1. Anasayfa
  2. Düşünce

İyi Bir Okur Kimdir, Nasıl Olunur? (2)

İyi Bir Okur Kimdir, Nasıl Olunur? (2)
0

Okumak bir sanattır; hem de yüce bir sanat. İlk emri “Oku!” olan bir medeniyetin mensubu olmaktan onur duyuyorum. Bana okumayı emreden Rabb’im, okumanın mahiyetiyle ilgili bir değerlendirmede de bulunuyor: “Rabbinin adıyla oku!”

Okumak ilahî bir emirdir ve yüce bir hedef doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Allah’ın adı, okumayı her türlü kötülükten, menfaatten ve edepsizlikten alıkoymayı ifade eder; yani okumaya bir anlam ve derinlik katar.

İmanı salih amelle birlikte zikreden Kur’an-ı Kerim, aslında bize iyi bir okur olmanın da yolunu göstermektedir. Okumak, salih bir amele (eyleme, davranışa) zemin hazırlıyorsa anlamlıdır.

O hâlde iyi bir okur; yüce bir hedef doğrultusunda okuyan, okuduğunu anlayan ve anladığını yaşayandır, diyebiliriz.

Hedefi olmayan olumsuz okumalarla ilgili değerlendirmeleri yukarıda belirttik; görsel, fast food okumalar bunlardan bazılarıydı.

Okumak, bakış açımızı geliştiren beyin egzersizleridir. Okudukça perspektifimiz genişliyorsa, anlama gücümüz artıyorsa bu iyi bir okumadır.

Beyin egzersizi olarak ele aldığım iyi okumayı birkaç başlıkta açıklayacağım. Ancak bundan önce Kant’ın, okumanın bir etkinliği olarak bilmek üzerine yaptığı tespiti paylaşmak istiyorum.

“Birçok şeyi yüzeysel şekilde bilmek mi yoksa az şeyi derinlemesine ve tam olarak bilmek mi daha iyidir? Az şeyi derinlemesine ve tam olarak bilmek, çok şeyi yüzeysel bilmekten daha iyidir. (Benim obezite yapan okuma da tam olarak bunu anlatmaktadır. Mesele çok şeyi bilmek değil, anlamak ve kavramaktır.) Çünkü yüzeysel bilginin yüzeyselliği er ya da geç fark edilmektedir.” (Eğitim Üzerine, s. 75)

Burada okumanın anlamak sonucunu çıkarabiliriz. İyi bir okur, okuduğuna odaklanmalı ve okuduğunu kavramaya çalışmalıdır.

İyi bir okur olmanın birinci özelliği, okuduğuna odaklanmaktır. Odaklanabilmek için de bizi okuduğumuz metni, kitabı anlamaktan alıkoyacak her türlü etkenden uzak durmak gerekir.

Çünkü okumak onurlu bir eylemdir ve ciddiyet gerektirir.

Bizi düşünmeye, anlamaya, sorgulamaya, araştırmaya yönelten okumalar değerlidir. Düşünmeden, araştırmadan, sorgulamadan her okuduğumuzu kabul etmek bizi yazarın papağanına çevirir. Papağan sadece konuşur, düşünmez.

Kitaba odaklanmak, okuduğumuzu daha iyi değerlendirme imkânı verecektir. Okuduğumuz kitabın altını çizeceğiz, not alacağız; bazen yazarı takdir edeceğiz, bazen de onunla tartışacağız. Bir nevi kitapla söyleşi yapacağız. İşte iyi okuma dediğimiz şey, odaklanabildiğimiz kadar iyi olacaktır.

İyi bir okur olmanın ikinci özelliği, okuduklarıyla kendisini geliştirmesidir. Yani geliştirici okuma yapan iyi bir okurdur. Böyle bir okuma yapan kişi, enaniyete kapılmadan her yeni okumayla kendisini yenileyebilendir. Çünkü her kitap yeni bir dünyaya açılmaktadır. İyi okur, her kitapla yeni bir dünyaya seyahat ederek ufkunu geliştirebilendir.

İyi bir okur; ne okuduğunu, niçin okuduğunu bilen, okuduğunu sorgulayan, aklına takılanları araştıran, araştırarak doğruluğuna emin olduğu bilgileri hayatına rehber yapan, kapitalizmin azgın canavarı reklamların kendisine dayattığı kitaplardan uzak duran, okuduklarıyla zamanın ve tarihin ruhunu anlamaya çalışan okurdur.

İşte bu okur, her şeyden önce okuduklarıyla ukalalık yapmadan, Sokrates gibi “Bildiği tek şeyin hiçbir şey bilmediği” tevazusuyla sürekli bir gelişme içinde olmalıdır.

Cemil Meriç gibi iyi bir okur, yazar ve düşünür, Bu Ülke adlı eserinde kendisine disiplinli çalışmayı öğreten kitabın altını çizmektedir. Terbiye-i İrade adlı eserin kendisine önemli bir değer kattığını söylemekten kaçınmadığı gibi, okumanın kendisini nasıl etkilediğini de belirtmektedir:

“Kaderimi tayin eden bir başka kitap da İbrahim Ethem’in Terbiye-i İrade başlıklı eseridir. Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.”

İyi bir okur, okuduklarıyla kendisini geliştiren, şekillendiren, duygu ve düşünce dünyasına katkı sunabilendir.

İyi bir okur olmanın üçüncü özelliği, okumaya bir hedef koymaktır. Neyi, niçin okuyacağım? Hangi kitabı, hangi amaç için okuyacağım?

Amaçsız hiçbir iş değerli değildir.

Bir eğitimci, bir sporcu, bir öğrenci, bir ev hanımı, bir iş insanı, iyi bir okur olmak için her şeyden önce kendisini geliştirecek kitaplara öncelik vermelidir. İnsanın hayatına değer katacak okumalar iyi bir okumadır. Bunun için bizi hedefimize odaklayacak kitaplar önceliğimiz olmalıdır.

Öncelik verdiğimiz şeyler, hayatımızda bir değere sahip olanlardır.

Yediğimiz yemeklerin damağımızda bıraktığı tatlardan çok daha fazlası olduğu gibi, iyi bir okumanın da güzel vakit geçirmekten daha fazla etkisi olur. Çünkü iyi bir okuma hayatımıza yön verir.

Nasıl ki hedefi olmayan, rotası belli olmayan bir gemi denizde veya okyanusta gelişigüzel dolaşırsa, hedefi olmayan okumalar da insanı bir noktaya ulaştırmaz.

Bunun için okur, okumalarının kendisini geliştirmesini istiyorsa okumalarına mutlaka yüce bir hedef belirlemelidir. Değişmemeye kararlı bir insan iyi bir okur olamaz. Çünkü okuduğumuz kitaplar çoğu defa bizim eksiklerimizi, yanlışlarımızı görmemizi sağlar. İşte okuduklarıyla kendisiyle yüzleşebilen ve kendisini geliştiren insan iyi bir okurdur.

Okumanın en önemli hedeflerinden birisi, insanın kendisini geliştirmesidir.

İyi bir okur olmanın dördüncü özelliği, eleştirel bir bakış açısına sahip olabilmektir. İnsan olarak duygulardan bağımsız olamadığımız için okuduğumuzda duygularımızı olumsuz etkileyen kitaplara şerh koyabilecek bir bilinç ve cesarette olmalıyız.

Çevremizdekilerin iyi dediği ama okuduğumuzda bizim temel değerlerimize suikast düzenleyen kitapları iyi bilmeliyiz. Nasıl ki her insan iyi değilse, her kitap da iyi değildir. Kötü insanlardan uzak durulması gibi kötü kitaplardan da uzak durmalıyız.

Ahmet Altan’ın Aldatmak adlı kitabını okuduğumda, insanı nasıl ciddi kuruntulara sürükleyebileceğini gördüğümde şaşkına döndüm. İlk önce bu yazarın hanımının bu kitabı okuduğunda ne düşüneceğini çok merak ettim. Böylesine büyük bir ahlaksızlık olamazdı.

Eleştirel bakış açısına sahip olmak, yazılanlar üzerinde fikir yürütme cesareti gösterebilmektir. Bu ise haksız yargıdan uzak, objektif bir bakış açısıyla gerçekleşmelidir. Düşmanca bir yaklaşımdan, ön yargıdan ziyade tarafsız bir bakış açısıyla, toplumsal değerleri eksene alan bir anlayışla yaklaşılmalıdır.

Stefan Zweig’in eserlerini okuduğumda dehşete düştüm. Özellikle gençlerin okuduğunu düşündüğümde bu beni daha da üzdü. Özellikle gençlerin okumaması gerektiği kanaatine vardığım ve dört sayfalık eleştiri yazısı yazdığım kitaplarında pedofili, eşcinsellik, yasak aşk, karamsarlık, zina vb. birçok konuyu gördüğümde, sırf popüler bir yazar diye onu alkışlamam mümkün değildi.

Öğretmenlerin, anne babaların ve yetişkinlerin gençlere tavsiye ettiği kitapları ilk önce kendilerinin okuması gerektiği kanaati bir defa daha zihnimde canlanmıştı.

Küçük Prens’i çok satılan ama az anlaşılan kitaplardan birisi olduğunu düşünüyorum. Onu okuduktan sonra üç sayfalık eleştiri yazdım. Kitap boyunca büyüklerin hiçbir şeyden anlamadığı, hiçbir şey bilmediği, paradan başka bir şey düşünmedikleri, sevmekten uzak oldukları gibi konular vurgulanıyordu. Bunu okuyan çocuklar büyüklere ne kadar saygı duyabilir?

Eleştirel bakış açısına sahip okur, aynı zamanda kitapların takdir edilecek özelliklerini görüp takdir edebilir ve yazarın anlattığından daha derin anlamlar çıkarabilir.

İyi bir okur olmanın en iyi yollarından birisi, aklımızı yazara ipotek etmemektir. Her ne dediyse doğru, her ne dediyse yanlıştır yargısından uzak, anlamaya çalışmaktır.

Ebu Zer-i Gıfari’nin hayatıyla ilgili bir roman okuyordum. Yazar, Ebu Zer’in ağzından Medine’de nazil olan bir ayeti Mekke’de söyletiyordu. Bu, teknik olarak yanlış bir bilgiydi. Yazar tanıdık olduğu için arayıp durumu bildirdim. Bana, “Bu bir roman, nihayetinde bir kurgu,” dedi. Ama ben bunun doğru olmadığını düşünüyordum.

Kurgu, gerçeği ters yüz etmek değildi.

Montaigne, olgun bir okuru şöyle tanımlamaktadır: “Olgun bir okuyucu, çoğu kez başkasının yazdıklarında yazarın düşünmediği güzellikleri bulur, okuduklarına daha zengin anlamlar ve renkler kazandırır.”

İyi bir okur, yazarın söylediklerinden yola çıkarak kendi zihninde yeni ufuklara yol alır. Ben bunu şu veciz ifadeyle belirtmiştim: “Okumak tohum, yeni fikirler fidandır. Tohumu olmayanın fidanı olamaz.”

Tolstoy’un Diriliş adlı eserini okuduğumda büyük bir hayranlık duydum. Belki de Rus edebiyatının bir Leyla ile Mecnun’u olabilir diye düşündüm. Nehlidov’un geçirdiği üç dönemi onunla birlikte yaşadım. Hovardalık, devrimcilik ve dindarlık dönemleri… İnsanın, yanlışı karşısında nasıl davranması gerektiğini öğrendiğim bir şaheserdi.

Okuduğumuz kitaplardan edindiğimiz bilgilerle yeni kurgular, yeni bakış açıları geliştirebilmek için okuduklarımızı zamana, kültürümüze, inancımıza ve hayatımıza göre yorumlayabilmeliyiz.

İnce Memed’i okuduğumda haksızlığa karşı duyarsız olunmaması gerektiğini; çünkü zulmün sessizlik karşısında daha azgınlaştığını, buna mukabil bedel ödenerek gösterilen dik duruşun zulme bent olduğunu gördüm. Abdi Ağa gibi güç sahipleri, yaptıkları zulümle beslenen sürüngenlerdir. Yaşanılan zulümlere sessiz kalma acizliğini gösterenlerin İnce Memed’i okumasının bir değeri olmayacaktır.

Okumalar bizi hayata karşı tecrübeli, bilgili, duyarlı hâle getiriyorsa iyi okumadır.

Önemli okumalardan birisi de sosyal medya okurluğudur. İyi bir okur, medya savaş meydanına Sorgulama Zırhı’nı, Düşünme Kılıcı’nı, Anlayış Kalkanı’nı kuşanarak girmelidir. Her yazılana, her söylenene inanırsa sadece kurgu aptalı olur.

Kurguyu yapanların kuklası olur.

Bunun için mutlaka araştırma atıyla söylenenlerin, yazılanların üzerine gidip tez ve antiteziyle değerlendirip bir senteze varma cesareti göstermelidir.

“İyi bir okur nasıl olunur?” sorusunu kısaca şöyle değerlendirebiliriz:

İnsan, yazarın papağanı olmadan, okuduğunu anlayarak, sorgulayarak, eleştirel bakış açısıyla okuyup okuduğuyla kendisini geliştirip hayatına yön verecek okumalar yaptığı zaman iyi bir okur olmanın özelliklerini taşır.

Aynı zamanda okuduklarını derinlemesine tahlil ederek, yazarın anlattığından daha fazlasını anlayan, yeni fikirlere yelken açan da iyi okur olmanın özelliklerini taşımaktadır.

İyi Okur Olmanın Yolları

  1. Okumaya odaklanmak
  2. Okumaya hedef belirlemek
  3. Anlayarak okumak
  4. Eleştirel bakış açısına sahip olmak
  5. Okuduklarıyla yaşamına ilkeler çıkarmak
  6. Yeni fikirler üretip yeni ufuklara yol alabilmek
  7. Yazarın papağanı olmamak
  8. Popüler, yapay şekilde şişirilen ve dayatılan kitaplardan uzak durmak
  9. Her yazılana inanmamak
  10. Çok okumaktan ziyade kaliteli okumak

1966 yılında Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Mersin’de tamamladı. Mersin İmam Lisesinden 1986, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1992 yılında mezun oldu. Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Halen Ankara Kahramankazan’da görevine devam etmektedir. 27 yıldır öğretmenlik yapmaktadır. Çeşitli dergi, gazete ve ders kitaplarında hikâyeleri, şiirleri ve makaleleri yayınlanmıştır. İmam Hatip 8 ve 11 sınıfların Kur'an’ı Kerim ders kitaplarının yazarı. Aile ve sokak çocukları ile ilgili dernek kurdu pek çok yerde seminerler verdi. Radyo ve televizyon programları yaptı.  Mersinde Dil Edebiyat Derneğinde, Kahramankazan’da yazarlık dersleri verdi, genç yazar ve şairler yetiştirerek, Genç Kalemler isminde Edebiyat dergisi çıkardı. Kabirde ilk Gece kitabıyla Türkiye geneline ulaşarak kalbine dokunduğu bir okuyucu kitlesine kavuştu, 55 baskı yaptı. Kitabın Arapça ve İngilizceye çevirileri yapılmaktadır. Eserleri: Aile Eğitimi; Özgürleştiren Disiplin, Anne Babamı İyi Seç, Kutsal Metinlerden Günümüze Cinsel Hayat Romanları; Kabirde İlk Gece (55. Baskı), Sırat Köprüsünde Heyecan, Cehennem yolcuları, Cennet Yolcuları, Aşkın Öncüsü Hz Muhammed, 15 Temmuz Milli Direniş Öyküsü, Şeytanın Oyunu, İlk Aşk Âdem İle Havva Öykü kitapları; Melekler Ölmesin, Ölümsüz Arkadaşlık Bahar ile Gül, İmdaaaat Babam Sigara İçiyor. Dini Kitapları; Şeytanın Tuzakları, Namaz Neslinin Deklarasyonu, Cennetin Rövanşı, “Allah İlk Öğretmenim, Ölüm Sonrası Yürüyüş, Zülfikar, Aşka Adanmış Hayat Hz Ali, Allah Kimleri Sever Kimleri Sevmez, Anne Bana Dinimi Anlat, Bilinç İnşası, Müslüman Gencin Yaşam İlkeleri. Şiir Kitapları; Eşsiz Sevgiliye (Esmaul Hüsna), Sevgiliye Gözyaşları, Kardeşlik Ülkesi Çocuk Romanlar: Çiçek Kız Meryem Dilek Yıldızı, Çiçek Kız Meryem Barış’ın uçurtması Gençlik Romanları; Gizemli Yolculuk Macera başlıyor, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet, Selahaddin Eyyubi, Şapkalı Çocuğun Maceraları Kamp Heyecanı Öykülerle Aile İçi Davranış Eğitimi: Yusuf ve Zeynep Öğreniyor Serisi (10 Kitap) Masal Kitapları: Masal Serisi (28 Kitap) Seyit Ahmet Uzun’un yayınlanmaya hazır, “İtikadi ve İktisadi Yozlaşma Karşısında Hz. Şuayb” “Sessiz Haykırış” “Aşk Yarası" “Biraz Hüzün Biraz Tebessüm İşte Hayat” “Doğmamış Çocuktan Mektuplar” adlı çalışmaları bulunmaktadır. Masal Terapisti olarak çocukların hayal gücünü geliştirerek onları hayata daha aksiyoner ve katılımcı bir kişilikle hazırlamaya çalışmaktadır. Özgün ve kendi kültürümüzü yansıtarak yazdığı yaklaşık beş yüz civarında masalda bu konuları işlemeye çalıştı. fecabook.com/ seyitahmetuzun ınstegram/seyitahmetuzun twitter/seyitahmetuzun

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir