1. Anasayfa
  2. Edebiyatımızda Bayram

Yüzyıllık Ayrılık

Yüzyıllık Ayrılık
0

-Kurban Bayramının bayram gibi kutlatması için Gönül Coğrafyamızın her noktasına halkımızın hediyelerini ulaştıran tüm STK mensupları ve gönüllü kişilerin hatırasına-

 

Aslında onlar kurbanda sadece uzak diyarlara et götürmediler.

Onlar, Türk halkının selamını götürdüler.

Türk halkının onların yanında olduğunu ilettiler.

Türk halkının, yani Osmanlı halkının onları unutmadığını göstermiş oldular.

ONLAR, SADECE ET GÖTÜRMEDİLER…

UMUT TAŞIDILAR/UMUT GÖTÜRDÜLER VE UMUT YÜKLENİP GETİRDİLER…

Onlar, yüzyıllık uykudan uyanan bir devdi…

Sevr’de vurulup, Lozan’da narkozda yatırılan dev…

Uyandı… Şimdi bu dev…

İslam dünyasını şimdi adım adım dolaşmak ve köprüler inşa etmektedir…

Ben artık uyandım… Sizin yanınızdayım diyor bu dev…

 

Onu karşılayanlar sadece bir et beklentisi içinde değil… Yitik kardeşlerini görmenin sevinci içerisindedirler… Her Kurban Bayramı’nda gözler Türkiye’den gelecek kardeşlerini aramaktadır ve artık tüm İslam coğrafyasında bu bilinmekte ve beklenmektedir.

Onlar…

Modern çağın dervişleridir…

Unuttuğumuz coğrafyanın Evliya Çelebileridir…

Kimsenin gitmediği, kapısını çalmadığı insanların ayağına gidenlerdir…

Artık her bayram İslam dünyasında farklıdır…

Her bayram, kardeşlerinin geleceğini bilen, bekleyen, gözleyen ve özleyen gözler vardır…

Konuşulan budur…

Her yürüyüş bir macerasını/hikâyesini dokur, hem yolcuya ve hem de yoldakilere…

Hatta yolun kendisi bile bir hikâye anlatır…

Aslında asıl hikâye yolculuk bittiğinde başlar… Yüreklerde…

İki taraf için de yeni bir kıvılcım oluşmuştur…

 

Türklerin bu kurban geleneği tüm emperyalistler tarafından korku ve tepkiyle gözlenmektedir… Ne yapıyor bu bir avuç insan? Kurbanla mı dünyayı değiştirecek?

Bizim çarklarımıza mı çomak sokacaklar?…

Ama bilmezler ki medeniyet kurbanla başladı…

İsmail’ini feda edemeyenlerin yeni medeniyetler inşa etmesi imkânsızdı…

Kurban sadece bir et değil…

Çok şeydi…

Bunu anlamak ve yüreklere dokunmak için yaşamak gerekirdi…

Bazı şeyler sadece yaşanırken anlaşılırdı… Bazı şeyler yaşandıktan sonra anlaşılırdı…

Her yürüyüş yolcusuna bir şeyler fısıldardı…

Eğer bu yürüyüşler boşuna olsaydı Kur’an gezmekten, ibret almaktan bahsetmezdi… Türkiye, MODERN DERVİŞLERLE İslam dünyasını yeniden kucaklamaktadır… Herkesin silah ve nefret getirdiği bir ortamda sevgi ve kardeşliği getirmektedir…

 

Bir Afrikalı entelektüelin dediği gibi “yüzyıldır kayıptınız, neredeydiniz?… Sizi bekledik” sözü çok şeyler anlatmaktadır…

Bekleyenler var bizi.

Bekleyenlerin olması güzel…

Unutmayın ki küçük hediyelerinizin karşılığı hem insanların yüreğinde ve hem de Allah’ın indinde büyüktür…

Not:

Hiçbir amelinizi küçümsemeyin. İhlasla yapılan az bir amel, çok şey değiştirir… Bereket olur, bolluk olur… Deniz olur… Siz seslenin sesinizi Allah duyurur…

Şerh:

Otelin kapısı her açıldığında bir grup savaşçı Türk giriyordu içeri. Üstelik savaş meydanında zaferle dönen bir komutan gibiydiler… Her birisinin tonlarca hikâyesi ve ağır yükü oluşmuştu…

Hatta bu seferde bayanlar bile yer almıştı…

 

Bakışlar ve yürekler pırıl pırıldı… Aslında onların farkında olmadığı bir şey vardı. O da bu davranışın bir imparatorluk bakiyesi millet olmanın davranışı olduğuydu.

Bu edalar zincirlenmemiş bir ulusun uykusundan uyandığının göstergesiydi…

Kur’an bize boşuna mı anlatır Hz. Musa kavminin çöle sürülmüş hikâyesini…

Burada firavunun esaret zincirini tutmamış ve çölün özgür havasında yetişmiş yeni bir neslin yetiştiğini…

Devrimleri sinmiş yürekler değil korku bilmeyenler yapardı…

Araştırmacı-yazar. 31 Aralık 1968 tarihinde Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğdu. Aslen Diyarbakırlıdır ve ülkemiz alimlerinden merhum Muhammed Emin Er'in oğludur. Babasının yanında dinî ve Arabi ilimler okuyup ilmî ve amelî icazet aldı. Gaziantep'te Aliye Ömer Battal İlkokulu (1981) ve Gaziantep İmam Hatip Lisesi (1984)'ni, sonra Ankara Mimar Sinan Lisesini (1988) bitirdi. Daha sonra Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ve Medine İslam Üniversitesi Arap Dili Bölümünde yüksek öğrenim gördü. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İslam Tarihi ve Sanatları bölümünde "İslam Tarihi ve Sanatları / Emeviler Döneminde İlim" konulu teziyle master programını tamamladı. Yüksek tahsilinin ardından çeşitli okullarda öğretmen ve idareci olarak görev yaptı, özel sektörde kendi işiyle meşgul oldu. İbrahim Halil Er'in ilk yazısı 1986'da Edebiyat dergisinde yayımlanan bir kitap tanıtımıydı. Sonraki yıllarda yazıları; Millî Gazete, İstiklal Gazetesi, Milat Gazetesi ile Anadolu Gençlik, Genç İstikbal, Gülistan ve Milli Şuur dergilerinde yer aldı. Hedef Radyo ve Kanal 5 Televizyonunda Programlar yaptı. Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şubesi, Öğ-Der, Şuurlu Öğretmenler Derneği (Yönetim Kurulu), Öz-Der, Özel Öğretim Derneği (Yönetim Kurulu), Tarih ve Strateji Derneği (Başkan), Muhammed Emin Er İlim Kültür ve Yardımlaşma Derneği (Başkan) üyesidir. Evli ve Muhammed Emin ile Erkam Tuna’nın babasıdır. Hayatını ve çalışmalarını Ankara'da devam ettirmektedir. ESERLERİ: Cennet Doğuda Bir Yerdedir (Geçmişten Günümüze Haçlı Seferleri) (2006), Siyasal İslam Düşüncesinin Doğuşu (2016), Peygamberimizin Eğitim Metodu (2011), Çanakkale’ye Can Verenler (2013), Ümmetin Dirilişi Çanakkale (2014), Son Osmanlı Alimi (2014), Seyda Muhammed Emin Er Hoca ile Söyleşiler (2016), Öykülerle Osmanlı Padişahları 1-2 (2015), Selahaddin Eyyubi (2017), Hz. Muhammed’in Mektupları ve Diplomasi (2017), Asım’ın Nesli (2017), İstiklal Marşı ve Mehmet Akif (2015), Çad Bir Orta Afrika Devleti (2020).

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir