava delisi…

100’e yakın eseriyle Müslümanlığın bu ülkede ve dünyada önemli bir varlık sebebi olduğunu haykıran Üstad Necip Fazıl Kısakürek’e Allah’tan rahmetiyle muamele etmesini diliyorum. Değerli okurlar, Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ruhuna birer Fatiha hediye edelim bu vesileyle.

 

Necip Fazıl Kısakürek’ten Damlalar

NİZAM

Nefsini hesaba çek, elinde kalem kâğıt;
Allah sana verince sen de kullara dağıt…  (Öfke ve Hiciv)

 

Gerçek ve derin Müslümanda şeriat, iyice bilindikten ve anlaşıldıktan sonra, tek zerresi ve noktası değişmez ve feda edilmez, topyekûn dünya ve kâinatın bütün mesele ve davalarında mutlak mizan üssüdür. (İdeolocya Örgüsü)

Hep aynı mazeret: Göze yasak olmaz! Hâlbuki zâhirde müeyyidesiz görünmesine rağmen, en büyük, en ince, en güzel yasak budur: Göz yasağı!.. Geçmişten kalma bir sözdür ki, “Eğer hayâ etmezsen dilediğini yapmakta serbestsin!” Göz yasağını ve ona bağlı edep ve haya duygusunu anlayabilmek, derin bir terbiye ve irfan işidir. (İstanbul’a Hasret)

Küfür diyarından iman diyarına mesafe bir nefesten ibarettir. Şüphe âleminden Yakîn âlemine olan mesafe de gene bir nefesten ibaret. Şimdi yaşamakta olduğun dakikayı fırsat bil; çünkü hayatımız da bir nefesten ibaret… (Edebiyat Mahkemeleri)

NUR

Yok bile yokken O vardı;

O bir nur… Ki mutlak saffet.

Âdem, Allah’a yalvardı;

O nur için beni affet!   (Es-Selam)

KEYFİYET

Allah Resûlünün yükseklikler âlemine urûç etmesi… Derece derece ötelerin sırrına ermesi… Nihayet (Son)un son haddini de geçmesi ve hadsizlik ufkuna varması… Bütün nisbet ve kıyasların, içinde kaynayıp yok olduğu ve ulvi bir nur âhenginden ibaret kaldığı vahdet çağlayanına girmesi… Allah’ı görmesi, Allah’la konuşması, Allah’tan emir alması… Miraç kelam aynasında budur ve bunda, Allah’a mekân ve istikamet tayini yoktur. (Çöle İnen Nur)

HASTA KUMARBAZIN NOT DEFTERİNDEN

Bir kumar masası etrafındaki insanların birbirini yemeye çalıştıkları edâlar kadar vahşi ve iğrenç tavırları, avına karşı hiçbir yırtıcı hayvanda bulamazsınız. Kumarda insan elinin aldığı kanlı pençe şeklini, acaba leş yiyen hangi kuşun pıhtılı gagasında görebilirsiniz. (Hikâyelerim)

GAZANFER – (Necati’ye) İşte bütün dava bu inceliği kavramakta. Ordu makineleşmiş bir mefkûredir. Onu fikir besler, siyaset öldürür. Çünkü siyaset fikrin kendisi değil, posasıdır. (Tohum)

FELSEFE

Felsefe hakikati başıboş arama sistemidir! Bizim rejimiz olsa, üniversitemizde, felsefeyi; “Bakın, ne kadar batıl olduğunu görün dünyada!” demek, batılın kaç şubesi olduğunu tanıtmak için okuturuz. İslam’da ise bağlı hakikat vardır!.. Hakikate bağlandıktan sonra serbest çıkış yoktur!.. Onun hikmetleri vardır ve ismi felsefe değildir!.. (Hesaplaşma)

ULU HAKAN ABDÜLHAMÎD HAN

Abdülhamîd – Avrupalı bize başıboşluk hürriyetini şırınga ederek vücudumuzu ve beynimizi dondurdu, bünyemizi ihtilale verdi, sonra da bizi uzuv uzuv parçalamaya başladı. (İbrahim Ethem)

HADLER

Resûle Allah dememek şartıyla ne denilse az… Sahabiye nebi dememek ve yalnız nebilere mahsus vasıfları kondurmamak şartıyla ne denilse az… Velileri de asla sahabi, hususiyle nebi, ve resul vasıflarına ve mertebesine yükseltmeden, bu sınır içinde istenildiği gibi yüceltmek caiz… (O ve Ben)

AYNADAKİ YALAN

Asıl bir Müslümanın hususi hayatı yoktur. O, akşamın belirli bir saatinde kepenkleri indiren bir dükkâncı gibi muayyen bir zaman çerçevesi içinde değil, her ân ve her mekânda Müslüman ve mesuldür. Kenefte ve uykuda bile… (Aynadaki Yalan)

OKU – YAZ

Yunus, mezar taşına “hece taşı” demekle ne kadar derinlere inmiştir. Evet, hayat tek bir heceden ibarettir ve onun ismi “ân”dır. Tek bir ân yaşıyor sonra, sonra hakikatta kopuk bu “ân”ları birleştirerek ahmak bir kemmiyet oyununa girişiyor; 3, 5, 90, 100 yaşadığımızı sanıyoruz. (Kafa Kâğıdı)

HAZRET-İ FÂTIMA

Çocuklarının yemiş parasını, alacaklısının sıkıştırdığı bir borçluya verdiler ve Allah onları yine mucize çapında mükâfatlandırdı. İşin bu tarafı, Allah Sevgilisinin ve yakınlarının iç cepheleri… Biz hep dış cephe üzerinde gidelim. Beyaz buğday benizli incecik kaşlı, gür kirpikli, kapkara gözlü, babasına son derece benzeyen, kendisini Allah’a veren ve dünya diye bir şey tanımayan Derin ve İnce Fâtıma… (Peygamber Halkası)

PARA

Allah, bütün ihtiyaçlarımızı melekleri vasıtasıyla yerine getirmedikçe, para bu dünyadan kalkamaz. Hani, din kitapları, “Sefillerin en sefili” diye bir yer tarif ediyor ya, işte o, bu dünya, para dünyası… Vaktiyle varmış, paranın geçmediği bir yer varmış. İnsanoğlu, oraya layık olmadığı için buraya atılmış. Şimdi de buradan da oraya gitmek için, parsız  pulsuz çalışanlar var. (Para)

GAZETE

İsim ve cismiyle teşhis ve teşhirine kadar gittiğimiz mahut gazete ve uyduları, bizim doğrudan doğruya hedefimiz olmak haysiyetine sahip değildir. Hedef, topyekûn mâna ve bu mânanın tütsü çanağı Bâbıali… Eğer bu tütsüyü ilk yakanlar onlar olmasaydı, ele alınmaya değmezlerdi. (Bâbıâli)

BAYRAM

Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var;

Oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var!..  (Çile)

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar