Ne olursa olsun adam yazdıklarımı okuyan olacaktır, beni anlayacaklardır diye düşünerek yazmıştır yazmaya devam edecektir.
Yoldaki işaretçiler veya sinyalizasyon sistemi gibi olmak yakın veya uzun vadeli tehlikelerden insanları korumaya çalışmak belki de yazmanın başka bir gereği olabilir.
Okuduklarından, yaşadıklarından gözlemlenmiş kesitlerden izler taşıyan metinler de pekâlâ yazara değer katabilir. Belki de bu anlamda yazar ya da şair topa dâhil olmuş ve saha da top çevirmeye başlamıştır bile.
Etliye sütlüye karışır, elini taşın altına koyar teori insanı olmasına rağmen mecazen tüm eylemcilerin gıdası besin kaynağı oluvermiştir.
Toplumu besler enerji verir ayağa kaldırır diri tutar.
Ölü toprağı serpilmişlere üfler, akıl tutulması yaşayanlara balyoz (!) indirir, çiviler çakarak ödevini yerine getirir.
Saklamaz, didikler açar konuyu, künhüne vakıf olmak ister, bu toplumcu yönü onu belki de sanatçı egosundan uzak tutar. Ne olursa olsun doğruyu yazan iyi yazardır, göz yuman taraf tutan kötü yazardır.
Tabii ki yazarın üretken zihni yanında bilgi kaynakları da çok önemlidir. Bereketi ve güzelliği ise seçtiği kelimeler ve sıraladığı cümlelerden ibarettir. Haddi zatında fikirleri bu yekûnun şahsiyete dönüşmüş halidir. Canlı, samimi, bağımsız ve dürüstlük sinmiştir bu metinsel kişiliğine.
Bir süredir portre yazıları kaleme aldığım metinlerime ara vermiştim. Kaldığım yerden devam edene kadar kendimle konuşma kabilinden saydığım bu metin bir ara not olsun istedim.
Neden yazıyorsun sorusuna Üstâd Necib Mahfuz şöyle cevap verir:
“Bu soruya bir cevap bulmak için geriye dönmem gerek. Niçin yazmaya koyuldum? Zevk için… Karanlık gücü hoşnut etmek için. Dıştan gelen hiçbir şey beni buna itmezdi. Daha sonra, bu yazma isteğine yeni nedenler eklendi. Bir ağırlıktan kurtulma arzusu. Bir büyüklüğe sahip olma… Eser karşılığında para alma… Bir araştırma boyunca hazırlanan ilkeleri başkasına gösterme… En basitinden, okunma arzusu. Bugün artık yaşamak ile yazmak arasında bir ayrım yapamıyorum.
Ben de son cümleyi genelleyerek diyorum ki; yaşamak ile yazmak arasında bir ayrım yapamayanlar sadece yazarlardır.
Komik bir hayal olsa da kimsenin yazmadıklarını yazmak ya da kalabalıkların aksine bir şeyleri yazarak söylemek en başta yazarı sonra muhaliflerini kışkırtır ama dostlarını da sevindirir.
Yazmak bir farkındalık değil farkındalıklar oluşturmaktır.
Yazdıkların çoğalınca işte bu(!) tamam olmuş olmuş(!) diye ortalığa çıkan nitelik aslında yazarlığın abc’sidir.
Yazmak Üzerine
11 Eylül 1966 Sinop/Ayancık'ta doğdu.ilk, ortaöğretimini Soma,Kırkagaç ve Ayancık'ta tamamladı.1989 Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Mezunu çok kısa memuriyeti oldu.Ögrenci iken başladığı ticari hayattan kopamadı. Yazıları ve şiirleri Bursa Marmara gazetesi,Kalemberk,Haber Acil gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı.Halen Bursalider.com ve maverahaber.net internet sitelerinde yazıları yayınlanmaktadır. Bursa İlahiyat Mezunları Derneği BİLDER başkanlığı yapmaktadır. Evli 2 evlat babası ve 3 torun dedesidir.
Yazarın Profili