İnsan hayatının en güzel yılları çocukluk yıllarıdır. Saf, masum, temiz, ödünsüz ve dosdoğru. Büyüdükçe, çevre kirliyse kirlenir, çevre temizse temizlenir. Doğruyu en güzel çocuklar söyler. Yaşadığı coğrafyaya, yere, ülkeye göre şekillenmeye başlar çocuk. Bazı çocukların anıları çok karmaşık, bazılarının daha duru, bazılarının daha elit, bazılarının ise yoksul izler taşır. İnsanın, insan kalmanın temeli bu çocukluk döneminden itibaren şekillenir.
Zaman geçtikçe yaşamın döngüleri ve opsiyonları değiştikçe çocukluk da buna göre kalıp alır. Bizim zamanımızdaki çocuklukla bizim çocuklarımız arasında nasıl bir kuşak farkı varsa torunlarımız arasında da iki kuşak farkı, çocuklarımızla onların çocukları arasında da neredeyse günümüzde iki kuşak farkı oluşmuş.
Saf, temiz, masum… Dünyanın her yerinde böyledir çocuk…
Bizim çocukluğumuzda televizyon, telefon, bilgisayar, internet, yüksek teknoloji yoktu. Oyunlarımız vardı, her yörenin kendine özgü oyunları. Bizim misketlerimiz/bilyelerimiz vardı. Körebemiz, yakan topumuz, birdirbirimiz, aç kapıyı bezirganbaşımız vardı. Top sahamız, basketbol, voleybol sahamız, bisikletimiz, skutırımız yoktu. Ama gülen yüzümüz, adabımız, törelerimizin keskin kılıçları vardı. Evde dedemiz, ninemiz, kardeşlerimiz vardı, yengelerimiz, gelinlerimiz vardı. Şimdi yok mu diyeceksiniz, var. Hepsi dağınık, hepsi tek başına, hepsi özgür, hepsi uzak…
Çocuk olmak, bayram yaşamak demekti. Dini ve milli bayramları iple çekmek vardı. Çocukluk zamanlarını iyi geçiren sonradan büyüyenler başarının basamaklarını rahat, kolay ve titizlikle geçiyorlar. İnanıyorum ki şimdiki çocuklar da öyle… Tüm aile bir sofrada çorba tasını kaşıklama merasimini hatırlayanlar, çocukluk anılarına rahatça ulaşabiliyorlar ve hatırlıyorlar. Güzel insanlar, güzel yazarlar, şairler çocukluklarına kolay inebilenlerden çıkıyor, diye bir söz işitmiştim bir büyükten. Bugünlerde buna nostalji deniyor.
Çocuk olmak demek, biraz muzip, kahkaha, nazlanma, küsme demek. İsteği yerine getirilmediği zaman ağlama demek.
Çocuk olmak demek, uçurtma uçurmak demek, suya taş atmak demek, kovalamaca demek, ağaca tırmanmak demek, komşunun bahçesinden meyve aşırmak demek…
Çocuk olmak demek, masallar ve ninnilerle büyümek demek, ip atlamak demek, seksek oynamak demek…
Çocuk demek, damda yatmak, gecenin bir yarısında uyandığında pürüzsüz gökyüzündeki yıldızları saymak demek. Kar yağarken kartopu oynamak, kardan adam yapmak demek…
Çocuk demek, yalan bilmemek, içinden geldiği gibi dobra dobra konuşmak ve hareket etmek demek. Güzellik çirkinlik ayırımı yapmamak, din, dil, ırk, renk ayırımı gözetmemek demek. En hümanist insan evlatları çocuklardır çünkü…
Eğer kirlenmeseydi dünya, ben hep çocuk kalmak isterdim. Nice çocuk kalmak isteyen tüm dünya vatandaşları gibi. Biz çocuk kalmayı başaramadık ne yazık ki!
Kalbinin bir köşesinde çocuk kalmayı başarmış insanlara aşk olsun!
