Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Hayatın Anlamı Nedir?

Hak din İslâm’ın, sürekli iman ve ameli sık sık ve beraber hatırlatması boşuna değil! Sadece bilgi, düşünce ve inanç/iman yetmez, insanı mutlu etmez; uygulama/amel de şarttır. (âmenû ve amilussâlihât) “İnsanlar hayat sınavından geçirilmeden, denenmeden, (Biz onların hayat karşında ne yapıp ittiklerini görmeden) sadece “biz inandık” demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?!” (29/Ankebût, 2.)

EKLENDİ

:

Belli bir yaştan sonra (hadi 40 diyelim) tüm arayışım, okumalarım bu sorunun cevabını bulmaya yönelik oldu. Din, felsefe, edebiyat, mitoloji (doğudan-batıdan) elime geçen tüm kitaplara bunun için baktım. Romanlarda (hemen hemen her ülke yazarlarından bir kitap okumuşumdur; romanda favorim Tolstoy’dur.), kutsal kitaplarda, mitolojilerde (Çin mitolojisine kadar, Asya-Avrupa, Mısır vb.), felsefede -ki antik Yunanla başladığı söylenir— Yunan, Stoa, İslâm ve çağdaş Avrupa vs. elimden geldiğince baktım, bakıyorum; herkes aramış, arıyor, “Buldum! Evreka!” diyene rastlamadım! Eureka diyenlerinki “basit bir buluş”.

Tolstoy’un birçok kitabı yanında küçük hacimli Hayatın Anlamı ve İnsan ne ile Yaşar? adlı iki kitabı da var; orada, tabii o, biraz da Hristiyan olduğu için hayatın anlamı için “sevgiyi” adres gösterir. Platon, hayatın anlamı için İdeaların bilgisini işaret eder ve “Tanrısal Bilgeliği” adres gösterirken, talebesi Aristo, Nikomakhos’a Etik’te Eudaimon’u (ondan bir bölüm Eudamos’a Etik diye de yayınlanmıştır.) adres gösterir. “Eu”, iyi, hoş, güzel demek; daimon, şeytan, melek, ruh gibi görünmez varlıklar için, —genelde kötü olanları için— kullanılır; bu iki kelime bir araya gelince anlam “iyi talih”, “refah” ve “mutluluğa” dönüşürmüş; hayatın anlamı da mutlulukmuş! (İş bu kadar kolay olsaydı sorun yoktu; bu bir ruh hâli, içsel durum, çaba/mücadele gerektiriyor, teoride, felsefede (felsefe yapmakla), sadece aklı kullanmakla mutlu olunmuyor, bu söylenenleri denemek, uygulamak/yaşamak, görmek gerekiyor.) İşte bu düşünce ikliminin ardından yaklaşık 50-60 yıl sonra Epikür denen bi adam çıkıyor, diyor ki bu iş konuşmakla (felsefe yapmakla) olmaz, konuştuklarınızı uygulayın da bir sonucu görelim. Mutluluk dediğiniz “bu şeye!” ulaşmanın yolu hazzı artırmaktan acıyı azaltmaktan geçer diyor ve ortaya “ataraksia” diye bir kavram atıyor; bu da bir tür mutluluk, huzur demek; bu duruma ulaşabilmek için çok az şeyle yetinmeliyiz, çünkü bizim gerçekte çok az şeye ihtiyacımız var, biz, ihtiyaçlarımızı artırınca, daha çok şeye ihtiyaç hissettikçe strese giriyoruz, herkesle, her şeyle mücadele ediyoruz, üzülüyoruz, insanlar bize acı veriyor, acı çekiyoruz vs.., şöhreti örnek verir Epikür; (Epikür’ü sıradan bilinç hazcı, ‘vur patlasın çal oynasıncı’, keyfine düşkün biri olarak bilir, oysa adam hiç evlenmemiştir, okulunda o zamana kadar hiç bir okulda kölelere ve kadınlara kimse ders/eğitim verememişken bu, kölelere ve kadınlara dersler vermiş bi adamdır.!), der ki : şöhret diğerlerinin istediği gibi yaşamaktır, onlara kendini beğendirmektir, aklı başında, mutluluğu/huzuru (ataraksiayı) arayan bir adamın, binlerce/milyonlarca kişinin isteğine/fikrine uygun yaşamak = şöhret (meşhur) olmak için bunca eziyet çekmesi normal midir? Zorunlu ve gerekli ihtiyaçlar dışında maddî ve toplumsal/siyasal hiçbir ihtiyaç sizi mutlu etmez aksine zorlar, acı verir; der ve “sadeliği” önerir. Kıbrıslı Zenon (Stoacılar) da aynı şekilde düşünür ve sade yaşamayı önerir.

O zaman, hayatın anlamı mutluluksa, mutluluğu ikiye ayırarak anlamak, sonra da birleştirerek o mutluluğu yakalamak mümkün. 1) Teorik/düşünsel mutluluk, 2) Yaşamsal mutluluk. İç huzur, dış huzur vb. Teorik/düşünsel iç huzur/mutluluk, doğru bilgi, düşünce ve inançla; yaşamsal dış huzur/mutluluk da bunları pratik hayatta uygulamakla mümkün. Hak din İslâm’ın, sürekli iman ve ameli sık sık ve beraber hatırlatması boşuna değil! Sadece bilgi, düşünce ve inanç/iman yetmez, insanı mutlu etmez; uygulama/amel de şarttır. (âmenû ve amilussâlihât)

“İnsanlar hayat sınavından geçirilmeden, denenmeden, (Biz onların hayat karşında ne yapıp-ettiklerini görmeden) sadece “biz inandık” demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?!” (29/Ankebût, 2.)

Bence hayatın anlamı : iyinin-kötünün, vefalının-nankörün, güzelin-çirkinin, mazlumun-zalimin, sadığın-hainin, … belli olması/belirlenmesi ve herkese hak ettiğinin verilmesidir. Bu hayat bu seçim için vardır. Hayatın anlamı budur!

Buldum mu? Euvirka? Bence buldum. Sizce?

Çok Okunanlar