Şeyhoğlu Mustafa
1 Hudâya sen ganîsün biz gedâyüz
Bu dergâhı koyup kande gidevüz
2 Egerçi “asiyüz düpdüz günehkâr
Senün ile ilginç bir pazarımız var var
3 Varan bizden sana her dem hatadur
Gelen senden bize da’im atâdur
4 Bizim cürm ü hatâdur acz ü nokṣân
Senün fazl ü keremdir lutf u iḥsân
5 Bugün yâd itmedik nimetleründen
Yarın yâd itmegil rahmetleründen
6 Firâvân kâfir ü mü’min yaratdun
Eyü yavuz ne kim mümkin yaratdun
7 Hâlınca hoş dutarsun her birini
Düzetdün her birisinün yirini
8 Eyünün mahfili uçmağ u gülzâr
Yavuzun menzilidür dûzaḥ u nâr
9 Birinden lutfun eylerler temâşâ
Birinden kahrun işi vardı başa
10 Bu ikisinden şimdi bilmezüz uş
Yolımız kankısına olısar tuş
11 Çü bizüm fi’lümüze bakavuz biz
Yidi tamuyu oda yakavuz biz
12 Velî çün rahmetüne yüz dutavuz
Sekiz uçmağı şan düpdüz dutavuz
13 İlahi cümle maḥlûkın günâhı
Günâhı cümle mahlûkın günâhı
14 Senün lutfun katunda şoldur âhir
Ki bir dipsüz denizde bir avuç kir
15 Anun bir katresi ‘âlemleri yur
Ne ister zulmet anda kim ola nûr
16 Çü sen ‘arz idesün maḥşerde cûdı
Hemânâ neşr ola ‘isyân vücûdı
17 Ne eglensün bizüm şükrânumuzdan
Belürt gufrânunı küfrânumuzdan
18 Eger kul olmasa kim suç kılaydı
Keremler bunca şehden kim bulaydı
19 Ve ger ‘âlemde yok mı saydı rencûr
‘İlacı İsâ’nun olmazdı meşhur
20 Ki zîrâ derdündür cümle dermân
Kavî yohsullarundur bezl ū iḥsän
1 Ey Allah’ım, Sen muhtaç değilsin biz kuluz. Bu dergâhı koyup nereye gideriz?
2 Gerçi asiyiz, tam bir günahkâr; Sen’in ile acayip bir pazarımız var.
3 Varan bizden Sana her dem hatadır; gelen Sen’den bize daima aftır.
4 Bizimdir suç ve hata, aciz ve noksan; Sen’indir fazilet ve kerem lütuf ve ihsan.
5 Bugün şükretmedik nimetlerinden; yarın uzaklaştırma rahmetlerinden.
6 Çokça kâfir ve mümin yarattın; iyi kötü ne ki mümkün yarattın.
7 Hâlince hoş tutarsın her birini; düzelttin her birisinin yerini.
8 İyinin meclisidir cennet ve gül bahçesi. Kötünün menzilidir cehennem ve ateş.
9 Birinden lütfunu eylerler temaşa. Birinden kahır işini getirdi başa.
10 Bu ikisinden başka şimdi bilmeyiz iş. Yolumuz hangisine olacak tuş.
11 Bizim işimize bakarız biz. Yedi cehennemi ateşte yakarız biz.
12 Çünkü rahmetine yüz süreriz. Sekiz cenneti şan tamamen tutarız.
13 İlahi her mahlûkunun günahı. Günahı her mahlûkunun günahı.
14 Senin lütfunun katında şudur ahir ki bir dipsiz denizde bir avuç kirdir.
15 Onun bir damlası âlemleri temizler. Ne ister zulmet ondan ki ola nur.
16 Madem sen arz edersin mahşerde cömertliği. Hemence yayılsın isyan varlığı.
17 Ne eğlensin bizim şükranımızdan? Belirt merhametini nankörlüğümüzden.
18 Eğer kul olmasa kim suç işlerdi? İyilikler bunca şahtan nasıl ortaya çıkardı?
19 Eğer ‘âlemde yok mu saydı dertliyi? İlacı İsa’nın olmazdı meşhur.
20 Ki zira derdindir tüm derman. Sağlam yoksullarındır cömertlik.
Hurşid-nâme (Hurşid û Ferahşad), Şeyhoğlu Mustafa, Hazırlayan: Prof. Dr. Hüseyin Ayan, Atatürk Üniversitesi Yayınları, Erzurum 1979, s. 132-133.
Münacat kelimesi fısıldamak anlamındaki necv kökünden türemiştir. Zamanla Allah’a yalvarmak, yakarmak anlamında kullanılmıştır. Edebiyattaysa Allah’a yakarış maksadıyla yazılmış manzum ve mensur eserler anlamındadır. Münacatlarda şairler duygulu ve rikkatli bir üsluba sahiptir. Genellikle manzum (şiir şeklinde) kaleme alınan münacatların mensur (düzyazı) örnekleri de vardır. Sinan Paşa’nın Tazarruname adlı eseri mensur münacatın en güzel örneklerinden biridir.
Münacatlar şairin pişmanlık duygularını dile getirdiği ve Allah’tan bağışlanma istediği eserlerdir. Müslümanların edebiyatında ilk münacat örnekleri Arap edebiyatında okura ulaşmıştır. Hz. Ali’nin münacatı Arap edebiyatındaki ilk münacat örneğidir. Fars edebiyatında niyâyiş adıyla bilinen münacatın ilk örneği Hâce Abdullah-ı Herevî’nin münacatıdır. Edebiyatımızdaki ilk münacat örneği Ahmet Yesevi’nin 6. Hikmetidir.
Bu çalışmada edebiyatımızdaki münacat örneklerinden bir seçkiye yer vermekteyiz. Her hafta cuma günü bu seçkiden bir eser paylaşacağız siz değerli okurlarımıza. Bu paylaşımda şairlerimizin doğum tarihi esas alındı.
Rabbim, bizleri her daim sırat-ı müstakim üzere yaşat ve bizlere yine iman üzere ruhumuzu teslim eylememizi nasip eyle. Bizleri nefsimizin, şeytanın ve dostlarının her türlü saptırmasından koru. Bizlere, Resul’ün Hz. Muhammed (SAS)’e ümmet olma bahtiyarlığını nasip et. Kâfirlerin ve münafıkların her türlü oyunlarına karşı Ümmet-i Muhammed’e basiret, feraset ve iz’an nasip eyle. Öncelikle Gazze’deki Müslüman kardeşlerimize, daha sonra yeryüzünde zulme uğrayan bütün Müslüman kardeşlerimize ve tüm mazlumlara yardım eyle. Onları terör örgütü mensuplarının (İsrail-ABD-AB-İngiltere-Rusya-Çin-Hindistan vb.) her türlü oyunlarına karşı koru.

Dünyanın gailelerinden uzaklaşıp fıtrata dönmek için bu yazılara oradaki derin hürmete ihtiyacımız var/selam