1. Anasayfa
  2. Gezi Yazısı

El-Memleketü’l-Mağribiyye – Fas Marakeş – Kızıl Şehir

El-Memleketü’l-Mağribiyye – Fas  Marakeş – Kızıl Şehir
0

“Evvelâ bismillah ile o Hâlık-ı Kevneyn hazretine sonsuz şükür ve sayısız övgü layıktır, ihsanı ve minnetsiz sofrası ay ve yıl, sabah ve akşam, zengin ve fakir, yaşlı ve genç herkese nimeti boldur.”

Evliya ÇELEBİ

Seyyahların piri Evliya Çelebi; “seyahat günlerimizde bu yeryüzünde nice nice bin garip mekânlar ve dünya eserlerinden nice kez acayip hadiseyi görüp unutmak gailesinden oluşan insan olmamız hasebiyle hatırdan uzak ve belki meşhur şeylerin isimleri unutulup üstü örtülmeye, diye yazıp zapt ettim…” der. Dünya gözüyle Rahman’ın toprağın üstünde yarattığı yerleri gezip görmek, nice hikmetler ve ibretler çıkarmak ne güzeldir. Kadim dostum Ali Gül ile tahayyül ettiğimiz bir seyahat rotasına bismillah dedik. Gördük, müstefit olduk ne de güzel yorulduk lakin heybemizde kalanları kendimize saklamadan sizlerle paylaşmak istedim.

Fas, Kuzey Afrika’nın incisi; Afrika’nın birçok bölgesindeki zor şartlar, yokluk ve makûs talihi burada göremezsiniz. Müreffeh, turistik şehirleri çok fazla. Afrika’da yer alsa da Afrikalı yok denecek kadar az, nüfusunun çoğunu Araplar ve Berberiler oluşturuyor.

Marakeş – Kızıl Şehir

Marakeş, Fas’ın müstahkem, kadim ve zengin kültürü, tarihi ile en önemli şehirlerinden biridir. Şehri çevreleyen kırmızı renkte surları, kıpkırmızı kumtaşından inşa edilen binaları, akşam güneşinin şehrin üstünde batarken ortaya çıkardığı kızıllık sebebiyle “Kızıl Şehir” olarak da bilinir. Endülüs’ü görmek niyetiyle bir seyahat planı yapmıştık sonra bu fırsattan istifade, neden Fas’ı da görmeyelim dedik ve 17 Nisan’da İstanbul’dan Rabat’a uygun fiyatlı bir bilet bulup bismillah diyerek çıktık yola.

Fas, Kuzeyde Akdeniz’e; Batıda ise Atlas Okyanusu’na komşu bir ülke. Planımız ilk rotamız olan Rabat’ta beklemeden Marakeş’e geçmekti. Fakat yerdeki hesap havada tutmadı. Uçak, bir hasta sebebiyle acilen Barcelona’ya inince günler öncesinden aldığımız bilet ziyan oldu ve Marakeş trenini kaçırdık. İki kattan fazla ödeyerek tekrar Marakeş’e doğru yola çıktık. Küresel bir uygulamadan Marakeş merkezinden uygun bir oda kiralamıştık, meydanın yanındaki sokakların hepsi dolambaç gibi girişi var çıkışı yok birçok yerde telefondaki konumda doğru yer göstermiyor.

Geleneksel yöntemle sora sora konaklayacağımız yere ulaştık. Sırt çantamızı bırakarak Marakeş’in dünyaca ünlü Cami’ül Fena Meydanı’na ulaştık. Gerçekten fena bir meydan, tam bir keşmekeş. Bu meydanda yok yok… Aklınıza ne gelirse var. Yılan oynatanlardan tutun da büyücülük yapanlara, hokkabazlardan, maymunlara; türlü türlü meyve sularından, kına yakanlara ve daha niceleri. Turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği bir yer burası. Şehir tarihi sokakları ve rengârenk pazarları, Bahia Sarayı, Ali Bin Yusuf Medresesi, Kutubiyye Camii ve Majorelle Bahçesi ile ülkenin turizm ve cazibe merkezlerinden biri olmuş.

Meydanda bir satıcıya yönelir bir şey sorar veya telefonla görüntü alırsanız sizden bir şeyler koparmak için yorucu bir münakaşa başlatıyorlar. Sonunda ya ücret ödüyor ya da pes edip kaydı silmek zorunda bırakıyorlar. Suk adı verilen, dev bir labirenti andıran Marakeş çarşılarının dar sokaklarında hızla gelen motorlar veya at arabalarıyla çarpışmamak için hızlıca kenara çekilmek zorundasınız. Bu girift, dar ve rengârenk sokaklarda kısa süreli de olsa kaybolmamanız mümkün değil. Vaktiniz varsa yükünüz de yoksa bırakın kendinizi bu sokaklara… Sanki bir film setindeymişsiniz sanki hiç sonu gelmeyecekmiş bir sokaktaymışsınız gibi ilerliyorsunuz. Tam buldum derken kaybolduğunuzu anlıyorsunuz.  

İlk işimiz Cuma namazı için Marakeş’in en büyük camisi olan Kutubiyye Camii’ne gitmek oldu. Bu cami muvahhitler döneminde 1147’lerde yapılmış şehrin önemli sembollerinden biridir. Camiye ilk geldiğimizde Kur’an kıraatinin hep bir ağızdan okunması dikkatimizi çekti. Cuma namazından önce üç defa ezan okundu. Tüm cemaatin sessiz ve dikkatli bir şekilde yaklaşık 45 dakika boyunca hutbeyi dinlediklerine şahit olduk. İmamın belli bir konuya bağlı olmadan farklı ayet ve hadislere değinmesi ve uzun sürmesi; kıraatin birlikte okunması da bu bölgeye has özelliklerden biri olsa gerek.

Yolunuz düşerse kalabalık meydanın keşmekeşinden uzak, caminin arkasındaki parkta oturup turunç kokuları içerisinde Kutubiyye Camii’ni seyretmenizi ve oradaki sükûneti yaşamanızı tavsiye ederim.  Caminin ilerisinde onlarca at arabasının turist ve yolcu taşımak için kuyruğa girdiğini görüyorsunuz. Kalabalık içerisinden dar sokaklara tekrar girerek Bahia Sarayı’na gittik. Yol üzerinde kendinizi memleketinizde hissettirecek olan BİM’leri görüyorsunuz. Fas’ta altı yüzden fazla varmış. Bahia Sarayı, önceden FAS’ın yönetim merkeziymiş. Ayrıca Fransızlar tüm Fas’ı bir dönem bu saraydan yönetmişler. Saray’ın her köşesinde muazzam bir işçilik ve göz alıcı bir zarafet hâkimdir. Renkli mozaikleri, sedir ağacının muhteşem işlemeleri ile bezenmiş kapıları ve naif tavan süslemelerini izlerken hayrete düşmemeniz elde değil. Fas’a geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerden birisi.

Palais de la Bahia (Bahia Sarayı), Sadrazam Ahmed bin Musa tarafından yaptırılmış. Sarayın tamamlanması on yıldan fazla sürmüş ve ülkenin dört bir yanından gelen ustalar çalıştırılmış. Sarayın birçok avluya ve bahçelere açılan 150 odası var. Saray, Fas İslam mimarisi ile Endülüs etkisinin mükemmel bir sentezini sergiler. Bahçelerinde; geniş ve göz alıcı mozaikleri, peyzajlı bahçeleri, portakal ağaçları, hurma ağaçları ve şadırvanları bulunmaktadır. İçerisine girdiğinizde İslam kültür ve medeniyetinin huzur verici etkisini de görmektesiniz.  Sarayın avlularında ve tavan süslemelerinde sedir ağacının esşiz işçiliği ile mermer avlular yer alır. Bu avluların, zellige kaplı zeminler ve detaylı çini desenleriyle süslendiğini gördük. Biz öğleden sonra çok yoğun bir saate gezdik, giriş ücreti 100 Fas Dirhemi (MAD), sabah erkenden gelseydik ve bu güzellikleri doyasıya temaşa edip fotoğraflasaydık diye de hayıflanmadık değil.

Şayet İspanya seyahati planlıyorsanız ve vaktiniz de varsa Fas’a üç – dört gün ayırmanızı ve en son Tanca’yı gezerek oradan Cebelitarık üzerinden Endülüs turuna başlamanızı tavsiye ederim. Ayrıca çok önemli bir husus da Fas’ a yazın gitmeyin, biz çok doğru bir vakitte gittiğimizi orada anladık. Yazın Sahra Çölü iklimi etkiliymiş ve seyahatinizde çok zorlanabilirsiniz. Buraların tadını çıkarmak için nisan, mayıs ve eylül, ekim aylarında gelmeniz daha yerinde görünüyor.

Saray’dan sonra Marakeş’in en önemli eserlerinden biri olan Medrese bin Yusuf’a diğer adıyla Ali bin Yusuf Medresesi’ne gittik. Fas’ta en çok etkilendiğim, beni tarihin içerisinde tefekküre sevk eden bir yer oldu. Belki de akşama yakın saatlerde girdiğimiz ve bizden sonra içeriye kimseyi almadıkları için medreseyi sükûnetle gezme fırsatı bularak yıllarca nice âlimleri yetiştiren odalarını görüp kıraat etme fırsatı bulduğumuz için mi bilmiyorum. Huzur dolu bir serencam oldu. Cami’ül Fena Meydanı’ na giden Samarin Çarşısı’nı geçer geçmez medreseye ulaşıyorsunuz. 1465’te Saadiler döneminde yaptırılmış. İsmini yanındaki şehrin döneminin baş camiinden almaktadır. Döneminin Mağrip’teki en büyük medresesi olarak kabul ediliyor. Giriş kısmının üstündeki kitabede: Ey içeri giren kişi, ilim ve namaz için beni bina eden Müminlerin emiri Allah’ın yaratıklarının en yücesi peygamberlerin sonuncusunun torununa tüm içtenliğinle dua et.yazmaktadır.

Saadiler döneminin görkemli ve zirve sanatını yansıtan mimari yapısı ziyaretçileri hayran bırakıyor. Avluda bronzdan yapılmış iki su havuzu bulunuyor. Üst katları ve 132 odayı taşıyan kemerler ile mihrap kısmındaki enfes süslemeler doyumsuz bir sanat zevkini ortaya koyuyor. Odaların hepsi iç avluya bakıyor, orta kısımda bulunan tavanlardaki ufka açık aydınlatma kısımları, sanatla ilmin buluştuğu zirveyi temsil ediyor adeta. Süslemelerde ne bir fazlalık ne de bir uyumsuzluk var. Tanıtan kişilerden öğrendiğimiz kadarıyla yapıda atlas sedir ağacı ve İtalyan Carrar mermerinin yanı sıra alçı ve zellic kullanılmış.” Bu şaheserde yedi küçük avluya açılan iki koridor ve hepsinin buluştuğu havuzlu büyük avluyu görüyorsunuz. Fas sanatının zirvesi haline geldiği bir eser olduğu söylenebilir.

Fas’a Gidecekler İçin (tecrübelerimizle) Önemli Tavsiyeler

  1. Birkaç ay öncesinden uygun bilet bulabilirsiniz. Şayet Marakeş’e uygun bilet bulursanız kaçırmayın biz bulamadığımız için başkente, Rabat’a bilet aldık ve oradan trenle Marakeş’e geçtik.
  2. Diğer önemli bir husus bilet alırken uygun biletlerde bagaj hakkı olmuyor lakin olanlardan da Air Arabia ile gelecekseniz İstanbul’dan çıkarken bagaj ölçü ve kilosuna hiç bakılmıyor ancak Fas’tan tekrar aynı şirketle dönecekseniz kabin bagajı ile ilgili çok sorun yaşandığını buradaki arkadaşlarımızdan öğrendik. Bizim gibi Avrupa’ya geçecekseniz sorun yok.
  3. Fas’ a gelirken Tanca’ya uygun bilet bulursanız oradan araç kiralayarak ilk ziyaretinizi başlatabilir ve önemli şehirleri gezdikten sonra tekrar Tanca’ya aracınızı bırakarak seyahatinize devam edebilirsiniz.
  4. Buralarda konaklayacaksanız ve bizim gibi bireysel olarak geldiyseniz uygun merkezi tek oda hotelleri bulmanız mümkün. Aile ile tercih edeceğiniz yerleri daha nitelikli ve dikkatli seçmeniz gerekir. Çok iyi bilinen uygulamalar üzerinden konaklama tercihi yaparken merkeze olan uzaklıklarına, ücrete vergi dâhil olup olmadığına, puanlamalarına ve yorumlarına dikkat etmek gerekiyor.
  5. Fas’a indiğinizde pasaportunuzla sadece havaalanında yerel telekom firmalarına gittiğinizde belirli süreyle sınırlı ücretsiz internet paketi ve sim kartı alabiliyorsunuz, biz erken saatte indiğimiz için beklemedik
  6. Fena Meydanı’nda yılan vb hayvanlarla gösteri yapanları fotoğraflamak isterseniz sizlerden ya ücret alıyorlar veya kaydınızı sildiriyorlar. Dar ve karmaşık sokaklarda esnaf dışındaki size yardımcı olmak isteyen insanlara adres sorarsanız, istemeseniz de sizin yanınıza gelip ücret talep edebiliyorlar.
  7. Döviz büroları farklı komisyonlar alıyor. Komisyon oranlarını kıyaslamanız faydalı olacaktır. Fas’ta kredi kartı kullanımı yaygın ancak her yerde geçerli değil o yüzden elinizde her zaman Fas Dirhemi, (MAD) olsun. Ülkeden çıkarken elinizde Dirhem kalmaması için iyi bir planlama yapmanız lazım. Fas dirhemi yaklaşık olarak TL’nin 4 katı civarında değerli. 100 Dirhem (MAD) şu anda 420 TL’ye tekabül ediyor. Paranızın yetecek kadar kısmını havalimanında bozdurup diğer kısmını ise Fas’ın büyük şehirlerinde karşılaştırarak bankalar ve döviz bürolarında bozdurmanızı tavsiye ederim.
  8. Pazarlık usulündeki bildiğimiz yerel yöntemler buranın çarşılarında da geçerli ama halk pazarında pazarlık yapmayın neyse o. Turistik çarşılarda ne isterlerse üçte birini, duruma göre yarısını teklif edin. Biz denedik genelde iyi bir pazarlıkla alıyorsunuz.

Fas ve Endülüs tecrübe paylaşımı devam edecek…

1980 yılında Kastamonu’da doğdu. Kastamonu İmam Hatip Lisesini bitirdi. Katsayı uygulaması sebebiyle lisans öğrenimini Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk - Kazak Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Ardından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Mersin, Amasya, Samsun ve Ankara illerinde; özel kurumlar ile kamu kurumlarında, Bakanlığın farklı birimlerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Çeşitli dergi, kitap bölümü ve değerler eğitimi fasiküllerinde yazılar kaleme aldı. Evli ve iki çocuk babasıdır. Hâlen Millî Eğitim Bakanlığında görev yapmaktadır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir