Noam Chomsky, dilbilim, yabancı dil eğitimi, felsefe, psikoloji, mantık, uluslararası ilişkiler gibi konularla ilgilenenler için oldukça dikkat çeken bir bilim adamı. Dil ve dil edinimi konusunda yapmış olduğu çalışmalar, geliştirmiş olduğu teoriler bu alanda önemli bir çığır açmış, yayımlamış olduğu eserler ilgili alanlarda çalışanlar tarafından çok fazla rağbet görmüş ve görmeye de devam etmektedir. Neredeyse yüz yaşına merdiven dayamış olan Chomsky gündemi takip etmekte, siyasetten yapay zekâ uygulamalarına kadar her konuda görüşlerini çeşitli platformlarda dile getirmektedir Son yıllarda hayatımızın her alanını kasıp kavuran yapay zekâ uygulamaları konusunda vermiş olduğu mülakatlarla yapay zekanın dil bakımından hangi durumda olduğunu ve gelecekte neler olabileceği hakkında ilginç görüşlerde bulunmuştur. Chomsky’nin yapay zekâ uygulamaları ile ilgili görüşlerine geçmeden kendisini kısaca tanımamızda fayda var.
Avram Noam Chomsky 1928 yılında Pensilvanya’da doğmuş Rus göçmeni bir ailenin oğludur. Dil bilim üzerine eğitim alan Chomsky bu alandaki çalışmaları ile çok genç yaşta tüm dünyada ses getirmiştir. Ona göre her çocuk doğuştan dil öğrenme yetisine sahiptir. Bu nedenle çevresinden etkilenerek herhangi bir dili rahat öğrenebilir. Zorla dil öğrenmenin mümkün olmadığı, öğrenme için uygun ortamın sağlanması gerektiği, var olan öğrenme potansiyelinin çevresel faktörlerle ortaya çıkabileceğini savunmuştur.
Chomsky’nin dil öğrenmeye yönelik kuramı geliştirirken pek çok bilim adamı ve ekolden faydalandığı söylenmektedir. Savunduğu görüşlerin Descartes, Port Royal Ekolü, Humbold’un dil ve zihin, dil yaklaşımı, dil edinimi gibi görüşlere çok benzediği iddia edilmektedir.
Chomsky özellikle dili insana özgü bir yeti olarak kabul eder. Dolayısıyla insanı hayvandan ayıran en önemli özellik olarak sahip olduğu dil yetisi olarak görmektedir. Makine mi insan mı veya güncel anlamda daha açık bir şekilde ifade edersek insan mı yapay zekâ mı tartışması bağlamında her zaman insan unsurunu ön plana çıkarmıştır. İnsan her duyguyu ifade edebilen bir dil geliştirme potansiyeline sahipken makine için bunun yüzde yüz mümkün olamayacağını vurgulamaktadır.
Eğitim sistemi konusundaki genel eleştirilerinden birisi de öğrencilerin sınav odaklı yetiştirilmeleridir. Sınavları geçmek öğrenci ve velilerin öncelikleri arasında yer almasını eleştirirken her akademik başarının gerçek başarı anlamına gelemeyeceğini vurgulamaktadır. Sorgulamadan veya analitik düşünme süreçlerinin dâhil olduğu bir programı uygulamadan elde edilecek başarının eksik kalacağını söylemesi sadece Chomsky’nin eleştirisi değil herkesin dikkate alması gereken hayati bir sorundur.
Ortaya attığı önemli kuramlardan birisi de çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde çoğu okulda herkese dil öğretmeye çalışmamızın ne kadar yanlış olduğu üzerinedir. Chomsky, genel anlamda herkesin bir dil öğrenme potansiyeli olduğunu iddia ederken kimseye zorla dil öğretilemeyeceğini savunmaktadır. John Locke’ın öne sürdüğü insan zekâsının boş bir levha olduğu kuramını da kabul etmez İnsanın doğuştan gelen dil öğrenme yetisine sahip olduğunu savunurken zihni yapı olarak sınırlı kurallarla sınırsız tümce üretme yetisini de kullanabileceğine vurgu yapmaktadır.
Dilin psikoloji ile olan ilişkisi üzerinde de çalışmaları olan Chomsky Davranışçı öğrenme yaklaşımına karşı Bilişsel öğrenme yaklaşımını ortaya atmıştır. Bu kuramın öğrenme sürecine olan etkisini araştırmış ve gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Bilişsel öğrenme kuramına göre insan zihni ve dil yetisi arasında doğrudan bir ilişki kurarak insan zihninin anlama çabalarına katkı sağlamaktadır. Bu kurama göre mekanik öğrenme ile uzun süreli bir öğrenme olmaz. Öğrenmenin anlamlı olması, farkında olarak gerçekleşmesi bilginin kalıcı olmasında önemli bir role sahiptir.
Yukarıda insan zihni ve öğrenme arasındaki ilişkiyi Chomsky’nin gözüyle açıkladık. Güncel durumda insan zihni ile yapay zekâ ilişkisini yakınlarda çıkan bir mülakatta farklı bir şekilde açıklamıştır. Ona göre ChatGPT ve diğer yapay zekâ araçları yüzlerce terabaytlık verilerle beslenen ve sorulan sorulara en uygun yanıtı tahmin eden istatistiksel örüntü eşleştirme motorlardır. Dil dış dünya ile bağ kurarken zihinde oluşan etkilenimlerin, duygu ve düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlayan doğuştan gelen insana ait yetidir. İnsan zihni bir istatistik makinesi değil sınırlı miktarda bilgi ile şaşırtıcı derecede verimli çalışan mükemmel bir sistemdir.
Chomsky’e göre yapay zekâ araçları hiçbir bilgi üretmiyor. Var olan verileri bizlere modifiye ederek bilgi olarak geri veriyor. Bunu yaparken de hiçbir etik kurala bağlı kalmıyor. Başkalarının eserlerini kendi eseri gibi sunarken hata yapabileceğini de kabul etmiyor. Her sorulan soruya mutlaka bir cevap vermek zorunda kalacak şekilde eğitilmesi onun güvenirliği konusunda da bazı şüpheler oluşturuyor.
Her ne olursa olsun yapay zekâ uygulamalarını hayatımızda kullanmaya devam edeceğiz. Ancak bunun ileride hangi güvenlik sorunlarına yol açacağı uzmanlar tarafından ciddi bir şekilde tartışılmakta. Chomsky’nin geliştirmiş olduğu dil öğrenme kuramı ile yapay zekâ uygulamalarına ait dil modelleri arasında benzerlikler görünse de insan dili ile makine dili arasında yüzde yüz benzerlik olduğunu söylemek şu an için erken denebilir. İçinde insanın olmadığı bir yerde makinenin ne kadar var olabileceğini de düşünmekte fayda var.
Ocak, 2026

Chomksy’nin yapay zeka yorumlarına, yapay zekanın Chomsky yorumlarını da eklemek istedim. Yapay zeka düşüncelerini şu şekilde açıklıyor;
Yani karşı argüman şu:
“Anlam ya tamamen doğuştan gelmez; istatistik + etkileşimle de inşa edilebilir.”
Bu noktada Chomsky’nin yaklaşımı biraz:
Bilişsel olarak güçlü
Ama hesaplamalı gelişmeleri küçümseyen bir yerde duruyor…