Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

“İnsaniyet”in Dilimizdeki Sergüzeşti

Yaklaşık bin yıllık mazisiyle söz varlığımıza anlam ve değer katan, gerek müştakları gerek içinde yer aldığı birleşikler, deyim ve atasözleriyle kadim medeniyetimizin vücuda getirdiği eserlere hayat veren İnsaniyet, bugün insanca yaşamanın önemini ve gereklerini bir kez daha hatırlatmak için yola çıkıyor. Kutlu yürüyüşü hayırlara vesile olsun!

EKLENDİ

:

“Âdemin hayvaniyeti yemekle, insaniyeti okumakla kaimdir.”

Namık Kemal

Arapça kökenli bir kelime olan insâniyyet, mensubiyet bildiren insâniyyün isminin sonuna kapalı te (ة) getirilerek elde edilen bir mastardır. Arap gramerinde bu yolla teşkil edilen kelimelere ca’li mastar, yapma (yapay) mastar denir: hâkimiyyet, İslâmiyyet, mecbûriyyet vb.

Günümüz imlasında tek “y” ile yazılan bu yapı, Türkçedeki +lık, +lik, +luk, +lük yapım ekinin karşılığıdır: cahillik, İslamlık, memurluk gibi. Sözcüğün asıl unsuru olan insân ise “sosyal olma, birlikte yaşama” anlamlarına gelen ins kökünden geliyor.

Bugün Misalli Büyük Türkçe Sözlük (İlhan Ayverdi, 2011), Türkçe Sözlük (TDK, 2011), Ötüken Türkçe Sözlük (Yaşar Çağbayır, 2017), Doğan Büyük Türkçe Sözlük (Mehmet Doğan, 2020) gibi genel sözlüklerimizde “insan olma durumu, insanca davranma, diğer insanlara merhametle yaklaşma, iyilik etme, yardımda bulunma eğilimi, şefkat, merhamet, iyilik, insanı insan yapan niteliklerin hepsi, bütün insanlar, insanlık âlemi” anlamlarıyla yer alan insaniyet, günlük dilin hayli işlek kelimelerinden biri.

İnsaniyet, Türkçenin Fars ve Arap dilleriyle temasından sonra kadrosuna kattığı bir kelime. Türkçedeki yolculuğu, tespit edebildiğimiz kadarıyla, İslami dönemin ilk eserleri arasında sayılan Divan-ı Hikmet’le başlıyor.

Türkistan piri Ahmet Yesevi’nin (İrtihali 1166) “İnsaniyet yakasın şevk ateşi köydürdi / Vahdaniyet deryasın uşol demde sorsam mén (Günümüz Türkçesiyle: İnsaniyet yakasını şevk ateşi yandırdı / Vahdaniyet deryasını o anda sorsam ben) dizelerinde geçen insaniyet, o tarihten sonra hem Doğu Türkçesine ait metinlerde hem de Batı Türkçesinin verimlerinde kendisine ziyadesiyle yer bulmuş.

Çağatay edebiyatının zirve ismi Ali Şir Nevayi’de de izlenebilen bu kelime; “insanlık âlemi, vicdanlılık” manalarıyla Doğu Türkçesindeki varlığını günümüze kadar devam ettirmiş. Hâlen Azerbaycan, Yeni Uygur, Kırgız, Özbek başta olmak üzere birçok lehçede işlek olarak kullanılıyor.

Kelimenin, Türkçenin Batı kolundaki hikâyesi ise XIV. yüzyıla kadar uzanıyor. Eldeki malzemeden belirleyebildiğimiz kadarıyla insaniyet, ilk kez Ahmedî’nin (1335-1410) Divan’ında ve İskender-nâme (1390) adlı mesnevisinde geçiyor. Bu eserler, bilim dünyasında Eski Anadolu Türkçesi adıyla bilinen döneme ait.

Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki seyrine tanıklık eden bu metinler, dilimizdeki alıntı sözcüklerin yaşam öyküsüne de ışık tutuyor. O tarihten sonra yazılı tarihini Karamanlı Ayni, Zati, Bağdatlı Ruhi, Nabi, Naili gibi birçok şairin dizelerinden takip edebildiğimiz bu kelime, bugün birçok hem yazı dilinde hem de konuşma dilinde işlek olarak kullanılıyor.

Yaklaşık bin yıllık mazisiyle söz varlığımıza anlam ve değer katan, gerek müştakları gerek içinde yer aldığı birleşikler, deyim ve atasözleriyle kadim medeniyetimizin vücuda getirdiği eserlere hayat veren İnsaniyet, bugün insanca yaşamanın önemini ve gereklerini bir kez daha hatırlatmak için yola çıkıyor. Kutlu yürüyüşü hayırlara vesile olsun!

Son söz de insaniyet üzerine olsun!

 

Umma insâniyyeti her nâ-kes ü bî-gâneden

İtmeğe merdümligi çün âşinâ eyler diriğ (Karamanlı Ayni, 15. yy)

Çok Okunanlar