İstanbul’un ağır nemi, Zuzu’nun neşesini soldurmuştu. Tatlı mırıltılarının yerini, küçücük göğsünden yükselen hırıltılı bir yorgunluk almıştı. Elimi sırtına koyunca usulca gözlerini kapatıyor, sanki “geçecek” der…
Nöğfel’in üzerinde görmesek, iri düğmeli, uzun yakalı, ciyak kırmızı, sarı gömleklerin bu dünyaya ait olduğuna inanmazdık. O yıllarda — seksenlerin sonu — hazır giyim bugünkü…