Selam tecellisi
Kalbimize inse
Korkuyoruz dört koldan kuşatan
Kurtların dişlerinden
Ya Selam
Kalbime sığması nedir
O küçük kırmızı keseye
Çam kozalak misali
Döne döne
Nurlandırsam avizeyi
Ya Basar
Gölgem nerede
Tarifsiz yabancıyım kendime
Taşlar konuşuyor tepeden
Düşerken
Allah diye
Duymuyorum sesimi
Çağrı ne yönden
Işık ne yönde
Ya Semi
Dağlar darmadağın
Peki kalbimiz
Nasıl bir şey tecelli
Boğuyor zaman mekân
Yansımadan belli
Musa’nın tutuldu dili
Nerede gerçek anlam
Ya Kelam
İdrakim
Açık mı kelamına
Konuşsan
Sesim ulaşsa sana
Dua
nasıl da kusursuz
Ve nasıl da kusurlu dünya
Ya Beka
Atlas kumaşım
Sandal ağacından buhur
Kayboldu dağlar arasında
Porselen ve ipek yüklü
Kervanım da
Çiniyi İsfahan’da
düşürdüm
Halep’te acı biberi
Afrika’da sessiz
Kaydı elimden
Ejder başlı deniz
Bir uğur gibi taşıyıp başımda
Okyanus uğultusunu
Everesti omzuma kondursam
Dokunsam devasa gongun
pürüzlü notasına
Öfke parçalıyor ruhumuzu
Ya Selam
Ya Selam
Masumlar ve tüfek namlusu
Çocuklar için mezar
Toprak ey
Sar onu sev onu ısıt onu
Bana Sen dokun Rabbim
Ya Selam
