1. Anasayfa
  2. Haberler

Başkent İnsaniyet Buluşmaları, “Okuma ve Yazma Dengesi” Konulu Sunumuyla Erol Erdoğan’ı Konuk Etti

Başkent İnsaniyet Buluşmaları, “Okuma ve Yazma Dengesi” Konulu Sunumuyla Erol Erdoğan’ı Konuk Etti
1

İnsaniyet Eğitim, Kültür ve Sanat Derneğimiz tarafından Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Kabakçı Konağı’nda 27 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen “Başkent İnsaniyet Buluşmaları”, “Okuma ve Yazma Dengesi” konulu sunumuyla Yazar-MEB Müşaviri Erol Erdoğan’ı konuk etti.

Mustafa Yıldız’ın yönlendiriciliğinde gerçekleştirilen program, Siteler Önder Hacı Musa Camii İmam Hatibi Halil İbrahim Ergül’ün Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Yıldız, Erol Erdoğan’ın özgeçmişini katılımcılarla paylaştıktan sonra “Okuma ve Yazma Dengesi” konulu sunumda denge işlenirken aynı zamanda bir ölçüde kapitalizme, seçkinciliğe ve alışkanlıklara itiraz bağlamında konunun ele alınacağını vurguladı ve sözü Erol Erdoğan’a bıraktı.

“Okuma ve yazma birbirinden ayrılamaz”

Yazar-MEB Müşaviri Erol Erdoğan sunumunu, okuma ve yazma eyleminin insanın varoluşu, kültürü ve medeniyet tasavvurundaki yeri itibarıyla ele aldığı konuşmasında, “okuma ve yazma bir bütün olup ayrılmaması gereken bir dengede götürülmelidir” diyerek okuma ve yazmanın birbirinden bağımsız teknik beceriler olarak ele alınmasının büyük bir yanılgı olduğunu belirtti. Alak Suresi 1-5. âyetlerde okumanın yanı sıra yazmadan da bahsettiğini belirten Erdoğan “yazmadan okumak tamamlanmıyor, mutlaka ikisi birlikte olmalı. Eskiler bunu bildikleri için “okuryazar mısın?” diye sorarlardı. Okuma yazma çift kanat gibidir. İki eylemin tarih boyunca bir bütün olarak yaşandı” diyerek “klasik ilim geleneğinde okurlar, metinlerin kenarlarına yazı yazarlar, notlar eklerdi: derkenar, hamiş, haşiye, dipçe… Günümüzde neredeyiz? Ayrışık durumdayız.” şeklinde konuştu.

“Okur pasif değil, metnin ortağıdır!”

Konuşmada, geçmişte okurun sadece tüketen değil, metinle konuşan, itiraz eden ve katkı sunan bir özne olduğuna dikkat çekti. Derkenar veya haşiye kültürünün, okuma ile yazmanın iç içe geçtiği bir zihniyetin ürünü olduğunu vurgulayan Erdoğan, “okuma”nın “yazma”yı, “yazma”nın da “okuma”yı beslediğini belirterek, bu döngünün kopmasının kültürel sığlaşmaya yol açtığını belirtti.

“Yazan-çizen insanları dikkate almalı, cesaretlendirmeliyiz”

“80 milyon nüfusumuz, 90 milyon şair-yazarımız var” diyoruz. Yazan-çizen insanları yaptıklarından soğutuyoruz. Hâlbuki yazan-çizen insanları dikkate almalı, cesaretlendirmeliyiz. Allah bizden bir şey istiyorsa onun kabiliyetini vermiştir, bunu hesaba katmalıyız.” şeklinde konuşan Erdoğan asl olanın yazmak olduğunu vurguladı.

“Yazar olmak değil, yazmak esastır”

Söyleşide, günümüzde yaygınlaşan “yazar olma” anlayışını eleştiren Erdoğan, yazarlığın bir ünvan değil, uzun soluklu bir emek süreci olduğunu vurgulayarak, yazmanın dergilerde, duvar gazetelerinde ve eleştiri ortamlarında olgunlaşması gerektiğini ifade etti. Yazarlığın, inanç dünyasındaki iman-amel ilişkisine benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, “olmak”tan önce “yapmak” gerektiğine dikkat çekti.

“Hızlı okuma eleştirisi: “Anlam geride kalıyor”

Programda, hızlı okuma tekniklerine yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan edebî ve düşünsel metinlerin hızla değil, “tadil-i erkân”la yani özenle okunması gerektiğini belirterek kitapla bağ kurmanın, yazarını tanımanın ve metni sindirerek okumanın önemine değindi.

“Okuma ve yazma, kuşun iki kanadı gibi”

Erdoğan, okuma ve yazma ilişkisinin bir kuşun iki kanadına benzediğini belirterek, yalnızca okumanın zamanla insanı yorduğunu, yazmanın ise okumayı derinleştiren ve canlı tutan bir eylem olduğunu söyledi. Uzun yıllar okuyup hiç yazmayan bireylerin okuma biçimlerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan’dan hap misali diğer önemli değerIendirme ve tespitler:

  • Dünyanın bütün bebekleri ninni ile büyür. Dünyanın en temiz formunu ninnilerdir sonra oyunlar gelir. Oyunun söz varlığı tekerlemelerdir. İlahiler ve mevlitler ile söz varlığı zenginleşir.
  • Yazmadan okuma anlama tamamlanmıyor. Ülkemizde 30 yaş üstü insanımızın kitap okumasında çok büyük düşüşler meydana geliyor. Bunun sebebinin ise kitap okumanın, okulla ilişkilendirilmesinden kaynaklandığını görüyoruz. Daha da önemlisi yazmadığı için okumamaya devam ediyor.
  • Yazmak çoklu bir okuma yöntemidir! Hep okumaya tavsiye ediliyorsa yazı önerilmiyorsa bu kapitalist bir eylemdir. İşin sadece ticari kısmı önemseniyordur.
  • Yazı kursu olabilir ama yazarlık kursu olamaz. Önceliğimiz bir şey olmak değil, bir şey yapmaktır!
  • “İleride ne olacaksın değil, ne yapmayı düşünüyorsun?” diye çocuklara ve gençlere soru sormak daha faydalıdır.
  • Şiir, sözün bütün yüklerinden arınmasıdır!

Soru-cevap bölümüyle devam eden program, katılımcıların ilgisiyle zenginleşti. Programın sonunda, İnsaniyet Derneği Başkanı Yardımcısı Mehmet Nezir Gül, Erol Erdoğan’a teşekkür plaketi takdim etti.

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. Okuma ve Yazma Dengesi” konulu sunumunu gerçekleştiren Yazar-MEB Müşaviri Erol ERDOĞAN’a ve emeği geçenlere öncelikle çok teşekkür ederiz. Her insan okur veya yazabilir ama okuduklarından yola çıkarak özgün eserler yazabilen insan ise yazarlardır. Yazmak için yazar olmak yada çok kitap okumak değil okuduğunu anlama, anlatabilme ve okuyucusuna hitap edebilme yeteneği gerekmektedir. Geleceğin mimarları, okuyup, yazarak, Türkçemizi bizden sonraki kuşaklara aktaracak eserler bırakan yazarlarımızdır. Çünkü bilgi üretildikçe ve paylaşıldıkça ancak insan aydınlanır. Tıpkı mum ışığının sadece kendi etrafını, Güneş ışığının ise tüm evreni aydınlatması gibi. Biz güneş ışığı olarak Türkçemizi yazıp, okuyarak gelecek nesillere aktarabiliyor isek Vatanımıza ve Milletime faydalıyız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir