Yazma eyleminin temelini okuma tohumu olarak ele aldığımızda tohumun kalitesini araştırmanın önemini takdir edersiniz. Kalitesiz tohumdan iyi bir ürün elde etmek söz konusu değildir.
İşte bu aşamada iyi bir okur kimdir sorusunu araştırmamız da kaçınılmazdır. Sorgulanmayan bir hayatın değeri olmadığı gibi iyi bir okur kimdir de sorgulanmadan çok okumanın bir değeri olmayacaktır.
Çok yiyip hareket etmeyen, spor yapmayan, yediklerini eritmeyen bunun için de obez olan kişiler gibi, okuduğunu anlamayan, anladığını yaşamayan, okuduklarından çıkarımlarda bulunmayan okur da obez okur olacaktır. Yani yedikleri sadece sağlıksız bir göbeğe neden olan insanlar gibi obez okurların okudukları da sağlıksız bir beyne sahip olmasına neden olur. Beyni kitap çöplüğüne dönmüş bir okur iyi bir okur değildir.
İyi bir okur çok okuyan değildir, okuduğunu anlayan, yorumlayan, çıkarımlarda bulunan, okuduklarından entelektüel bir bakış açısı elde edebilendir.
Kitap; sinema, televizyon, tiyatro değildir. Yani kitabı görsel sanatlar gibi salt izleyen, sayfalarını bir görsel şölene çeviren görsel okur da iyi bir okur değildir. Hani bir silahın hedefine ulaşması için gez, göz, arpacık üçlemesine dikkat edilmesi gibi okumanın hedefine ulaşması için de oku, anla, sorgula üçlemesine dikkat edilmelidir. Sadece sayfaları çevirmek, anlamadan kelimelerden oluşan sayfa sahnesinde gezinmek iyi bir okurun özelliklerinden değildir. Bu okumaya görsel okuma veya kitabizyon okuma diyorum.
Fast food okur da iyi bir okur değildir.
Düzensiz, gelişigüzel, okumuş olmak için okumak, sırf iyi bir okur olarak görünmek için popüler kitaplara yönelen, reklamlarla şişirilmiş, algı için hazırlanmış kitap okurlarına fast food okur diyorum. Bu okur türü kendi kitap seçimi yap(a)maz kendisine sunulan hazır kitaplarla beynini doldurur. Bu okur türü de beyin obezitesi ve şişirilmiş algıyla beyin kabızlığı yaşar. Okuduğu kitaplardan dolayı sözde gündemi takip ediyor algısıyla verilen aferinler onda bir bağımlılık yapar. Popüler kitapları okumadığı zaman sinir sistemlerinde karıncalanmalar oluşarak onu yeni kitaplara yöneltir. Gerekli, gereksiz, faydalı, faydasız, neden demeden sadece okuma ihtiyacını gidermek için okur. Bu kitaplar yapay tatlandırıcılarla yani okurun aklına, düşüncesine değil hislerine hitap edecek şekilde hazırlanıp reklamlarla okurların ilgisine sunulur. Nasıl ki fast food insanın anlık açlığını gidermesine rağmen bedenine zarar veriyorsa fast food okur da okuduğu kitaplarla okuma hevesini giderirken okuduğundan bir şey anlamadığı gibi farkında olmadan kendisine sunulan zararlı fikirlerle de zihnini doldurur.
Kırk beş yıllık sahaf İsmail İlbey bu konuyla ilgili şu tespitte bulunmaktadır.
“Şu anda popüler kültür dediğimiz içinde kültür olmayan popülist kitaplar satılıyor,” diyerek nitelik kaybına dikkat çekmektedir. Nitelikli kitap okumayanın nitelikli okur olması mümkün değildir.
Buraya kadar kimlerin iyi bir okur olmadığı üzerinde durdum. Şimdi iyi bir okurun kim olduğu üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Güzel tespitler kaleminize sağlık hocam