1. Anasayfa
  2. Dergi Tanıtımı

Hazin Bir Ayrılıktan Yeniden Doğuşa Dönüşen Bir Dergi: Doğan Kardeş

Hazin Bir Ayrılıktan Yeniden Doğuşa Dönüşen Bir Dergi: Doğan Kardeş
0

Çocukluğum eğitimci olan ebeveynimin tayini dolayısıyla Anadolu’nun ücra bir köyünde geçti. Kışları normal okul rutini günü doldururdu. Çoluk çocuk cümbür cemaat o kalabalıkta yalnızlık çekmezdim. Ama yazları babamın okul müdürü olması sebebiyle izin alıp bir yere ya da memlekete gidemediğimiz için o kocaaa okulda okulun bahçesinde biz üç kardeş tabiri caizse karga kovalardık. Lojmanın kocaman güzel bir bahçesi ve sayamadığım çeşitlilikte meyve ağaçları vardı. Kâh ağaçların tepesinde meyve yiyerek, kâh altına serdiğim kilim üzerine babamın aldığı tatil kitapları, çocuk dergileri,  çeşitli çocuk hikâye ve romanlarını okuyarak geçirirdik o koca yazları. Kitaplarla olan dostluğum daha o yaşta o su gibi ömrümün ilk çağlarında uzak ülkelere seyahat gibi başlamıştı. Babam kitap konusunda bize çok cömert davranmıştır. Kendisi de okumayı sever. Kitap bizim evin süsü,  en nadide parçasıdır. Kitap almak dedin mi akan sular durur. Okuma saati çok ciddi bir iştir bizde. Okumaya başlayınca soluğu bile sesli alamazdın. Demem o ki o kadar yani…! Neyse! Babamın görev yaptığı yer ilçeye on beş yirmi dakika mesafede kırsalda bir yerdi. Köyün çocukları okul zamanı bile iş gücü sayılır, anne babaları tarafından evde, bahçede, tarlada ne kadar yapabilecekleri iş varsa verilirdi. O sebeple yazın oynayacak arkadaş bulamazdık. Diğer öğretmen çocukları, memleketlerine gider, sonbahara doğru heybelerinde bir sürü anı, dede nineleri ile geçirdikleri zamanların tortusunda kalan yaşanmışlıkları anlatırlardı. Babam müdür olduğu için bizim o kadar uzun boylu uzak kaldığımızı hatırlamıyorum.  Bu sebeple o zamanlarda olduğu gibi ömrümün sonraki yıllarında da kitaplar en kadim sohbet arkadaşlarım oldu. Babam şehre her gidişinde hiç eli boş gelmezdi. Bize o zamanın çeşitliliği oranında oyuncakların yanı sıra çeşit çeşit kitaplar dergiler alırdı. Şimdi anlıyorum ki çantadan çıkan rengârenk kitaplar ve bana yeni dünyalar sunan kapakları ile ilk karşılaşmam, ilk tanışıklık ve sonrasında sanki yeni bir arkadaşla ilk sohbeti etmenin heves ve heyecanıyla geçirdiğim saatler benim seslendirmen olarak çalışmama zemin hazırlayan yıllar olmuş.  Hatırımda kalan o kitaplardan bazıları;

Edmondo De Amicis’ten  Çocuk Kalbi, Antoine de Saint-Exupery’den Küçük Prens,  Jules Verne’in  Seksen Günde Dünya Turu, İki Yıl Okul Tatili , Dünya’nın Merkezine Yolculuk ve Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Jonathan Swift’in  Gulliver’in Gezileri, Ömer Seyfettin’den Seçme Hikayeler, Lewis Carroll’dan  Alice Harikalar Diyarında, Daniel Defoe’dan  Robinson Crusoe, Ferenc Molnar’dan Pal Sokağı Çocukları,  Carlo Collodi’den Pinokyo, Jack London’dan Beyaz Diş, Charles Dickens’tan Oliver Twist, Büyük Umutlar, Binbir Gece Masalları vb.. vb.. vb. aklıma ilk etapta gelenler bunlar. Ve çocukluk yazlarım boyunca daha niceleri.

Bir de o vakitlerde Şeker Bank gibi bankaların çocuklar için çıkardığı dergiler vardı. Babam bunların yanında Doğan Kardeş dergisini de getirirdi. Babamların evde arka balkon; çocukluk anılarımızla dolu, oyuncaklar, kıyafetler, eşyalar, kitaplarla bezeli bir geçmiş zaman yolculuğudur. Her gidişimizde o zaman koridoruna girer bir geçmişe gider geliriz. Elime geçen ve kapağı fazlasıyla aşınmış bir Doğan Kardeş dergisi bütün bunları düşündürdü bana. Sadece fasikül fasikül tanıdığım dergiyi tarihçe açısından incelediğimde ise bambaşka bir hikâye çıktı karşıma. Dergi, Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in oğlu Doğan’ın adına çıkarılmış. Ama dergiye ismini veren hep çocuk kalacak olan Doğan’ın acı bir hikâyesi var. O vakitler bilmediğim bu hikâyeyi okuyunca çok üzüldüm doğrusu. Bankanın kurucusu Kazım Taşkent oğlu Doğan’ı İsviçre’nin Flims kasabasındaki bir yatılı okulda okumaya gönderir. El kadar çocuk yatılı okulun zorlukları bir yana anne baba ilgisi, baba ocağı ve vatan özlemi çekmektedir muhtemelen.  Talihsizlik odur ki 10 Nisan 1939 tarihinde Alpler’de meydana gelen bir heyelan sonucunda on yaşında hayata gözlerini yumar. Bu ölüm çok acı dolu özlem dolu bir ölümdür. Ve Kâzım Taşkent, ona olan özlemini yansıtmak, onun anısını yaşatmak için bir çocuk dergisi çıkarmayı düşünür. Yapı ve Kredi Bankası’nın desteği ile çıkarılan dergi, bankanın Eylül 1944’te faaliyete geçmesinden yedi ay sonra, yine o dönemdeki bankanın kültür ve sanat müşaviri Vedat Nedim Tör‘ün idaresinde aylık bir dergi olarak yayınlanmaya başlar. İlk sayısı Doğan’ın ölüm yıldönümü olan Nisan 1945’te çıkartılır. Derginin ilk sayısında itibaren “Doğan Kardeş“, okurlara gerçek bir kişilik olarak yansıtılma prensibi ile çalışır. Derginin isminin neden Doğan Kardeş olduğu konusu ise bu hazin ayrılığının anısına on yıl sonra Vedat Nedim Tör imzalı bir yazıda anlatılır.

Biraz daha araştırdığımda şu tarihi bilgilere ulaştım. Doğan Kardeş, 1945-1965 arasında, kısa bir dönem hariç, Vedat Nedim Tör yönetiminde yirmi sayfalık bir dergi olarak çıkarılmış. 2 Ekim 1947 itibarıyla perşembe günleri çıkan haftalık bir dergiye dönüşmüş. 1960’ta boyutları da biraz değiştirilerek otuz iki sayfalık bir dergi olarak çıkarmaya devam etmiş. Aralık 1965’i gösterince tarihler format değiştireceğini,  yenileneceğini duyurarak okurlarından bir süre izin istemiş. Aradan geçen dokuz ay sonunda 31 Ekim 1966 tarihinde Ayşe Taşkent yönetiminde yeniden çıkarılmaya başlamış ve 1978 yılına kadar yayını kesintisiz devam etmiş. Dergi o süreçte araştırmalarımda bulamadığım sebepler yüzünden kesintisiz bir ara verir. Ne zaman tekrar çıkarılacağı bilinmeyen bir tarihe ertelenir belki.  Tam on yıl sonra yani tam benim ilkokul çağlarımda çocukluğumun en güzel zamanlarına tekabül eden bir tarihte 1988’de yeniden aylık olarak basılmaya başlar. Benim elimdeki nüshalar seksenlerin sonu doksanların başına aittir. Yayın hayatını sürdürürken altmış üç sayıdan sonra 1993 yılında sonlanır.  O vakitler derginin yayın yönetmeni, gazeteci Turhan Ilgaz imiş. Ilgaz, bir dönem Cumhuriyet gazetesinin yazı işleri müdürü olarak görev yapmış, “gazetecilik” kökenli bir isim. Ayrıca Fransızcadan yaptığı yetkin çevirileriyle de tanınmaktadır. Derginin yayın koordinatörlüğü görevini, Türkiye’nin ilk zekâ oyunları üreticilerinden biri olan Ergun Telci üstlenmiş. Şair ve yazar Enis Batur ise, o dönemde Yapı Kredi Yayınları çalışanı olarak Doğan Kardeş’e destek veriyormuş. Nevzat Basım o dönem derginin yazı işleri müdürüdür. Çıktığı bu dönemde, “çocuk meclisi” adlı bir oluşuma öncülük etmiş. 1993 sonrasında epey uzun bir araya daha girer. Ta ki 2008 yılına kadar.

2008-2011 yılları arasında format değiştirerek çizgi roman dergisi olarak çıkarılır.  Yapı Kredi Yayınları dergiyi aynı kapak logosunu kullanarak aylık olarak çıkarmaya başlar. İlk sayısı 1 Şubat 2008’de çıkan dergi; Mart 2011’de yayınlanan otuz sekizinci sayıda sona erer. Bu dönemde içerikler itibarı ile bir çocuk dergisiyle gençlik dergisi arasında olan Doğan Kardeş’te dönemde popüler olmuş çok dinlenen kasetlerin tanıtımı, yabancı rock şarkıcılarıyla ilgili yazılar, Türk popunun starlarıyla röportajlar da yayımlanır.

Derginin zengin bir kadrosu vardır. Çocukken dikkat etmediğim iç kapakta bakın kimler var kimler?  İlk olarak o çekirdek kadroda derginin basım ve yayımında önemli sorumluluklar üstlenen isimler arasında Onat Kutlar, Ayşe Abla namıyla tanınan Neriman Hızır, Münevver Alper, Cemal Nadir, Nebahat Karaorman, Fahrünnisa Seden, Selma Emiroğlu, Şevki Akören yer alır.  Ayrıca yazı ve öyküleriyle Semra Özin, Nezihe Araz, Gülten Dayıoğlu, Aziz Nesin, Erhan Bener, Nezihe Meriç, Muzaffer İzgü, Nuriye Ege, Abbas Cılga, Nihal Yalaza Taluy; Yabancı dilden çevirileriyle İpek Erdem, Akşit Göktürk, Azize Bergin ve Tomris Uyar; şiirleriyle Ümit Yaşar, İlhan Geçer, Mualla Uzmay, Hasan Latif Sarıyüce, Sabih Şendil, Tarık Orhan, Nermin Ünsel, A. Kutsi Tecer, Serpil Kenber Başak, İdil Özerdem; karikatürleri, desen ve çizgi roman çalışmalarıyla Cemal Nadir, Dinçer Erimer, Mıstık, Feridun Oral, İsmail Güleç, Kemal Aydabol, Ahmet Güven, Enis Temizel, Ateş Sunay, Ertan Dinçer, Tuncay Batıbeki, Nazan Erkmen, Behice Balta, Şakir Gökçebağ, Kemal Gökhan, Emine Bora, Şahin Erkoçak dergide yer almıştır.

Çocuklara çok özel bir imkân sunulup derginin bir sayfası bizlerin ürünü olan resim ve yazılara ayrılırdı. Orada bir ürünün yayınlanması o yıllar için çocuk dünyamızda büyük bir olaydı. Doğan Kardeş, çocuk okuyucuların eserlerine de yer vererek ulaştığı kitlenin, çocukların hayal dünyasına katkılar sunmuş geleceğini de şekillendirmiştir. Hatta çocukken Doğan Kardeş’e yazdıkları mektupları yayımlanan isimlerin yetişkinliklerinde ünlü olduğuna tanıklık ediyoruz şimdi durduğumuzu yerden Kimler var bu ünlüler arasında derseniz; Altan Erbulak, Müjdat Gezen, İdil Biret, Suna Kan, Sevin Okyay, Oya Baydar, Pınar Kür, Halit Refiğ benim tespit edebildiklerim. Geleceğin ünlü müzisyenleri olacak olan ve yurt dışında eğitim gören harika çocuklar Suna Kan ve İdil Biret ‘in de gönderdikleri mektuplar yayınlanmıştır. Hatta İdil Biret, 1948 yılında dergi için bir marş besteler. Ama öncesinde Doğan Kardeş dergisi okurları arasında bir yarışma düzenler marşın sözlerinin yazılması için. Yarışmada on yaşındaki Tomris Sunter’in şiiri birinci olur. Doğan Kardeş Marşı olarak lanse edilen şiir aşağıdaki gibidir.

Bilgi doludur içi

Yazıları hep cici

Dergilerin içinde

Doğan Kardeş birinci

 

Doğan Kardeş Marşı, Tomris Sunter

Bu marş bestelendikten sonra dergide marşın notaları da yayımlanmış. Edindiğim bir bilgiye göre de Ayşe Abla olarak bilinen Neriman Hızır, Ankara Radyosu’nda Radyo Çocuk Kulübü’nün korosunun bu marşı söylemesini sağlamış.

Kayda düşen tarihi sürecinde yayın hayatı boyunca Doğan Kardeş dergisinde şiir, karikatür, resim, “güler yüzlü fotoğraf” rozet tasarım gibi çok çeşitli başlıklarda yarışmalar açılmış.  Bu gibi yarışmalar büyük ilgi görmüş. İlkokullar arası ilk kompozisyon yarışması 1957 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilmiş. İlk çocuk romanı yarışması ise 1964 yılında Yapı Kredi’nin 20. kuruluş yıldönümü nedeniyle “Doğan Kardeş Çocuk Romanı Armağanı” adı ile yapılmış. Mehmet Seyda’nın “Bir Gün Büyüyeceksin” adlı romanı birinci olmuş.  Dönemin çocuk edebiyatı alanına ve kültür hayatına canlılık katıp, ışık tutmuş.

Doğan Kardeş bir çocuk dergisi olarak doğmuş olmasına rağmen döneminde ona gösterilen yoğun ilgi dolayısıyla Vedat Nedim Tör aynı ad altında yani Doğan Kardeş Kitapları başlığı ile bir kitap serisi hazırlamıştır. Dünya çocuk edebiyatından birçok ünlü yazarın eseri bu seri ile Türkçeye çevrilmiştir. Bu kitap serisi için çevrilen ilk kitap, Tolstoy’un küçükler için yazdığı ve 17 öyküden oluşan bu kitabın çevirilerini Rusça orijinalinden Vâlâ Nurettin yapmıştır.  1946 basımlı bu kitaba bir sahaf aracılığı ile ulaştım.

Çok uzun süre öykü ve romanlar da basmış yayınevi. Bunlar arasında 1949 yılında Amerika’da Chicago Üniversitesi profesörlerince çocuklar için hazırlanmış kitapların çevirilerine denk geldim. 1950 yılında ise “Dünya Çocuk Romanları” serisini başlatmış. Doğan Kardeş Kitapları, derginin 1988’de kapanmasından sonra da varlığını sürdürmüş bir süre. Biz çocukluktan ilk gençliğe geçtiğimiz yıllarda artık başka dergiler, kitaplar okumaya başlamışken o da gerek dönemin çocuk kitlesine hitabı ve Çocuk edebiyatına katkılarını sürdürmeye devam etmiş. Ama zamanın açılmaz kaidesi düsturunca her başlangıcın bir sonu, her doğuşun bir soluşu, silinişi gerçeğini yaşamış.  Baba evinin arka balkonunda camekân dolap içindeki dergi koleksiyonu ve kitap arşivi benim kendi tarihimde çocukluğuma giderek şimdiki zamandan bir bakış atmamı sağladı. Bu süreçte en çok kalemimi besleyen YKY Kültür yayınları arasından çıkan Mine Söğüt’ün 2003 tarihli “Sevgili Doğan Kardeş” adlı anı-inceleme kitabı oldu. Geçirdiğimiz bir ara tatilin geçmiş zaman yolculuğuma sebep olan güzelliğinden arta kalan ve çocukluğuma gitmenin tazeliği ve enerjisiyle bakanlıktaki odamda oturmuş Mevlana Bulvarı’na bakan bahçemizin sarı sıcak renklerdeki sonbaharını izliyorum.

Eğitimci, yazar, seslendirmen Tayinci bir babanın evladı olarak çocukluğu Anadolu coğrafyasında geçti. Üniversite yılları ve eğitimci olarak göreve başlaması Karadeniz’de gerçekleşti. Eli kalem tuttuğu günden beri okumayı, gezmeyi ve yazmayı hayatın merkezine koyan yazar Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Radyo ve Televizyon alanında doktoraya başladı. Masal üzerine akademik araştırmalarına üniversite yıllarında başlayan yazar, bu birikimlerini 'Masal Anlatıcılığı Eğitici Eğitmenliği' kurs ve seminerlerinde katılımcılarla paylaşmaktadır. Bunun yanı sıra “Osmanlı Türkçesi (Temel düzey), Beden Dili, Etkili ve asıl alanı olan Güzel Konuşma, Diksiyon, Yaratıcı Yazarlık” başlıklarında seminerler vererek çalışmalarını sürdürmektedir. Halen bir kurumda seslendirme ve sunuculuk yapmakta, evli ve bir çocuk annesidir. Akademik ve edebi dergilerde çeşitli yazıları yayınlandı. Deneme türünde iki kitabı mevcut. Ya Kebikeç Şafakla Gelen 2021 Yalnızlar Senfonisi 2025

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir