1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. İnceleme

Ardanuç’ ta Arkeolojik Kazı Çalışmaları ve Kral Büyük Aşut’un Mezarı

Ardanuç’ ta Arkeolojik Kazı Çalışmaları ve Kral Büyük Aşut’un Mezarı
1

Giriş

 Ardanuç, sahip olduğu coğrafi konum itibari le Kuzey Kafkasya’yı Anadolu içlerine bağlayan doğal yolların kesişim noktasında bulunmaktadır. Ayrıca Ardanuç; Bulanık, Ekşinar, Üçırmaklar ve Horhot derelerinin suladığı arazileri de barındırdığından hububat tarımı ve meyvecilik için bugün de önemini muhafaza etmektedir. Özellikle vadilerin dar yamaçlarında kurulu üzüm bağları halkın hayat standardını yüksek tutmada önemli rol oynamıştır. Yalnızçam dağları silsilesindeki geniş otlak ve yaylalar da hayvancılık için bölgeye geniş jeostratejik avantajlar sağlamıştır. Bunlardan ayrı olarak Ardanuç ve çevresinde çok eski dönemlerde işletilmiş altın, gümüş, bakır gibi maden galerilerinin varlığı, yağma ve ganimet peşinde koşan topluluklar için cezbedici olmuştur. Bu bakımdan bölge Eskiçağ ve Ortaçağ boyunca işgal ve istilalara maruz kalmış, oldukça sarp ve balkanlık arazi üzerindeki kale ve kuleler küçük feodal beylikler için korunaklı saklanma yerleri olmuştur. Yerleşimciler büyük ekseriyetle Kuzey ve Güney Kafkasya üzerinden gelmiştir. Fakat dış baskılara maruz kalan bazı toplulukların Doğu Anadolu üzerinden göç ederek Ardanuç ve çevresindeki korunaklı sığınma yerlerini tercih ettikleri de görülmektedir. Bu bakımdan Eskiçağ’dan günümüze kadar Ardanuç ve çevresi birçok kavimlerin istilasına ve yerleşmesine sahne olmuştur: Hurriler, Urartular,Kimmerler, Saka/İskitler, Taoklar, Arsaklılar, Sabirler, Gürcüler, Hazarlar, Bulgarlar, Kalaçlar, Tukharlar, Osetler, Kıpçaklar/Kumanlar, Selçuklular, Harzemşahlar, Moğollar,Hıristiyan Kıpçak Atabekleri, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Osmanlılar.[1]

Ardanuç’ta Arkeolojik Kazıların Başlaması:

Ardanuç Dış Kale’ de ilk arkeolojik kazı çalışmaları 2021 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi adına Dr. Öğretim Üyesi Osman Aytekin başkanlığında başladı. İlk yıl çalışmalar İskender Paşa Camii Külliyesi haziresindeki türbe ve mezarlar üzerinde yapıldı.2022 ve 2023 yıllarında kazı çalışmaları Dış Kale sur içi Büyük Kilise ile İskender Paşa Külliyesi’ne ait şadırvan ile hamamda sürdürüldü. 2024 yılında ise İç Kale’ deki kazı çalışmalarına geçildi. Ardanuç Bagratlıları diğer adıyla Tao-Kılarceti Beyliği Kralı Küropalat I.Aşut’ un Aziz Petrus ve Aziz Pavlos adına IX. yüzyılda inşa ettirdiği Aşut Kilisesi’nde kazı çalışmalarına başlanıldı.[2]  Aynı yıl İç Kale’nin güneyinde yer alan bu kilisenin giriş kısmındaki çalışmalar tamamlandı. 2025 yılındaki kazı çalışmaları ile kilisenin temelleri tamamıyla ortaya çıkarıldı.

Kilisenin doğusunda yer alan apsisin altında 220 cm.x180 cm. boyutlarında ve 150 cm. derinliğinde bir mezar tespit edildi. Mezarın yan duvarları Horasan harcı ve düzgün taş işçiliği ile yapılmış olup zeminde ana kaya yer almaktadır. Mezar odasının yanlardan tavana doğru yükselen semer sırtı biçiminde düzgün bir kubbe ile örtülü olduğu görülmektedir.[3] Büyük Aşut’un mezarı Ardanuç Bagratlıları’nın üzerindeki sis perdesini aralayabilirdi. Ancak mezar boş çıktı. Belli ki Aşut’un tabutu büyük bir dikkat ve ustalıkla bir yere taşınmış.

Aşut Kimdir?

 Aşut, kaynaklarda Tao- Kılarceti Beyliği olarak geçen Ardanuç Bagratlıları devletinin derebeyidir.[4] Kür, Çoruh, Aras ve Dicle boylarına yayılmış ve ticaretle çok zenginleşmiş olan Bagratlı ailesine mensuptur. Tao- Kılarceti topraklarında hüküm süren Adarnase’ nin oğludur. Gregoryen Bagratlılar bir yandan Arap İslam akınlarına, diğer yandan da Ortodoks Bizans’ın ağır baskılarına maruz kaldılar. Aşut Bey, (787- 826) Kılarcet’ in merkezi Ardanuç Kalesi’nde hüküm sürdü.[5]  O, V. Yüzyılda Sasani soyundan İber /Gürcü Kralı Vaktang Gorgasali (446-499)’ nin ihya ettiği fakat sonradan Emevi Halifesi II.Mervan’ın 744 yılında büyük oranda tahribata uğrattığı Tao – Kılarceti topraklarının en büyük kalesi olan Ardanuç Kalesi’nin surlarının onarımını tamamlayıp tahkim ettikten sonra burayı başkent yaptı.[6]  Dış Kale’nin sur içindeki Ardanuç şehrini de bayındırlaştırdı. İç Kale’nin güney batısında da havarilerden Aziz Pavlos ve Aziz Petrus adına görklü bir kilise yaptırdı.[7] Aşut, bu kilisede kendi kabrini de hazırladı.[8] Arap – İslam akınlarının ve kolera salgının harap ettiği ülkesini yeniden ayağa kaldırmak için Rahip Grigol Handzteli’ nin kurduğu yerel manastır cemaatlerini himayesi altına alarak bölgeye Gürcülerin yerleşmesini teşvik etti.[9] Bunun neticesinde de İberya ‘nın politik ve dini merkezi Tao- Kılarceti oldu. Bağdat Abbasi Halifesi Emin’ den 810 yılında “Gorg Beylerbeyi ve Ortodoksların Patriki” unvanını aldı.[10] Aşut, 813 yılında da Bizans İmparatoru V.Leon (813-820)’ dan Khaldea (Trabzon) valisi eliyle Küropalat unvanını alarak Yukarı Kür ve Çoruh boylarının ilbeyi ve sonraki Gürcistan Bagratlıları’nın da atası oldu.[11] Bizans’ın etkisiyle Bagratlı Küropalat Aşut ve idaresi altındaki yerli Oğuzlar ve Gürcüler Gregoryenlikten Ortodoksluk’a döndüler.[12] Bu hanedan Tayk, Gugark eyaletleriyle Abkaz ve Kartli /Gürcistan ülkelerine de hâkim olup, Gürcistan’ın 1801 yılında Rus istilasına uğramasına kadar on asırdan fazla krallık ve hanlık ile hüküm sürmüşlerdir.[13] Büyük Aşut, hem Abbasi Halifesi, hem de Bizans İmparatoru tarafından itibar görerek denge siyaseti takip etmeye çalıştı.[14] İran’ da çıkan Babek isyanının Abbasileri bunaltmasından faydalanarak İslam topraklarına yürümek isteyen Bizanslıların üstün geleceğini zannederek Bizanslılara yardım etti.[15] Bunun üzerine Aşut Beyi cezalandırmak için Tiflis İslam Emiri 816 yazında Şavşat ve Kılarcet (Ardanuç) bölgelerini yakıp yıktı ve yağmalayarak Tiflis’e döndü.[16] İslamların çekilmeleri üzerine Bagratlı Aşut Bey (787-826) müttefiki Bizanslılardan aldığı yardım ile Kılarcet ve Şavşat’ta bozulup yıkılanları yeniden onartıp şenlendirdi.[17] 816-818 yılları arasında Abbasi Halifeliğine karşı yapılan Babek isyanından sonra İslam orduları bunalmış ve İran’ da karışıklıklar artmış iken Bizans’ın kışkırtması ile Küropalat Aşut Bey ( 787-826) 825 yılında ordusu ile Ardahan’ı aşıp Gence ve Berde’yi ele geçirmek isterken Çıldır’ın kuzeyinden yetişen Abbasilerin Tiflis Emiri Halid’ in   önünde bozguna uğradı.[18]

Kral Aşut Nasıl Öldürüldü?

 Aşut, bu bozgundan sonra kaçıp sığındığı Nigali vadisinde (Osmanlı dönemindeki Livana Sancağı merkezi şimdiki Seyitler köyü) ordusunu büyütmeye çalıştı.[19] Kendisine katılmak üzere çağırdığı adamlar davete icabet ettiler ise de kendisini öldürmek niyetiyle geldiler. Bundan hiç şüphelenmeyen Aşut onlar gelince niyetlerini derhal anladı ise de yanında mukavemete yeterli olmayan pek az adam bulunduğundan Nigali’ deki bir kiliseye iltica etti ve orada 29 Ocak 826 günü absisin önünde kılıç darbeleriyle öldürüldü.[20] Absis onun kanı ile boyandı. Çünkü absisin basamakları üzerinde bir koyun gibi kesildi. Aşut’un Doluzhana’daki (şimdiki Artvin Hamamlı köyü) adamları efendilerinin Nigali’ de Mingrelienler ‘den (yerli Ortodoks Megrel halkından ) Orozmoz oğullarının eliyle öldürüldüğünü duyunca Doluzhana’ dan hareket ederek katilleri kovalamaya başladılar.[21] Onlara Çoruh Irmağı kenarında çekildikleri yerde yetiştiler ve bir tek adam bırakmadan hepsini katlettiler.[22] Sonra Aşut’un cesetini alarak Ardanuç İç Kale’de yaptırmış olduğu Aziz Havariyun Kilisesindeki kendi kabrine götürdüler.[23] Artık Tayk Eyaleti bütünüyle İslamların eline geçmişti. Başı kesilen Kral Aşut’un oğlu I. Bagarat (833-876) ile kardeşleri Guaram ve Adarnase beyler Ardanuç’ta oturmuşlar Kılarcet ve Şavşat bölgelerinin il beyi olarak İslam Halifesine haraç ve cizye vermişlerdir.[24] I.Bagarat babasının yolundan giderek bayındırlık işlerine önem vermiş ve Porta Manastırını yaptırmıştır.[25] Kral Aşut Bey Hırıstiyan kültürünün bir koruyucusu ve kilise dostu olmasından dolayı Gürcü Ortodoks Kilisesi tarafından azizleştirilmiştir.[26]

Bagratlıların Menşei:

Bagratlı hanedanının etnik menşei ile ilgili iddialar bilimsellikten uzak birtakım zorlamalara ve efsanelere dayanır. Ardanuç ve Gürcistan Bagratlıları’nda hâkim kültür ve kilise kitabeleri dili Gürcüce, Kars Ani Bagratlıları’nda Ermenicedir.

Kral Aşut’un Mezarını Kimler Nereye Taşımış Olabilir?

Ardanuç Bagratlı Krallığı VIII-XII.  yüzyıllar arasında hüküm sürdükten sonra Ardanuç Kalesi Kıpçak kökenli Ortodoksluğu benimsemiş Atabekler Hanedanından bir kol tarafından kullanıldı.[27] Ardanuç Kalesi’nde hüküm süren XIV. Atabek II. Keyhüsrev’in İran yanlısı siyaset izlemesi üzerine Osmanlıların Erzurum Beylerbeyi Çerkez Sarı İskender Paşa kuvvetleri tarafından Ardanuç kuşatılarak Kale top ateşine tutuldu. 22 günlük bir muhasaradan sonra 13 Haziran 1551 Cuma günü İç Kale ile birlikte Ardanuç fethedildi.[28] Kanuni Sultan Süleyman’ın Kale girişine koydurduğu kitabeden de anlaşıldığı üzere Dış Kale Sur İçi Şehir bayındırlaştırıldı. Yeni kurulan Ardanuç Sancağı’nın İslamlaşması için buraya Erzurum’dan nüfus getirilmiş, bu arada İskender Paşa Külliyesi’ndeki taşınmazlar da mülhak vakıf olarak kayıt altına alınmıştır.[29] Ardanuç’un son Atabeki II. Keyhüsrev Bey (1545-1573) ve karısı Dedis İmedi Hatun ele geçirilememişti. İran Şahı, müttefiki II. Keyhüsrev Beye Akşehir (Ahılkelek) ve Tümük kalelerini vermiş ve onunla Osmanlılara karşı ittifakını devam ettirmiştir.[30] 2025 yılındaki kazıda Aşut’un mezarının içinin boş çıkması, işte bu kuşatma esnasında Atabeklik hizmetinde çalışan kilise görevlileri tarafından Aşut’un tabutunun Osmanlı hâkimiyeti dışında emniyetli gördükleri bir yere taşıdıklarını akla getiriyor. Çünkü Gürcü Ortodoks Kilisesi’nce Aziz kabul edilen ve Gürcistan Bagratlılarının da atası sayılan Büyük Aşut’un Ortodoks Hıristiyan Kıpçak Atabekler için de Aziz olduğu kanaati şüphesizdir.

Ardanuç Kalesi Arkeolojik Kazıları Artvin Tarihi İçin Bugüne Kadar Hangi Kanaatleri Netleştirdi?

 1-Dış Kale sur içindeki kilisenin Kral Aşut’un Aziz Petrus ve Aziz Pavlos adına yaptırdığı ve tarihi kaynaklarda içine gömülü olduğu belirtilen kilise olmadığı kesinleşti. Bu kilisenin çok daha eski yani V. Yüzyılda Sasani soyundan İber / Gürcü Kralı Vaktang Gorgasali tarafından yaptırılmış olması ihtimali kesinlik kazandı. Çünkü Gorgasali’nin Ardanuç’a geldiğinde Kalarcet/Kalaç Yurdu’nun idare merkezi olarak Ardanuç Kalesi’ni kullandığını, süt kardeşi Artvaz’ ı çağırarak kendisini oraya eristav / vali tayin ettiğini, Ardanuç Kalesi’ni tamir ettirdiğini, orada bir kilise ve manastır yaptırdığını, ayrıca yakındaki Akhıza (şimdiki adı Ferhatlı) Kalesi’ni onarttığını ve hatta ileride eğer İranlılar galip gelirse bir tedbir olarak burada sığınma mağaraları kazdırdığını, biliyoruz.[31]

2-İskender Paşa Camii haziresinde camiye bitişik kuzey yöndeki türbenin içindeki iki adet mezarın biri, kapı girişindeki kitabeye göre III. Beka yani Müslüman olduktan sonra Ahıska Eyaleti Beylerbeyi Vezir Sefer Paşa (1625-1652)’ ya ait olduğu ve diğerinden önce daha düzenli bir şekilde defnedildiği anlaşıldı. Yanındaki ikinci kişinin ise İshak Paşa’nın oğlu Vezir III. Yusuf Paşa olduğu kesinleşti. Zira III. Yusuf Paşa 1733-1740 yılları arası Ahıska/Çıldır Beylerbeyliği yapmıştır. Kendisi vezirlik rütbesi ile Ahıska Beylerbeyi iken babası Büyük İshak Paşa (1703-1748) da Tiflis Valisi idi. III. Yusuf Paşa babasından önce vefat etmiştir. Oğlu İbrahim Paşa’dır. Kale önündeki bugün hala hizmet veren ve kendi adıyla anılan çeşmesine Vashet Tepesi’nden pöhreng (pişmiş topraktan yapılmış keramik) borularla su getiren Hatice Hanım işte bu III. Yusuf Paşa’nın zevcesidir. Hatice Hanım’ın çeşmesindeki kitabede h.1157 (miladi 1742-1743) tarihi ile III. Yusuf Paşa’nın yılları birbirine uyduğuna göre Sefer Paşa türbesinde yatan ikinci kişi kesinlikle III. Yusuf Paşa’dır ve Hatice Hanım’ın da kocasıdır.[32]

3-Ortadaki türbede mezar olmadığı, içindeki sekilerden buranın hafızların Kur’an okumalarına yönelik yapıldığı kanaati doğru çıkmadı. Kazı çalışmalarında Kale önüne içme suyu getiren ve çeşme yaptıran III. Yusuf Paşa’nın zevcesi Hatice Hanım’ın mezarının açık alanda değil, bu türbenin içinde tabutu ile birlikte gömüldüğü anlaşıldı.

4-Mihrap tarafına yakın son türbede de daha sonraki yıllarda Livane ve Ardanuç sancağının ileri gelenlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.[33]

5-İç Kale’de Aşut’un yaptırdığı kilisenin ebat olarak şehir surları içindeki kiliseden daha küçük olduğu ve İç Kale’de sadece bir adet kilisenin var olduğu kesinleşti.

6-Aşut’un mezarının tarihi kayıtlar doğrultusunda yaptırdığı bu kilisenin apsisinin altında olduğu tespit edildi.

7-Aşut’un tabutunun yağmacılar veya define avcıları tarafından değil, bilinçli bir şekilde çıkarılıp taşındığı anlaşıldı. Bu işlem 1551 tarihindeki fetih sırasında veya 1878-1914 yılları arasında Rus arkeologlar tarafından da yapılmış olabilir.

8-Dış Kale eteğindeki Büyük Kilise’nin bitişindeki bölmede Ruslara veya Ermenilere ait olduğu bilinen silah deposunun mevcut olduğu tarihi kayıtlardan biliniyordu.[34] Hatta depo önünde silahlı nöbetçilerin yer aldığı bir adet fotoğraf da mevcuttu. Bu silah deposunun 1914 Kasım ayında Kale’de yaşayan Ermenilerce havaya uçurulduğunu da biliyoruz. Bu silah deposunun Ermenilere mi, yoksa Ruslara mı ait olduğu sorusu da cevap bulmuş oldu. Zira kazıda ele geçirilen farklı kalibrelerde ondan fazla merminin hiçbirinin Rus yapımı olmadığı, tamamının İngiliz malı olduğu görüldü. Demek ki Anadolu Ermenilerini Osmanlıya karşı kışkırtan ve silahlandıran İngilizlerin, Rus egemenliğinde yaşayan Ermenileri de silahlandırdığı görülmektedir.

9-Ardanuç ve çevresinde yeni fethedilen Satlel, Livana, Perteğrek, Udav gibi birçok kale Osmanlılarca onarılıp askeri amaçla kullanıldığı halde, bunların en büyüğü olan Ardanuç Kalesi’nin fetihten sonra kullanılmayıp yıkımla aynı şekilde günümüze ulaştığı şeklindeki kanaatimizin doğru olduğu anlaşılmıştır. Zira kazı çalışmalarında, fetih esnasında kullanılan Osmanlı toplarının dökme demir gülleleri ile taş gülleler yıkıntılar içinde olduğu gibi durmaktadır.

10-İskender Paşa Camii Külliyesi’ne ait Medrese’nin medreselerin kaldırılmasından sonra Cami ile bağlantısını sağlayan kapı girişinin kalın taş duvarla kapatıldığı tespit edilmiştir. Cami avlusuna bitişik aslen iki katlı 24 odalı 12 derslikli olan İskender Paşa Medresesi, medreselerin kapatılmasından sonra 27.6.1941 tarihinde Muhasebeyi Hususiye (Devlet Maliyesi) tarafından “Harap Medrese” adıyla bir şahsa satıldığı tapu kayıtlarında görülmektedir. Medrese önündeki müderrislerin mezarları da bakımsız olarak beklemektedir. Ardanuç’un fethinden itibaren 373 yıl aralıksız hizmet veren İskender Paşa Medresesi’nin yeniden Cami Külliyesine katılması kültürel mirasın korunması açısından önem arz etmektedir.

Sonuç

İç Kale de yürürken zeminindeki ayak seslerinden tabanda ulaşılmamış ve yıkımla beraber ulaşılmayı bekleyen odaların ve bölmelerin varlığı, kazı çalışmalarının aynı kararlılıkla devam etmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Artvin tarihini aydınlatacak bu arkeolojik kazı çalışmalarında Sayın Dr. Osman Aytekin ve çalışma arkadaşlarına fırsat tanıyan, destek olan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a ve Hem şehrimiz Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sayın Nadir Alpaslan’a bir Ardanuçlu olarak şükranlarımı sunuyorum.

 

* Araştırmacı-Yazar, halit.ozdemir@hotmail.com, Orcid: 0009-006-3347-6090.

[1] Kadim zamanlardan bu yana Ardanuç ve çevresine yerleşen bu kavimlerin ağırlıklı olarak Türk kökenli oldukları görülmektedir Akademik araştırmalara konu olması gereken bu coğrafi adlara sadece birkaç örnek verecek olursak; Bulgarların Vanand kolunun adı Ardanuç Beratlı köyünde çayırlık mevkiinde halen kullanılmaktadır. İskit/Sakaların bir kolu olan Tao/Tayk /Tao-skari/Tavusker (Tav Kapısı) /Tao-Kılarceti adı halen kullanılmaktadır. Kalaç/Halaç/Kılarç/ Kılaç-et (Kalaç Yurdu) Kılarcet adı Ardanuç ‘ un yeni adı Bereket olan köyünün adıdır. Ardanuç ‘ta kuzeyden esen rüzgâra “ Kalaç yeli” denilir. Ayrıca yöre halkı, doğranmış ekmek, soğan, kızdırılmış tereyağı ve lor karışımından yapılan bir yemeğe de “ Kalaç Aşı “ derler. Tukharların adını taşıyan Tukharis Kalesi Şavşat’ta halan ayaktadır. Hazarların adını taşıyan Hazar/Hazor/Hezor köyü Artvin Merkez ilçeye bağlı olup Ardanuç’un sınır komşusudur. Malazgirt Zaferi öncesine ait Eski Oğuz Elleri’ndeki Türkçe yer adları tabii ki bunlarla sınırlı değil.

[2] Tao-Klarceti Beyliği’nin coğrafi adı Tao /Taok/Tayk, Saka/ İskitlerin bir kolunun adıdır. Kılarcet de Kalaç-et / Kalaç Yurdu anlamına gelmekte olup idare merkezi Ardanuç Kalesidir.

[3] İç Kale’nin drone ile çekilmiş resimlerini benimle paylaşan kadim dostum Sayın Dr. Osman Aytekin’e teşekkür ederim.

[4] Bknz. Brosset, Marie Felicite, Çev. Hrant D.Andreasyan, Yay. Haz. Erdoğan Merçil, TTK Yayınları, Ankara 2003, s.223,224,225.;  Kırzıoğlu , M.Fahrettin, Kars Tarihi I, İstanbul,1953. s.251

[5]Kırzıoğlu,Kars Tarihi s.256

 

[6] Özdemir, Halit Artvin Tarihi, Egem Matbaacılık, II.Baskı, Ankara, 2002 s.37

[7] Kırzıoğlu, Kars Tarihi, s.233

[8] Brosset, Gürcistan Tarihi, s.225

[9] Grigori Khanzteli /Khandzta, Tao-Klarceti de keşiş olmuş buralarda birçok manastır ve kilise yaptırdığından Gürcü Ortodoks Kilisesi’nce başrahip sayılmış ve I. Küropalat Aşut’a da dini ve siyasi destek sağlamıştır. Gorg Aşut / Gorg Aşet /Goraşet şimdiki Kutlu köyünün adıdır.”Gorg” Farsçada kurt demektir. ” Ser/sar” da baş demektir. Vaktang Gorgasali’ nin adı da Vaktang Gorgasari ” Kurt Başlı Vaktang” anlamına gelir. Bu kelime zamanla ” Gorgasali” ye dönüşmüştür. Burada da Gorg Aşut ” Kurt Başlı Aşut “anlamına gelir. Kutlu köyünün Gorg Aşut/ Gorgaşet /Goraşet bağlarındaki tarihi yapı kanaatimizce kale değil, bu I. Aşut’un yazlık sarayı ile bitişiğindeki Başrahip Handzta’ nın manastırından ibaret olmalıdır. Burada “Göraşet” adını “Göraş-et/Göraş- Yurdu “ şeklinde düşünmek yanlıştır. Zira II.Selim  (1566-1574)  saltanatında hazırlanmış olup, İstanbul Cumhurbaşkanlığı Arşivi  Tapu 525  sayıda bulunan Evahir-i Zilhicce 981 (12-22 Nisan 1574) tarihli  Çoruh  boyu ve   Ardahan bölgesinden  ibaret  Atabekler Yurdu’nun  tahrir defterlerinden 160-b-160-a yapraklarındaki “Fihrist-i Kura  ve Gayrihi  der Liva-i Ardanuç “ bölümünde  dört nahiyeden ibaret Ardanuç Sancağının,  Ardanuç Nahiyesinin  60  tane köyü sıralanırken 28.sırada  bugünkü adı Kutlu olan köyün adı “KÖR-AŞÜT” olarak geçmektedir. Kırzioğlu ,M.Fahrettin,”Osmanlıların Ardanuç Sancağını Fethi”  Bursa Hakimiyet Gazetesi 29 Mart-18 Nisan 1964. H.Ö.

[10] Özdemir, Halit Artvin Tarihi, s. 36

[11] Kırzıoğlu Kars Tarihi, s.232

[12] Tao Kılarceti’nin yerli Oğuz halkı da diğer Gürcü topluluklarla birlikte Bizans’ın baskısıyla Ortodoks olunca bunların tamamı ” Gürcü “ sayıldı, tek tük Gregoryenlik’ te kalanlar da ” Ermeni” sayıldılar. Bu gün Gürcistan ve Ermenistan’ da Türk kültürünün derin izleri cesur araştırmacıları bekliyor. H.Ö.

[13] Kırzıoğlu, Kars Tarihi, s.232

[14] Özdemir, Halit Artvin Tarihi s.36

[15] Özdemir, Halit Artvin Tarihi s.36

[16] Özdemir, Halit Artvin Tarihi s.37

[17] Özdemir, Halit Artvin Tarihi, s.37

[18] Brosset, Gürcistan Tarihi s.225

[19] Brosset, Gürcistan Tarihi. s. 225; burada bahsedilen Nigal vadisi adı zamanla Ligan/ Ligana’ ya dönüşmüş daha sonra, Osmanlıların 16. yüzyıl başlarında Çoruh boyu üzerinde Yusufeli – Artvin kesiminin adı Livana / Livana deresi olarak geçiyor olsa da” Livana Sancağı “adı 1551’ de Ardanuç’un fethiyle birlikte yeni kurulan sancaklardan birisi olarak varlığını devam ettirdiğini görüyoruz. Ardanuç’un fethiyle Livana’nın Atabekli beyleri de Osmanlı hakimiyetini tanımaya başladılar. Yerli Atabekli beylerden Beka Beye 16Ağustos 1552 tarihinde ocaklık olarak Pert- eğrek Sancağı verilmişti. Bu sırada onun kardeşi Zuzende Beye de yine ocaklık olarak Livane Sancağının verildiğini Müslüman olduktan sonra da Zuzende’nin Mehmet adını aldığını görüyoruz. Dündar, Aydın Erzurum Beylerbeyliği ve Teşkilatı, Kuruluş ve Genişleme Devri 1535-1566 TTK Ankara 1998 s.27

[20] Brosset, Gürcistan Tarihi s.225

[21] Brosset, Gürcistan Tarihi s.225

[22] Brosset, Gürcistan Tarihi s.225

[23] Brosset, Gürcistan Tarihi s.225

[24] Brosset, Gürcistan Tarihi s.225

[25] Özdemir, Halit, Artvin Tarihi s.37

[26] Başrahip Handzta ile çevredeki manastırların yapımında gösterdiği fedakârlık onu “kilise dostu” yapmıştır.

[27]Özder, M.Adil,Tarihte Çıldır Atabekleri ve Torunları, Erzurum,1971, s.47

[28] Kırzıoğlu, M.Fahrettin,Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi, Ankara 1993 s.160

[29] Bknz.Reşit İskenderoğlu, Beylerbeyi Gazi İskender Paşa, Ankara 1989

[30] Ardanuç’un son Atabeki II.Keyhüsrev Bey Osmanlılara kaptırdığı toprakları geri alabilmek için Şah Tahmasb’ tan yardım istemek için 1570 ‘de Kazvin’ e gitti , yardım alamadan beklediği Kazvin’ de 13 Şubat 1573 ‘de öldü.

[31] Brosset, Gürcistan Tarihi s.143-144

[32] Özdemir, Halit Artvin Tarihi s.110; Özder, M.Adil, Tarihte Çıldır Atabekleri ve T orunları s.83; Mehmed Süreyya ,Sicill-i Osmani Hazırlayan Nuri Akbayar, İstanbul, 1996, V.1485

[33] Bu son türbe define avcılarınca büyük tahribata uğramış olup diğerlerine göre zamanımıza daha yakın bir zamanda Ardanuç ve Livana sancaklarının ileri gelenlerinin medfun olduğu düşünülüyor.

[34] Özder. M.Adil,Tarihte Çıldır Atabekleri ve Torunları, Erzurum 1971 s.15

 

Halit ÖZDEMİR 1956 yılında Ardanuç’ta dünyaya geldi. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Ardanuç’ta bitirdi. 1977’de Erzurum Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünden mezun oldu. 1992’de Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünden lisans diploması aldı. Artvin İmam Hatip Lisesi ve Ardanuç Lisesinde tarih öğretmeni olarak görev yaptı. 2003 yılında emekli oldu. Evli ve üç çocuk babasıdır. Yerel ve ulusal süreli yayınlarda yazıları yayımlandı. Radyo ve televizyonlarda mülakatlarına yer verildi. “Türk Tarihinde Edebî Fıkralar ve Nükteler (1981)”, “Bekleyiş (1987-Piyes), “Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Döneminde Artvin’de Eğitim” (Komisyon-1999), Artvin 2000 (1999-Tarih bölümü), “2000’de Ardanuç” (2000) ile “Artvin Tarihi (2001)” yazarın yayımlanmış kitaplarıdır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. 2 Kasım 2025

    Çok güzel bir araştırma olmuş. Bu arada eski ilçemiz Peterk’in adının kaynağını öğrenmiş olduk. Emeklerinize kaleminize sağlık ./Seyfullah Öztürk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir