Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Anneannemle Konuşma

Rahmetli dedemden sonra artık ajans dinlemiyoruz. Ajans haberleri, politika, ekonomi bunlar filan umurumuzda değil. Bu yüzden radyo kapalı. Evin erkeği olduğumdan bağdaş kurup oturuyorum. Patlıcan da seviyorum artık, yemek seçme lüksüm yok. Salatayı kaşıkla ve iştahla yiyorum.

EKLENDİ

:

Suzan sarmaşıkları geliyor aklıma, japon gülleri, salondaki masanın üzerinde nergisler her yana müthiş bir koku salmış. Yıllardır nergis kokusu duymadım. Bir parça duysam dışarıdaki yağmurun sesini de işiteceğim. Anneannem dilimlenmiş elma getirecek, ye bunları, zihnin açılır diyecek, “rabbi yessir’i de unutma sakın”.

Kokulu domatesler sonra, arife günü kızartılan hamurlar, birer ikişer komşulara dağıtılacak. Fadime teyzeye üç tane. Çünkü onun bir de oğlu var, evlenmemiş, evde.

Anneannecim, Fadime teyzenin oğlu evlendi. Evlendikten birkaç ay sonra anacağı mezara yollandı. Böylelikle gözü açık gitmemiş oldu kadının. Torun göremedi, ama oğlunun mürüvvetini görebildi. Bu dert olmuştu, o dert çözüldü. Gayet mutlular, iki de çocukları var.

Bazen rüyamda görüyorum seni. Galiba bir Fatiha bekler benden diyorum uyanınca. Ama o Fatiha’yı bile okuyamadan günün koşturmacasına başlıyorum.

İyi şeyleri hep senle ilişkilendiriyorum. İyi sütlaç pişirmeyi, iyi insan olmayı, un helvasını, yatsı namazının epeydir kılmadığım sünnetini, cumartesi öğleden sonralarını…

Akşam ezanı okunuyor. Ben kamet getiriyorum. Tüm çocuklar akşam ezanı okununca eve gidiyor. Beş-altı yaşlı adamla ben, bir de imam camide namaz kılıyoruz. Şortum dizimin epey altında, oturunca bile diz kapaklarımın görünmemesi gerek. İkinci rekâtta gözüm duvardaki saate kayıyor. Saat sekizi yirmi geçiyor. Namazda gözümün secdede olması lazım, bunu hatırlayıp tekrar halıya bakıyorum. Fırından aldığım ekmeği ahşap kapının yanındaki çiviye astım. Hüvallahülleziyi okuyan imam el Fatiha dedikten sonra hemen fırlayıp ekmeği kapıyorum, eve doğru koşuyorum. Anneannem de namazı kılmış beni bekliyor.

Rahmetli dedemden sonra artık ajans dinlemiyoruz. Ajans haberleri, politika, ekonomi bunlar filan umurumuzda değil. Bu yüzden radyo kapalı.

Evin erkeği olduğumdan bağdaş kurup oturuyorum. Patlıcan da seviyorum artık, yemek seçme lüksüm yok. Salatayı kaşıkla ve iştahla yiyorum.

Mutfaktaki çaydanlıktan ses gelmeye başladı. Birazdan koku saracak her yeri. Tüp bitmesin diye çaydanlığı odaya getireceğiz. Ben üç bardak içeceğim, anneannemse açık iki tane içecek. Uyutmuyor yoksa diyecek. Pencerede duran evliyalar ansiklopedisini alıp içinden birkaç tane hikâye okuyacağız. Tacı tahtı terk eden Allah dostları yirmi otuz yıl sonra, bende hep bir şeyleri terk etme isteği doğuracak. Ama o cesaret de olmayacak. Yine de iyi ki okumuşum diyeceğim sonra. Bir şeylerden uzak dururken o günlerin hatırına duracağım belki de.

Yavaş yavaş uykum geliyor. Yatsının sünneti yine zor görünüyor gözüme.

Birbirine iki metre uzaklıkta iki yer yatağı. Benimkisine girmek için sabırsızlanıyorum.

Uzakta köpek havlamaları, akşam gezmesinden dönen komşuların bize kadar duyulan sesleri. İçimde biraz ürperti, biraz huzur, biraz ana baba kardeş özlemi birbirine karışıyor.

Felak nas okuyup sağıma soluma üflemem gerekiyor, ama bitiremiyorum muavvizateyni.

Kendimi uykunun kollarına bırakıyorum…

Çok Okunanlar