1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Hep Bir Eksik

Hep Bir Eksik
0

“Sıramıza kâğıtlar bırakıyor hocalar
Doldurun diyorlar aşağıdaki boşlukları
Her boşluğu isminle doldurmak geçiyor içimden
İçimdeki boşluğu doldurmak gibi bir şey”

Mehmet Şahin

Henüz denizler yaratılmamıştı, o yağmur damlası saçlarıma düştüğünde. Dizlerimin bağı, gözlerimin feri, nefesimin desibeli eksik kalıyor seni anlatmaya yeltenen şiire. Kanatlarımdan biri kayıp, sesimin debisi yetmiyor mavisini yitiren dağ çiçeklerine. Sen yüzünü dağlara dönünce bir denizin ortasına düşüyorum ansız. Kendimi o mavi suların girdabına bırakıyorum hesapsız, savunmasız. Katıksız, yavan ve hep bir eksik.

Mavi aramızdaki sırdı; gözlerin ki gözlerime en yakın gurbetti. Gittiğin diyar ne kadar uzak olabilir ki? Yanağımda soğudu rüzgâr, kar yağdıran her bir bakışın için. Dudağımdan çok duamda çiçek açtı, hüzün ince bir çizgi diye anıldı alnında aynısefa çiçeklerinin. Yalnız ölüler ağlayamaz, sen öğrettin bana bunu. D harfine tutunup denizi, G harfine tutunup geceyi sevmeyi de. “Ölüm ne ki ölü olana; solan fotoğrafların aslını aramasından başka” diyen şairin kim bilir kaç kelime daha eskimiştir heybesinde?

Gülüşü tenimde gül bitiren, teri çiy damlası emsal-i betül yitiğimdin. Bütün dillerde sevdim seni, dilbilimcilerin hiç bilmediği. Ellerin yaralı bir kırlangıcın elleri gibi. Ne kadar anlatsam da dinler ama hiç konuşmazdı ellerin. Hangi gülün izi kaldı yanağında da incindi bahçen? Sayamadım, kaç fırtınalı sabaha çıktım seninle, ömrüm sonu gelmeyen yenilgiler serisi.

‘Tuttum üşüyen elimi öbür elimle’ demiş ya şair. Yaralar bazen tek elle sarılır. Bu, yarayı saranın marifetinden çok yaranın maharetidir. Huzurumun huzurunu kaçıracak huzurdan kaçmayı denedim her seferinde.  Hüzün vaat edilmiş topraklar gibi yüzüne çıktı yolum. Olsaydın, yine güneşin yüzünü güldürürdün biliyorum.  İnsan severken sadece sever; sorgulamadan, yargılamadan, sair bütün şeylere kapatarak kendini. Göğsümde kanatılmış aşklar, kırık sitemler, göğümde kanatsız kuşlar var sadece şimdi.

Son kuşatmada düşleri kırılmış ordular gibiyim. Bağışlayacak kimsem yok, bağışlanacak kimsem de. Aklımı karıştırıyor ‘yalnız yürüyorsan doğru yoldasın’ diyen bir müntehir. Fazladan bir kuyu var içimde her kuyudan bir fazlası belki de.  Çok yoruldum Allah’ım; kalbime inşirah, göğsüme sekine, gönlüme huzur düşür.

“Korkacak bir şey kalmadı. Dibe vurdum” diyordu ya bir garbî. Ama yine de “asil at kendini kimseye kırbaçlatmaz” diyen doğulu bilgeye daha yakın buluyorum kendimi. Nazar değdi kılıcıma, cenk yorgunuyum. Bir dağa inanır gibi inanmıştım sana; ilk yangında kurtarmasaydı İlhan Berk Eleni’nin ellerini. İlk nerede âşık olmuşsa orada ölürmüş insan.     

Artık rüyalarını bile anlatmaz oldun. Oysa ben onları duymak için bütün kitaplarımı bağışladım. Bir acıya boyun eğişimin yıldönümünü kaç kez kutladım biliyor musun? Yenik düşmedim hiçbir şeye, senin gidişini saymazsak. Sen elimden tutmayınca cehennem oluyorum. Yalnız mıyım, değil; yeterince kalabalık değilim… Anlıyor musun?

Maviydik ikimiz de. Ben Savoy mavisiydim, sen Cezayir menekşesi. İki mavi nehir gibi, yan yana akardık seninle. Benim akıp gidecek başka bir yerim yok derdin ve usul usul akardın gözlerime, sonra dolar, geç kalma telaşına benzer bir telaşla gözlerimden akardın. Sırrım çözüldü, nabzım şakaklarımdan ele veriyor beni. Ben, o çok sevdiğin çocuk yanımı hep sana sakladım, sen gidince bilâbedel ardından bağışladım.

Her soru bir kuyudur biliyorum. Verilecek cevabım yok, kuyularımı çoğaltma benim. Meşru işgal sebebidir telkâri unutuşlarım. Ne zaman yola çıkmaya niyetlensem, şehrin imar planlarına aykırı bir mezarlığına çıkıyor yolum. Sarılmanın acıları dindiren bir tarafı vardır; ama sadece bir tarafı. Açıkta kalan acıları dindiremez hiçbir sarılma.

‘Biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz’ demiş Oğuz Atay. Sonra; ‘İki çay söylemiştik orda, biri açık/Keşke yalnız bunun için sevseydim seni’ demiş Cemal Süreya. ‘Ve oturdu mu bir masaya/Hakkını verir çay içmenin’ demiş Cahit Zarifoğlu. En önemlisi de Murat Menteş: ‘Her gülümseyişinde tüm ülkeye çay ısmarlayayım/Seninleyken bir yudum çay zenginleştirilmiş uranyum gibi enerji veriyor bana’‘Çayı sevenleri sevin’ derdin üşüdüğünde, en çok da onlar hak ediyor sevilmeyi herkesten önce.

Bir yanılmalar tarihi ömrüm, yanılgılar. Yanlış adresler, yanlış tercihler, sıkı yenilgiler. Yanlış duraklar, yanlış kalpler. Beklediğim yanlış istasyon, bindiğim yanlış tren. Kabulümdür; yanıldım, yenildim yine. Çayı sevenleri sevin diyecek oldum, susmam için onlarca sebep serildi önüme. “İnsan sevdiğine son kez bakamaz” demiş şair. Haklıymış, bakamadım da. Bakmak, yanmaktan ağırmış; sınanmak, yanılmaktan.

Uzun bir yol hikâyen, içinde sen olmayan hiçbir ırmağın hükmü yok haritalarda. Kırk yıllık kaybımdın; bir ırmağın kalp atışında bulmuştum seni. İçime saldığın bir çift kırbaydı gözlerin. İçimin kuyuları susuz ama sen bakınca içim bile mavi olurdu o an. Gözlerin alfabede komşu iki harf gibi. Bilirdim ki en çok gözlerindi imla kurallarına uyan. Bir gülüşün vardı, dünyanın bütün baharlarını taşırdı bu şehre; karanlıktan korkmasam söylemezdim, sokak lambalarının yandığını o gülüşünle.

Güzelliğin sığmıyor hiçbir tanıma, senden sonra kuşlara kim öğretecek uçmayı? Hangi başak direnecek yangınlara? Ah benim en iyi ihtimalim, payıma düşenim, telafim, kalbimin simyası, temkinsiz tedarikim, pencere önü yalnızlığım, çeşme başı kalabalığım. Sözüm olsun: O en sevdiğin glayöllerle ve rüzgârın taramamı ertelediği saçlarımla geleceğim sana, sevinci çalınan her bayram sabahında.

Ben mi? Sen gittin gideli, ben hâlâ hep bir eksiğim buralarda…

Eğitim Yöneticisi/Öğretmen, Trabzon’da doğdu. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Trabzon’da okudu. Ankara Üniversitesi mezunu, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Ay Vakti, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, Sebîlürreşad, Yitiksöz, İnsaniyet, Gergef, Kümbet, Pınarbaşı, Maarifhane, Deveran, Mora Dergisi ve Kara Yılkı gibi çeşitli dergilerde şiirleri ve denemeleri yayımlandı. Eserleri: Kıyıya Vuran / Şiir  (2024) İyi İhtimaller / Deneme (2025)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir