Yüzüne bakmaya kıyamadığım, teline duvağına sahip çıkamadığım şehrim. Senin için
nasibimize sadece ağlamak mı düşecekti. İlmim ağlıyor. Hikmetim ağlıyor. Tarihim ağlıyor.
Şiirim ağlıyor.
Senin yıkılan her uzvuna karşılık benim alfabemden bir harf düşüyor. Kelimesiz ve cümlesiz
kaldım. Çırpınıyorum. Vakte rehin düşen bir ruhla çırpınıyorum. Kadersiz kimliğim.
Kanayan bilincim. Ağrıyan harfim. Kötürüm duygum benim.
Bu kader böyle mi sürüp gider Halep. Ben Fettah’ı unuttum. Fettah’ı unuttuğum günden beri
İblis’in orduları içimdeki ve dışımdaki Halepleri yakıp yıktılar. Göklere boy veren her
manam, Halebî güzelliklerimin her biri işgal altında. Yanıp-yakılmam, kül olup göğe
savrulmam, gözümden akan her damlada boğulmam, senin kaderinden damlayan bir bedel
midir bana Halep.
Allah Hayy ve Kayyum’dur elbet. Bir gün sana ve bütün Haleplerime Fettah’ın kılıcı
olarak döneceğim günün özlemi ve yakarışındayım.
Tüm varlığımı sana bir özür olarak vakfetmek istiyorum. Büyüklük göster ve beni bağışla.
Fotoğraf: AA
