Miyav desem…
Susuzluğuma tercüme edilse
Buluttan nem kapışlarım
Bin dereden su getirirken bulutlar
Rahmetle dolu/verse göğün gözleri
“Yazık. Susuz kalmış zavallıcık!”
Karmakarışıktan karla karışığa evrilse
Kedi uykusundaki rüyalar
Süte su katışlarım
Bardaktan boşanırcasına geçse boğazımdan
Kalbi sel/imin hayat dolusu
Miyav harfi harfine ‘maviy’e çevrilse
Semavi erzağa gark olsa
Ezrak gezegenimin heybesi
Mır mır edişimin gurultusu üstüne
Gök gürültüleri devrilse
Miyav desem…
“Azıcık azık!”
Talebimi kabul etse arz, arş
“Yazık. Aç kalmış hayvancık!”
Boynuma ciğer assa yufka yürekli kader
Ma/ma çiftliğinden sütlimana doğru
Marş marş!
Lafımla peynir gemileri yürüse
Kuşluğa kurulurken av mevsiminin saatleri
Gözkuşağımın renk cümbüşüyle kaplansa
Yedi kat yer, gök, hafta
Balık kavağa çıkınca
Gözlerimi her dem bürüse
Miyav desem…
Acı acı
Acıma vizite kâğıdı sunsa acıma
“Nasıl acı çekiyor canı!
Acil servis açalım
Acından öldürmeyelim hayvanı!”
Hemşire eliyle onca biber
Biberonca sürülse ağzıma
Balçık dilimin tahvillerinden
Bal çıksa
Kamusa yatırılmış kelimelerin
Harf harf acı baklası, rakam rakam acı kahvesi
Kalmasa ağzımda, hatırımda
Balık hafızamın tahlilleri(nden) bir şiirlik
Kıl çıksa
Hangi alçı beyaza çekebilir ki beytimi
Kalbim, kalemim, hayellerim kırık
Aklım çıkıksa
Miyav desem…
Kesik kesik
Duyum eşiğine serili kan kırmızı halılardan
Ağrı kesiciler teselli buyursa
Pare pare olma sırasına girerken yüreğim
Dert sıradağlarım
Kefenden sargı bezine sarılsa bedenim
Tabutta gözünü açsa hasta
Kara toprak altına
Nur dağım zerre tecelli buyursa
Kapansa gelip geçici heveslerimin dünya gözü
Gelir gider hesaplarım, gelgitlerim
Yalnız aşk acıyı/verse kalbime
Sevda sızı/verirken gönlüme
Şimşek çatlaklarından
Yıldırım hızıyla süzülse sema
Nur dağımın ışık yılları
Göz aydınlığıma temelli buyursa
Miyav desem…
Karıyla pamuk pamuk
Yağmuruyla sicim sicim
Veter veter/iner olsa gökler
Yerleri iplemeyişime
Dili hafifler batırıp
Şu yaratığın kulağına yara tığı
İğnelenmemiş öz(e)değişleri duyursa
Beytullah sahiplense evlerden ırak
Cami avlusuna terkedilmiş şu yâr/atığı
İki iyilikten ikisi birden verilse
AB şıklarından
Ak/la karayı seçmelerime
İçimin bayılmışlığını, aç gözümü
Bereketinin önünde
Hâkkın şapka çıkardığı Hak doyursa
Miyav desem…
“A” niyetine
Ağzımı kocaman açarak
Elif’le varlık mı ayın’la yokluk mu çıkar?
Âdemin boğaz kültüründen
“Has”ta mıyım yoksa “has”ta mı?
Ne bilsin hasta/ne? He/kim? Ha/kim?
Keşke doktor göğsümün, boğazımın hırıltılı se/sini
Noktası noktasına duyup da
Sadece okunmayan eliften reçete yazsa
Tavuk ayağı yemiş dilime
Kefeniyle daksil çekse ölüm:
“Kazın ayağı öyle değil.”
Esirger miyim cik cik cüce ömrümü
Devekuşları mezar(daki) kaz/sa
Kuma gömsem bir Eliflik alfabe başımı
Tutsa
Seni görmeye, koklamaya, duymaya, tatmaya
Ekili tohum
La/le çiçek açsa vadesiz he/saptan
Ne çıkar gözümün önü, dünyam kararsa
Gelen ölüm kadar beyazsa
Miyav desem…
Pisliğimi örtmek için kazınsa toprağın midesi
Ke(n)di kendini yalamakla temize çıkamaz
Pas/aklının kaşla göz arasında kir/pik yapan didesi
Gönül gözeneklerini tıkayan kirlerim
İstiğfar kan/alımdan tövbe tövbe aksa
Davet alsam kirlenmeden temizleyenden
Kirli çamaşırları ortaya dökmeyen temiz leğenden
Çağırsa: “Pisi pisi”
“Vema überriü nefsi”
“Hiçbir şeyin yok”
“Her şeye hazırlıklı ol”un arafında
“Sağlık olsun”a gelse
Sermayeyi kediye yükleyenler
Dört ayağı üstüne düşse şiirim
İlletim, gözümün yaşına ultra/sonla baksa
Miyav desem…
“Mi mi mi” hecelemekten
Öteye geçemese kekemeliğim
“Mim”imi vekil kılsam dilime
Yav/anlığımın velhasılını
Bir Elif miktarı çekip Ya Hu!
Ezeli Ebedi hamdine uzatsam
Dizüstü çökertsem ilminin karşısında
PC PC bilgisayarları
Atılsam mouselerin üstüne
Kedi olalı bir fare tutsam
Süt dökmüş kedi gibi
Sırnaşsam affediciciliğine, affı severliğine
Hangi aslan krallığa göz dikebilirim ki
Kulluğundan azatsam
Sıçrasam kedi çevikliğiyle
Şecerenin öncesi Evvel
Sidre’nin ötesi Ahir kucağına
Mahsur kalsam bir hilallik
Mah surların ardında
Farelerin cirit attığı yerlerde
Ay/etlerinden gayrı doyumu unutsam
Miyav desem…
“Sevesin” diye beni
Önünde taklacı güvercinlere fark atsam
Tüyü bitmemiş şiirimin yetim başına
Taç etsen okşayan ellerini
Ebu Hureyre dilinden avuçlarına
Yumak yumak amen/tüyü bıraksam
Arınsam bir silkelenişle
Günahı üstümde kalmış kamustan
İstifra etsem yalayıp yuttuğum tüy sıklet şiirleri
Rakamların dokuz doğuruşu
Kurban olsun doksan dokuz esmana
Neyleyim dokuz canımı
Canlar canına ıraksam
Tırmık atsam cümle dilberin yüzüne
Gönlümün iki tırnağı içine alıp adını
Kısılmış gözlerle mırlaya mırlaya
Bakakalsa şu külkedisi
Nârı yakan cemalinin seyrinde
Gayrı cennet gemilerini yaksam
