1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

“Merhunu Nasıl Bilirsiniz?”

“Merhunu Nasıl Bilirsiniz?”
1

Cenaze namazı kılan kişilere imam sorar:

“Merhumu nasıl bilirsiniz?

Cemaat de hüsnü şehadette bulunur:

“İyi biliriz.”

“Dünya ve ahirete taalluk eden konularda hakkınızı helal ediyor musunuz?”

“Helal olsun!”

Üç defa helallik alındıktan sonra herkes rahatlar ve defin için hareket edilir.

Merhumu herkes iyi bilir de merhunu nasıl biliriz acaba?

“Hocam şu merhun da nereden çıktı, merhun ne demek?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet aslında bu hepimiz için geçerli bir tanım. Hepimiz Bingöllüyüz pardon hepimiz merhunuz.

Kubbealtı Lugatı pek çok manalar vermiş. Bizimle ilgili olanı şu: “Zamâna veya başka bir şeye bağlanmış, belirlenmiş, tâyin edilmiş, muayyen.”

Hepimiz belli bir mekân ölçeğinde, Rabbimizin bildiği, belirlediği, takdir ettiği zaman zarfında dünyadayız. Kimse siparişle gelmedi, kimse bilet alıp da gitmiyor ahirete. Rezervasyonu yok yani. Tayin edilmiş zamanımızı bekliyoruz.

Güzel ve çirkin işler yapıyoruz. Ruhumuz bedenimizde, bedenimiz dünyada rehin… Vereceğimiz bir bedel yok rehinliğin kalkmasına karşılık… İnançlarımız ve duygularımız hep rehin. Esaslara, ilkelere, değerlere…

Yeni yılla birlikte bende oluşan düşünceler biraz da bu minvalde. Geçen yılımın, ömrümün nasıl ve niçinliği bir tarafta, geleceğin gaybiyeti diğer tarafta. Bir yıllımız veya tüm ömrümüz iyi geçti mi? Huzurlu muyduk? Mutlu muyduk? Başarılı mıydık? Hedeflerimize ne kadar ulaştık? Bizi üzen, hırpalayan, öfkelendiren şeyler nelerdi? Ailemizde, ülkemizde, insaniyette meydana gelen olaylar bizi nasıl etkiledi? Ne kadarından ne şekilde haberdar olduk, haberdar edildik? Vicdanımız ne kadar tetikteydi, ne kadar etkindi, ne kadar başarılıydı? Merhametimiz dijitale mi hapsedilmişti? “Tek tipleşen küresel dünyada, vicdani körlük sonucu oluşturulan dijital vicdan, çorak ve eylemsiz merhamet” ile seyirci mi olduk gelişmelere?

Teneşire konmadan soralım: Kendini nasıl biliyorsun?

Kendini beğenmiş kraliçe misali “ayna ayna, söyle bana, benden daha güzeli var mı şu dünyada?” demeyeceğiz. Dostumuzu düşmanımızı, iyileri kötüleri, hainleri sadıkları gösteren âyîne-yi İskendere bakarak bir değerlendirme yapmanızı da istemiyoruz. “İçine bakıldığı zaman dünyada olup biten her şeyin görüldüğüne inanılan câm-ı Cem”den de bahsetmiyoruz. Böyle zor işler de beklemiyoruz.

Beklediğimiz kendimiz. Kendi düşüncelerimiz. Kendi yaşayışımız. Kendi irademiz. Kendi yaptıklarımız ve yapmadıklarımız…

Muhasebemiz çok yönlü.

Rabbimizin istediği gibi inanmak ve yaşamak. Efendimiz Aleyhisselam gibi bir hayat sürmek, onun izinde yol almak. Anne babamıza, akrabalarımıza saygı, hürmet ve dua. Tüm varlık alemine şefkat ve merhamet. Vatana, millete, ümmete izzet ve minnet. Zulüm ve ihanetlerini sürdürenlere davet, dua ve lanet. Üstlendiğimiz fıtri, resmi ve sivil görevlerimizi yerine getirmede emanet, ehliyet ve liyakat.

Kimsin, kendini nasıl tanımlıyorsun diye sordum insanlara hayal âleminde ve şu cevapları aldım:

Dünyanın en şirin, sempatik, yararlı, evcimen insanı.

En yetenekli, maharetli, mucid, zeki, başarılı, üstün özelliklerle donatılmış insanı.

En barışsever, merhametli, yardımsever insanı.

En kahraman, yiğit, pehlivan, fedakâr, vatanperver insanı.

En ahlaklı, selametli, faziletli, saadetli, huzurlu, kemalâtlı insanı.

En güzel sözlü, güzel huylu anne, baba, evlat, kardeş, amca, dayı, dede, nine, yeğen, komşu, işçi, patron, ortak, şoför, yaya, yolcu, müşteri, öğretmen, öğrenci, hoca, cemaat, amir, memur, personel. Yani en güzel insan…

İyi de bunca işlenen cinayetler, katliamlar, ihanetler, günahlar, çirkeflikler, akan gözyaşları, ölen sabiler, sürüklenen bedenler, çiğnenen iffetler, kırılan onurlar, dökülmeler,  savrulmalar, yıkılışlar nasıl oluyor? Bunlar hep birer sanal dünyada mı gerçekleşmekte?

“Resulullah (sav) buyurdular ki: Yedi şeyden önce amelde acele edin:

Unutturucu fakirliği mi bekliyorsunuz?

Tuğyan ettirip azdırıcı zenginliği mi bekliyorsunuz?

İfsad edici hastalığı mı bekliyorsunuz?

Aklınızı götürecek ihtiyarlığı mı bekliyorsunuz?

Ani ölüm mü bekliyorsunuz?

Deccali mi bekliyorsunuz. Bu beklenen gaib bir şerdir.

Yoksa kıyameti mi bekliyorsunuz? Kıyamet ise hepsinden kötü, hepsinden daha acıdır.” (Tirmizî, Zühd 4, 2308; Nesâî)

Büyük kıyameti görmeye belki ömrümüz yetmez ama kendi kıyametimizi yaşayacağız. Yeni yıl muhasebe anlamında bir fırsat. Kârda mıyız zararda mıyız değerlendirme imkânı elimizde…

Sahi kendinizi nasıl bilirsiniz?

1965 yılında Gaziantep’te doğdu. Nizip İmam-Hatip Lisesini 1983’te bitirdi. Aynı yıl Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi ve 1987’de mezun oldu. Hatay-Dörtyol, Erzurum-Köprüköy ve Nizip Anadolu İHL’de öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Eğitim yönetimi, din öğretimi, öğretmen yetiştirme gibi alanlarda, MEB Şurası’nda özel ihtisas komisyonu üyesi olarak çalışmalarda bulundu. Hâlen Millî Eğitim Bakanlığında çalışmaktadır. Gül; öğrencilik yıllarından itibaren yazı çalışmalarında bulundu. Diyanet Çocuk, Yeni Dünya, Genç Doku, Anadolu Gençlik, İlk Adım ve Turuncu dergilerinde, Akit, Millî Gazete ve Milat gazetelerinde pek çok yazı, makale yazdı ve röportajları yayımlandı. Yazı çalışmalarının yanı sıra, sosyal etkinliklerde de yer aldı. Türkiye Yazarlar Birliği Gaziantep Şubesinin kuruluşunda yer aldı. MGV, İHH, Türkiye Yazarlar Birliği, Eğitim-Bir-Sen, Cihannüma gibi dernek ve vakıflarda, üye ve yönetici olarak görev aldı. Yurt içi ve yurt dışında “Peygamber Efendimiz, Aile Eğitimi, Mehmed Akif, Gençlik Meseleleri, İmam Hatip Nesli” gibi konularda pek çok konferans ve seminerler verdi. Evli; üç çocuk babasıdır. Yayımlanmış çalışmaları: Tüm Zamanların Efendisi - 100 Soruda Hz. Muhammed, Elips Kitap. Esmâü’n-Nebi - Peygamberimizin İsim ve Sıfatları, Nesil Yayınları. Cemil Dede Namaz Surelerini Anlatıyor (Resimli, Ortaokul Öğrencileri İçin), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. Cemil Dede Namaz Dualarını Anlatıyor (Resimli, Ortaokul Öğrencileri İçin), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. İslam’ı Aşkla Yaşayanlar, Elips Kitap En Yüce İnsan, Elips Kitap. Duruşunu Bozmayan Adam - Mehmet Akif Ersoy, Elips Kitap. Yusuf - Bitmeyen Sevdanın Romanı, MGV Yayınları. Bana Sana Ona Dair Öyküler, MGV Yayınları. Latîfeler-Hikmetler, Mevsimler Kitap; O’nun İzinde, Mevsimler Kitap Fâtıma –bir genç kızın kalbi- MGV Yay.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. 8 Ocak 2026

    Yine farklı bir pencere sundunuz hocam okurlarınıza. Herkese hesap soran insan, kendine neden sor(a)maz acaba? İnsanda güzel bir muhasebe fikri oluşturması açısından değerli bir yazı. Teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir