Allah Teâlâ, cemal ve kemalini görmek ve göstermek için kâinatı yarattı.
O, cemal ve kemalinin yansımaları olan esmâyı aynalardan kendisinin görmesi yanında, dikkatli bir nazar sahibi olarak yarattığı “halife insan” (Bakara, 2/30) tarafından görülmesini de arzu etti.
İlk başta cennette misafir ettiği insanlığın anne ve babasını bu maksatla dünyaya indirdi.
İnsanlar artık bildiği, tattığı, genlerine işlediği cennete dönmeye ya da dönmemeye kendi özgür iradeleriyle karar vereceklerdi.
Dönme karar ve iradesine sahip olanlar, bizzat emekleriyle cennete dönecekler ve hak etmenin keyfini de ebediyen yaşayacaklardı.
Peki, bu cennete dönüş için önümüze konulan imtihan sorularının şifresi nedir?
Adım adım gidelim:
İmtihan Gerekçesi
“O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve (ve her iki âlemde) hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk, 67/2)
İmtihan Sözleşmesi
“Kıyamet gününde: ‘Biz bundan habersizdik’ demeyesiniz diye, hani Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkarmış ve onları kendilerine şahit tutarak: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti). Onlar da: ‘Evet, Rabbimizsin, şahit olduk.’ demişlerdi.” (A‘râf, 7/172)
İmtihan Şartları
“Sizi mutlaka korkuyla, açlıkla, (sahip olduğunuz) mallarınızın bir kısmını eksiltmekle (ya da telef etmekle), can kaybına uğratmakla (veya sakatlığa maruz bırakmakla), mahsulünüzü afete uğratmakla (kıtlıkla) imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara, 2/155)
İmtihanın Çeldiricileri
“Kadınlar, oğullar, altın ve gümüşten birikmiş hazineler, soylu atlar, sığırlar, arazilere yönelik tutku ve dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak (ve temelli kalınacak) güzel yer Allah katındadır.” (Âl-i İmrân, 3/14)
İmtihanın Şifresi
“Biz onların (cennet halkının) göğüslerindeki kin ve nefret (gıll) duygularını söküp çıkardık. (Şimdi birbirini seven ve hep iyilik düşünen) kardeşler olarak, cennet koltukları üzerinde karşılıklı (sohbet ve saadet ortamındadırlar).” (Hicr, 15/47)
İmtihan sürecini özetlersek:
Elest bezminde imtihan talebine karşılık “belâ: eyvallah” sözüyle cevap veren her insanın yazılımına, imtihanın gereği ve şifresi olarak “kin = gıll” yerleştirilmiştir.
“Kin = gıll”, herkese ve her şeye karşı insanı bulûğ çağından son nefese kadar sürekli zorlayan, acımasız/tavizsiz, en ciddisinden bir imtihan aracıdır.
Her gün insan olmak ya da her gün insan kalmak için en çok dikkat edeceğimiz husus, bu “kin = gıll”i doğru yönetebilmek; onun önce kendimize, sonra da çevremizdeki kimseye zarar vermemesi için imanla takviye ettiğimiz akıl ve kalbimizi etkin kullanarak her tür tedbiri alabilmektir.
İnsan bir düdüklü tencere; “kin = gıll” de içinde fokur fokur kaynayan yemek gibidir.
Kulun imtihanın cenderesinden geçip hamdım-yandım-piştim aşamalarını tamamlayabilmesi demek, aslında tencerenin düdüğü gibi, son nefese kadar sabır, itina, teenni ve dikkat ile buharı yöneterek Rabbinin huzuruna çıkacak temizliğe, saflığa, olgunluğa ulaşması için ağır ağır, kısık ateşte pişmektir.
Bir ömür sadece boyuna değil, enine de yaşamak ve kısık ateşte ağır ağır pişmektir.
“Kin = gıll”, Âlemlerin Rabbi tarafından kendisine yüklenen bu işlevini tamam edince, imtihan değil de mükâfat yeri olan cennette insanın yazılımından silinecektir.
O hâlde dünyada cenneti, ahirette de cenneti istiyorsak, yazılımımızdaki “kin = gıll” duygularını düdüklü tencere gibi hapsedip dışarıya yumuşak huy ve tatlı sözümüzü, güzel davranışlarla süslediğimiz olgun buharları göndermeliyiz.
Allah bir ayette gıll’i yönetmenin formülünü şöyle verir:
“Onlar bollukta ve darlıkta sarf ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134)
İşin özü: İmtihanın şifresi, gıll’i tanıyan, ona hâkim olan ve iyi yöneten kurtulur.
