1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Mekanik Kanatlar ve Zarif Bir Gökyüzü: Motorlukuş’tan Teknofest’e

Mekanik Kanatlar ve Zarif Bir Gökyüzü: Motorlukuş’tan Teknofest’e
0

​Cahit Zarifoğlu, Motorlukuş hikâyesinde bizi sarsıcı bir dilemma ile baş başa bırakır. Göğüs kafesinde ilahi bir ritim taşıyan kuşların yanı başında; pille çalışan, gıcırdayan ve metalik soğukluğuyla gökyüzüne sızan bir yabancıyı anlatır.

Hikâye kısaca şöyledir: Yabancı diyarlara giden kırlangıç, otokuşlar tarafından kandırılır ve kendisine küçük bir motor takılır. O artık Kırlanmotor olmuştur. Elbette ilk başlarda çok sevinir buna. Artık çok daha hızlı uçuyordur. Zamanla kırlangıçlığını unutur. Kanatları güdükleşir, bedeni motoru etiyle kavrar. Ama gelin görün ki kırlangıç, motorun kuvvet levhasını gagalamaktan dolayı gagası zarar görür ve özelliğini kaybeder. Uzun zaman sonra kırlangıç ölmesin diye son çare olarak motorun çıkarılmasına karar verilir. Ve işte o zaman içler acısı tablo ortaya çıkar. Kırlanmotor’un hikâyesi bize fıtrat ve taklidin temel çatışmasını ve sonuçlarını anlatır. Zarifoğlu’nun hikâyesinde kırlangıç, fıtratın ve özgürlüğün en duru temsilcisidir. Motorlu olan kırlankuş ise modern insanın tuhaf taklit arzusunun neticesidir. Şair, bu hikâye üzerinden aslında büyük bir varoluş sancısını ortaya koyar. Özünü, kimliğini, yaratılış gayesini unutan bir varlık, gökyüzüne ait olabilir mi?

​Bugün, o masalsı maviliğin altında yeni bir destan yükseliyor. Artık semalarımızda süzülen mekanik varlıklar, sadece birer oyuncak yahut yabancı bir aklın taklidi olma sınırını aşmış durumda. Zarifoğlu’nun o günlerde sorduğu mekanik olanın bir ruhu olabilir mi sorusu, bugün TEKNOFEST meydanlarında cevabını buluyor. Bir nesneye can üflemek, ona sadece bir motor eklemekten öte; ona bir amaç, bir kimlik ve bir aidiyet yüklemektir. Sünnetullahın gereği de budur. Kuşlar kanatlarıyla gökyüzünde süzülür, insan ise zekâsını kullanarak metalik kuşlar icat eder. Böylece ne kuşlar kuşluğundan utanır ne teknolojik kanatlar ruha talip olur. Hepsi bir düzenin, ölçünün ve dengenin sonucudur. İnsan zekâsı yeryüzünde bozgunculuk yapıp dengeyi alt üst etmediği sürece Motorlukuş’un yalnızlığını değil, yerli ve millî icatların gücünü yazacaktır tarihçiler.

Bugün TEKNOFEST sahalarında kanatlarını rüzgâra geren o akıllı sistemler birer makine yığını olmanın çok ötesine geçer. Onların devrelerinde bir gencin uykusuz geceleri, bir milletin bağımsızlık tutkusu ve gökyüzünde biz de varız diyen onurlu iradesi dolaşır.

Kelimelere can veren onu söyleyenin nefesidir. Bugünün teknolojisine kuvvet veren de genç dimağların sarsılmaz inancıdır. Millî ve manevî değerlerle yoğrulmuş gençler gökyüzüne imza atmaktadırlar. Zarifoğlu’nun Motorlukuş’unu hüzünlü kılan onun fıtrata aykırı yapaylığı iken bugünün havacılık mirasını muzaffer kılan sahiciliğidir. Bizler teknolojik çalışmalarımıza gökyüzünde bir adalet ve merhamet nöbeti tutmak için emek sarf ediyoruz. Bu zarif niyet, metal kanatların ardındaki iyi niyetle onu bir ebabil katına yükseltir.

Bugünün gençliği yazılımlarla, kompozit malzemelerle ve otonom sistemlerle bir hayali gerçekleştiriyor. TEKNOFEST, Zarifoğlu’nun Gökyüzü ancak ona bakanlarındır düsturunun, binlerce genç tarafından eyleme dökülmüş halidir. Orada yükselen her roket, aslında şairin mısralarında saklı olan o yücelme arzusunun somut bir tezahürüdür. Kelimeler yerini kodlara bırakmış olsa da, göğe bakıştaki o asil duruş aynı kalmıştır.

​Bir sistemin ne kadar yükseğe çıktığı kadar, o sistemin neye hizmet ettiği de mühimdir. Bugünün yerli kanatları; vatanı koruyan, orman yangınlarını gözleyen, bir canın izini süren merhametli ellere dönüşmüştür. İşte bu, teknolojinin fıtratla barıştığı andır. Bizim medeniyetimizde makine, insanın efendisi konumunda bulunmaz; aksine insanın merhametini yeryüzüne taşıyan bir ulağıdır. Zarifoğlu’nun rüyasındaki o çocuk, bugün elindeki kumanda ile sadece bir cihazı değil, bir halkın umudunu uçurmaktadır.

​Zarifoğlu’nun Motorlukuş’u artık yalnız ve şaşkın gezmiyor. O bir neslin özgüveniyle birleşerek koca bir vizyona dönüştü. Anadolu’nun semalarında süzülen her yerli kanat, Cahit Zarifoğlu’nun o nahif çocuklarına gönderilmiş birer selamdır. Mekanik gürültü, yerini bir bağımsızlık nidasına bırakmıştır. Bu nida, çelik ile şuurun, yazılım ile inancın ortak sesidir.

​Geleneksel masalların sonunda gökten üç elma düşer; bugün ise gökte bir milletin istiklali ve istikbali zuhur ediyor. Zarifoğlu’nun Motorlukuş hikâyesi artık bir hüzün simgesi olma durumunu geride bırakıp bir iddia nişanesine dönüşmüştür. Edebiyatın o incelikli ruhuyla teknoloji harmanlandığında ortaya çıkan sonuç sadece bir araç olmaktan öte; bu coğrafyanın gökyüzüne vurduğu ebedi bir mühürdür.

​Ve bizler, kelimelerin ve hayallerin gücüyle çocuklarımıza şunu söylemeye devam edeceğiz: Gökyüzü artık ulaşılamaz bir rüya olma sınırından çıkmış, parmaklarınızın ucundaki bir gerçeğe dönüşmüştür. Mekanik kanatlar, ancak zarif bir gökyüzünde değer kazanır. Ve o gökyüzü, bugün bizimdir.

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir