Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Yitiksöz 20 (Aralık 2023 / Ocak 2024) Üzerine

Dünyanın her yanında Filistinli kardeşlerimiz için yapılan eylemlerden anlıyoruz ki insanlığın vicdanı üzeri küllenmiş olsa da tamamen ölmemiş. Kendisini “üstün ve seçilmiş bir ırk” ve “tanrının halkı” gibi safsatalarla anan “Terörist Devletin” sonunu bu vicdanlı insanlar getirecek. Gazzeli masumların ahı onları öyle bir tutacak ki yeryüzünde sığınacak bir kalp ve kapı bulamayacaklar. Zulümle abat olunamayacağını öğrendiklerinde ise onlarca yıldır pazarladıkları “holokost endüstrisi” işlerine hiç yaramayacak. Kaderin bir hükmü var elbet.

EKLENDİ

:

Yitiksöz, yirminci sayısıyla okurunu selamlıyor.

Genel Yayın Yönetmeni Sayın Duran Boz, “Gazze’den Sonrası Kıyam/Et” adlı yazısında Batı’nın barbarlık damarının kabardığını ve terörist devletimsi yapıyı her ne pahasına olursa olsun desteklediğini belirtiyor. Buyurun yazıya:

“Dünyanın her yanında Filistinli kardeşlerimiz için yapılan eylemlerden anlıyoruz ki insanlığın vicdanı üzeri küllenmiş olsa da tamamen ölmemiş. Kendisini “üstün ve seçilmiş bir ırk” ve “tanrının halkı” gibi safsatalarla anan “Terörist Devletin” sonunu bu vicdanlı insanlar getirecek. Gazzeli masumların ahı onları öyle bir tutacak ki yeryüzünde sığınacak bir kalp ve kapı bulamayacaklar. Zulümle abat olunamayacağını öğrendiklerinde ise onlarca yıldır pazarladıkları “holokost endüstrisi” işlerine hiç yaramayacak. Kaderin bir hükmü var elbet.

Bekliyoruz.

Duayla, Umutla, Direnişle…”

Yürü kardeşim

Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

Yitiksöz-20’de şiirleriyle Cahit Koytak, Âdem Turan, Necip Evlice,  Hüseyin Çolak, İnci Okumuş, Agâh Sayra, Ali Sali, Mehmet Akif Şahin, Mustafa Gök, Mücahit Ocakden, Hacı Ahmet Sevgili, Ayşegül Sözen Dağ, Asiye Ceyhan, Süleyman Karaca, Cahit Küçük, Mevlüt Kılınç, Hüseyin Gök, Sinem Bozhöyük ve Yasin Mortaş okurunu bekliyor. Cahit Koytak “Hira’dan Piste İniş Üzerine Uçuk Sorular” adlı beş bölümden oluşan şiirinin 5. bölümüyle Hz. Peygamberle günümüz ümmetinin ilişkisizliğini ironik bir dille vurguluyor:

Hira’dan Piste İniş Üzerine Uçuk Sorular V

‘Ahir Zaman’da bir elçi, bir nebi,
Gönderilirse eğer dünyaya,
Kenar semtlerden, yıkıntılardan
Başlayacaktır bence mutlaka
İnsanları, insan-kalanları düz yola çağırmaya!

Evet onları, önce onları:
Evsizleri, barksızları, yoksulları,
Ekmeği, aşı, dini ve dünyası elinden alınanları,
Havası, suyu ve petrolü çalınıp çırpılanları
Toplayacaktır yanında, yöresinde o!

Ve onlarla yürüyecektir, evet, onlarla:
Evinden, köyünden, yurdundan kovulanlarla:
Asteklerle, İnkalarla, Eskimolarla,
Filistinlilerle, Gazzelilerle, Suriyelilerle,
Mağdurlarıyla yani, mahrumlarıyla, insan soyunun:

Bu arada, evet bu arada, halkın petrol parasıyla,
Şu kudurmuş batılı şeytanlardan,
Onlarca ton ağırlığında demir robotlar,
‘Cehennem zebanileri’ satın alıp da
Korumalar dikerek önlerine, artlarına, zulalarına

Halkının gözünü yıldıracaklarını sanan
Şu, akıllarını Amrikalılarla azıtmış, tozutmuş,
Vicdanlarını, kirli sakal gibisine kazıtmış
Azgın petrol şeyhlerine, firavun döllerine
İnsan’ı, İslam’ı ve İman’ı yeniden öğretmeye!”

Yitiksöz-20’nin öykücüleri arasında; Hasan Keklikçi, Ayşe Şahin, Emel Karagedik, Tuğçe Öcal ve Gülçin Yağmur Akbulut yer alıyor. Hasan Keklikçi “Nöbetçi Oyuncakçı”da çocuğunu kaybeden bir esnafın ölümle imtihanına değiniyor:

Nöbetçi Oyuncakçı

Günlerdir dolup taşan Ökkeş Usta’nın evinde bu gece mevlit okundu. Mevlit okuyan hocanın “Geldi bir akkuş kanâd ile revân/Arkamı sığâdı kuvvetle hemân” dediğinde, hanımlar elleriyle birbirlerinin sırtlarını sıvazladılar. Gül şerbeti dağıtıldı. Okunan mevlidin duası deşirilirmeye başlamadan da her misafirin önüne içerisinde üç tane çörek, bir küçük kese kâğıdında nohutlu şeker bulunan paketler bırakıldı. Mevlit duası bittikten sonra millet dağıldı. Yakın akrabalar ve yakın dostlar herkes gittikten sonra gitti. En sona Mustafa Usta kaldı. Ökkeş Usta’nın dükkân ortağı Mustafa Usta. Çıkarken, kapıda:

– Tekrar başınız sağ olsun. Allah kalanlarınıza sağlık versin Ökkeş Usta. Yengeme, çocuklara mukayyet ol. Biraz daha evde kal sen. Çocuklarla biz dükkânı idare ederiz. Hadi hayırlı geceler.

– Hayırlı geceler Mustafa Ustam. Ayaklarına sağlık. Cenabı Allah sizlere göstermesin. Bizlere de bu zor imtihandan sabırla çıkmayı nasip etsin.

– Âmin.

Mustafa Usta siyah taş döşeli sokaktan caddeye dönünceye kadar ardından baktı, Ökkeş Usta. Tahta topuklu ayakkabısının çıkardığı sesi dinledi.

Yitiksöz 20’de otuz sayfa üzerinde Ali Emre dosyası hazırlanmış. Dosyada Mehmet Narlı, Abdullah Harmancı, D. Mehmet Doğan, Mehmet Aycı, Suavi Kemal Yazgıç, Yıldız Ramazanoğlu, Taha Kılınç, Salih Erayabakan, Ferhat Çiftçi ve Haşim Şahin imzaları var.     Ayrıca Süleyman Ceran Ali Emre ile derinlemesine bir söyleşi gerçekleştirmiş. Mehmet Narlı “Ali Emre Deyince” adlı yazısında yazar hakkındaki duygu ve düşüncelerini şöyle anlatıyor:

“Ali Emre deyince sıfatları aynı, isimleri ayrı iki niteleme geliyor aklıma: Tam edebiyatçı, tam insan.

Elbette edebiyatının merkezinde, Kıyamet Mevsimleri, Milyon Sesli Mızıka, Onarılmış Yas Bitiği, Yeryüzüne Dağılan, Meryem’in Yokluğunda, Çeyizime Bir Kefen ve Güzel Bir Gün Gördümse ile şiir durur. Hem de derinliği, sesi, çevresi, insan hâlleri, ritmi, derdi ile bizim olan bir şiir. Kendi hayatımızın, kendimizi onarma arayışlarımızın, öfkemizin, merhametimizin, inancımızın aynı zamanda kırılganlıklarımızın ve çözülüşlerimizin söze düşüşünü, resimlerimizin eskizlerini izlediğimiz bir şiir. Sahihlik ve samimiyet ile arınan bir dildir onun dili. Bir denemecidir de Ali Emre; sadece Ağu Tasındaki Bal ile değil, söyleşileriyle, sohbetleri ve hatta edebî incelemeleriyle de bir denemecidir o. Ama şiirlerindeki ataklığın ve içtenliğin farklı bir zemindeki süreği rahatlıkla görülebilir denemelerinde. Romancılar için çeşitli nitelemeler bulunsa ve Ali Emre’ye “şair romancı” dense çok yanlış olmaz gibi geliyor bana. Bunu, yazar/anlatıcı olarak romanlarının ruhuna sindirdiği kahramanca duyuş, merhamet ve şahsiyet vurgusu dolayımında söylemiyorum sadece; Ali Emre’nin konuşmalarındaki ve şiirindeki temel problematiğin ve biçimin romanlarının genel anlatımının çatısını oluşturduğunu düşündüğüm için söylüyorum.

Tam insandır Ali Emre. Umuduyla, yolculuğuyla, milletine karşı duyarlığı ve sorumluluğuyla tam insan. Tam derken bütün varlık katlarını kendinde buluşturmuş bir üst insandan falan söz etmiyorum. Elmanın elma olması, güvercinin güvercin olması, suyun su olması gibi bir gerçekliği işaret ediyorum. Yani varlığın kendi tabiatında kalmasından, kendi tabiatına sahip çıkmasından bahsediyorum. Bu tabiatın, iman, iyilik, sorumluluk, umut, çalışma gibi lütuf ve edimleri kapsadığını söylememe gerek var mı? İşte bu bağlamda tam insandır Ali Emre. Çevresini umutsuzluğun karanlığına sevk etmez; görmedim duymadım bilmiyorum konforuna tenezzül etmez; uyarır; davet eder.

Böyledir.”

Deneme, eleştiri, anı ve kitap değerlendirme yazılarıyla Erol Çetin, Hanife Ünver, Anıl Ersoy, Ali Göçer, Gamze Nur Aka, Metin Kaplan, Hatice Uçar, Hüseyin Cılga, Mücahit Ocakden, Muharrem Kaplan, Muhammet Münzevi, ve Mehmet Önder Karakaş Yitiksöz’e katkı katkı sunuyorlar. Hüseyin Cılga “Âşık Veysel’den Fıkralar” adlı yazısında merhum şairimizden derlediği fıkraları okura sunuyor. Bu fıkralardan üçünü paylaşalım:

 

Tilki

 

Âşık Veysel, tüm yaşamı boyunca Türkiye’nin 67 vilayetinin 40’tan fazlasını gezer. Bu yüzden çok geniş bir çevrede dostluklar edinir. Bu konu kendisine anımsatıldığında şu fıkrayı anlatır;

Tilki, bir köye gelmiş. Bir köylü:

– Aaaa tilkiye bak tilkiye, demiş.

Bir başkası da:

– Sahi tilki, bak, diye tekrarlamış.

Tilki, konuşanlara dönüp bakıp:

– Yahu, bunların hepsi beni tanıyorlar, ama ben hiçbirini tanımıyorum, demiş.

Biz de böyle olduk, tanıyanımız çok.

 

Film

 

Eskişehir Öğretmenler Derneği’ndeki konserinden sonra bazı öğretmenler, Karanlık Dünya filmini beğenmediklerini söylerler. Bu konuda Âşık Veysel’e görüşlerini sorduklarında

şu fıkrayla konuyu anlatır:

Bir kız evlenmiş, kocası çok çirkinmiş. Arkadaşları yeni geline, kocasının çok çirkin olduğunu söylemişler.

Yeni gelin cevap vermiş:

-Amaan! Varsın çirkin olsun, babamın evinde bu da yoktu ya!

Şimdi Karanlık Dünya filmini beğenmiyorsunuz. Hiç yoktan kötü değil ya! Hiç olmazsa sesimizi ve sazımızı duymuş oldular, ayrıca yüzümüzü de gördüler.

 

Yılan

 

Âşık Veysel’in anlattığı fıkralardan birisi:

Bir yılan, tazı ile ahbap olmuşlar. Bütün yurdu dolaşmaya çıkmışlar. Yılan, dağ yılanı olduğu için, bir dereye geldiklerinde tazı:

-Sen bana sarıl, dereden geçiririm, demiş.

Yılan, tazının boynuna sarılmış. Dereyi geçerken tazının boynunun sıcaklığı, yılanın iştahını kabartmış, boynunu sıkmaya başlamış.

Tazı, tehlikeyi anlayınca:

– Aman yılan kardeş, boğmadan uzat da bir yüzünü göreyim, demiş.

Yılan, uzatınca, tazı hemen başını koparmış. Kıyıya çıkınca yılanın başsız vücudunu dereye paralel dümdüz uzatmış.

Sonra da:

– Ulan eşşoğlu, dost dediğin böyle dosdoğru olmalı, demiş.”

 

 

Yitiksöz 20’ye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.marastaedebiyat.com/templates/yayinlar/yitiksoz-sayi-20.pdf

 

Yitiksöz 20, 2023 yılının son ayı, Aralık ile 2024 yılının ilk ayı, Ocak ayını kardeş kılan bir sayı olmuş. 2023 Kahramanmaraş’ımızın ve diğer on ilin 6 Şubat ve sonrası depremlerle büyük bir yıkıma uğradığı bir yıl oldu. Bu, sonuçta doğal bir afetti, depremdi.   Ama 7 Ekim 2023’ten beri Filistin’imizin güzide bölgesi Gazze, insanlık tarihinin görmediği bir bombalama ve imhayla baş başa. Bu durumla ne yazık ki karşı çıkan bir grup devlet ve milyarı aşkın insan baş edemiyor. Birleşmiş Milletler denen yapıda beşli çete, her türlü vahşeti sergileyen terör örgütüne ses çıkarmıyor. Ama unutulmasın ki o beşli çete ve terör örgütü bu melanetlerinin altında ezilip kalacaklar. O gün, çok yakındır.

 

Yitiksöz, yirmi sayıdır okurlarını, tefekküre ve vicdanının sesine davet ediyor. Ondaki bu hassasiyet insanlık için bir muştu özelliği taşımaktadır.

 

Daha nice muştulu yıllarda buluşmak niyetiyle Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar