ANKARA – İnsaniyet Eğitim, Kültür ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen “Başkent İnsaniyet Buluşmaları” kapsamında, 23 Ekim 2025’te Kabakçı Konağında gerçekleştirilen etkinlikte, Necip Evlice “Sanat, Edebiyat, Eylem -Nuri Pakdil’i Anarken-” başlığı ile birlikte Nuri Pakdil’in hayatı, eserleri ve sanat felsefesi üzerine konuştu.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Dernek Başkanı Nil Gülsüm Kurt açış konuşmasında Ankara’nın kültürel ve medeniyet değerlerine dikkat çekti. Ardından Dr. Fatma Somuncuoğlu, konuşmacı Necip Evlice’nin öz geçmişine dair bilgiler paylaştı.
Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Fatih Karadayı, söyleşiyi yönlendirirken Necip Evlice, “iman, hak bilinci ve sanat ahlakı” ekseninde Pakdil’in hayatına dair çarpıcı anekdotlar aktardı.
“Peygamberin Adını Anarken Sesi Titrerdi”
Evlice, Nuri Pakdil’i tanıdığı yıllara değinerek onun derin imanını ve Peygamber sevgisini şu sözlerle anlattı: “Tanıdığım insanlar içinde Peygamberin adını anarken sesi titreyen, gözleri buğulanan tek insandı. Bu yönüyle imanını sadece sözle değil, sanatla da yaşatan bir insandı.”
Pakdil’in edebiyat anlayışının, inandığı değerlerin eyleme dönüşmüş biçimi olduğunu vurgulayan Evlice, “O, dergisini ve yayın faaliyetini bir eylem olarak görürdü. Çünkü inanç, hayata yansımıyorsa eksiktir.” dedi.
“Nuri Pakdil’in Eserlerinde “Hak Bilinci” ve “Titizlik” Vurgusu”
Evlice, Pakdil’in Edebiyat Dergisi dönemindeki yayın disiplinine dair hatıralarını da paylaştı: “Bir dergide en küçük bir hata varsa o dergi çöpe atılır, yeniden basılırdı. Çünkü Nuri Pakdil’e göre, bir insan bir dergiye para veriyorsa, o dergi hatasız ve tertemiz olmalıydı. Aksi halde bu, kul hakkına girerdi.”
Pakdil’in bu titizliğinin “hak bilinci”nden doğduğunu belirten Evlice, onun “Müslüman bir yayıncı, en küçük bir emeğe bile saygı duymalıdır.” anlayışını ilke edindiğini söyledi.

“Bir Üniversite Öğrencisine Tasarım Sorumluluğu Verdi”
Edebiyat Dergisi’nde öğrencilik yıllarında görev aldığını anlatan Evlice, o dönemde yaşadığı ilginç bir anıyı şu sözlerle paylaştı: “Bir kitap kapağı tasarlamam gerekiyordu. Bilgisayarın olmadığı bir dönemde elimle çalıştım. Nuri Pakdil çalışmamı inceledi ve ‘Elinize sağlık, bundan sonra bütün grafik ve tasarım işlerimizden siz sorumlusunuz’ dedi.”
Evlice, o anı “Hayatımda bana verilmiş en büyük sorumluluklardan biriydi.” sözleriyle ifade etti.
“Bilgisayar Yoktu, Ama Azim Vardı”
Evlice, o yıllarda Türkiye’de bilgisayarın bile yaygın olmadığını hatırlatarak, “Bugün her genç birkaç dakikada tasarım yapabiliyor ama o dönemde biz, harfleri tek tek transferle oluşturuyorduk. O şartlarda ortaya çıkan eserler, bugünün imkânlarıyla yapılanlardan çok daha ruha sahipti.” dedi.
Fotoğraf Tutkusunun Köyde Başlayan Hikâyesi
Söyleşinin ikinci bölümünde Evlice, fotoğrafçılık serüveninin çocukluk yıllarına dayandığını anlattı. Henüz ilkokula başlamadan önce köyüne bir fotoğraf makinesi geldiğinde duyduğu merakın onu yıllar sonra fotoğraf sanatına yönelttiğini belirtti. “O çocukluk merakı hiç bitmedi. Maraş Lisesi yıllarında arkadaşlarımın fotoğraflarını çekerek harçlığımı kazandım. Zamanla fotoğrafı bir sanat dili olarak kullanmayı öğrendim.”
2000’li yıllarda fotoğraf derneklerinde aktif olarak yer aldığını söyleyen Evlice, fotoğrafın “görsel bir tefekkür biçimi” olduğunu dile getirdi.
“Her Eserine Ruhunu Katardı”
Evlice, Nuri Pakdil’in hayatının sonuna kadar “sanatı, ahlakla birleştiren bir duruş” sergilediğini vurguladı: “Yayıncılığı ticaret olarak değil, bir sorumluluk olarak görürdü. Her yaptığı işe ruhunu kattı. Bu yüzden Edebiyat Dergisi bugün hâlâ konuşuluyor, çünkü o dergi hâlâ yaşıyor.”
Program Teşekkür Plaketiyle Sona Erdi
Söyleşinin sonunda İnsaniyet Derneği Başkanı Nil Gülsüm Kurt, Necip Evlice’ye teşekkür plaketi takdim etti. Etkinlik, katılımcıların soruları ve samimi sohbetlerle sona erdi.

