1. Anasayfa
  2. Düşünce

Sömürgeciliğin Payandası Olarak Eğitim

Sömürgeciliğin Payandası Olarak Eğitim
0

Sömürgecilik ve eğitim arasında derin bir bağ vardır. Hem sömürgecilik yapacak kişilerin zihnini sömürgeciliğe hazırlanması hem de sömürülecek kişilerin uzun vadede sömürgeciliğe alıştırılması konusunda eğitim sömürgecilikte önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Dünyanın farklı yerlerinde ve zamanlarında yaşanan sömürgeleştirme hareketlerine bakıldığında eğitimin sömürgeciler için önemli bir payanda olduğu anlaşılmaktadır. Ruslar işgal ettikleri bölgelerde çeşitli okullar kurmuşlardır. Bu okullardan mezun olan Kazak öğrenciler Rus Kültürü’nün kendi kültürlerinden çok daha üstün olduğunu takdir edecek Rus yaşama biçimini tanıyorlardı. Sovyetler döneminde de eğitim Sovyet insanının oluşturulması için bir yardımcı araç olarak kullanılmıştır.

Avrupalı devletlerin dünyayı sömürgeleştirme aşamalarında eğitim önemli bir rol oynamıştır. Dünyanın farklı yerlerinde kurdukları eğitim kurumları ile kendilerine her anlamda bağımlı ve batılı ihtiyaçlara göre şekillendirilmiş insan gücü üretmeyi amaçlamışlardır. Batılı sömürgecilerin bir diğer amacı da işgal ettikleri bölgelerde pazarı batılı tüketim malları için genişletmekti. Burada özellikle yatılı okullar sömürgeciler için ideal bir kurum haline gelmiştir. Örneğin Afrika’da sömürgeci eğitim kurumlarından özelliklede üniversitelerden mezun olan kişiler her yönden Batılılaştırılmış Afrikalılar oldukları için kültürel açıdan da en bağımlı kimselerdi. Sömürgeci ticari kuruluşlar için eğitimin önemi uygun insan gücü yetiştirme ve kültürel yozlaşma yoluyla pazarı yeniden belirlemesidir. Batı tüketim mallarına hizmet eden bir pazarın gelişimi kısmen de batı kültürünün yaygınlaşmasına bağlı olduğundan eğitim tam da bu noktada batılı değerlerin yaygınlaştırılmasında bir araç olarak kullanılmaktadır.

Eğitim bir araç olarak sömürgeciler tarafından güçlü şekilde kullanılmış ve kullanılmaktadır. Özellikle son dönemde Filistin mücadelesi çerçevesinde Batı ve İsrail’den gelen eğitimle ilgili değerlendirmeler eğitimin nasıl bir sömürgecilik aracı ve payanda olarak kullanıldığını göstermesi bakımından önemlidir. Elon Musk yaptığı açıklamada “İsrail devletini ortadan kaldırmak isteyenleri, yani Hamas’ı ortadan kaldırmaktan başka çare yok. İkinci adım ise, Filistinliler’in çocukluklarından itibaren İsrail’den nefret etmeye, İsrail’in ölümünü istemeye yönlendirilmemeleri için eğitim sistemini düzeltmek. Yani eğitim sistemini düzeltmeliyiz” diyerek Filistin’deki eğitim sistemini kendilerine uygun hale getirmenin önemine dikkati çekmiştir. Trump’ın Yahudi danışmanı Yehuda Kaploun ise “Mesele eğitim, ne öğretiyoruz? Amerika’nın parasını ödediği BM ders kitapları Gazze’de okutulmuyor. Müslümanlara şunu öğretmek zorundayız: Çocuklarınızı şehit olmak için yetiştirmeniz kabul edilemez.” demiştir. Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise “Tarih kitapları Gazze’nin kurbanlarından bahsetmesin diye, hikâyenin doğru bir şekilde anlatıldığından emin olmalıyız.” demiştir. Mahmud Abbas’ın yaklaşımı da sömürgecilerle paralel olacak şekilde “Hamas silahlarını teslim etmeli ve Gazze’deki yönetimini sonlandırmalıdır. Okul müfredatları UNESCO standartlarına göre güncellenmelidir” demiştir. İsrail ve ABD’de de yapılan değerlendirmeler Hamas’la mücadelenin zafere ulaşabilmesi için mücahitleri yetiştiren eğitim sisteminin ortadan kaldırılması yerine “dünya değerleri ve dünya vatandaşlığı” gibi değerleri ön plana çıkaran bir sistemin kurgulanması gerektiğini ifade etmişlerdir. Sömürgeciler esas başarının bu şekilde kazanılacağının farkındadırlar. Çünkü şehit ettikleri her mücahidin arkasında yeni mücahitlerin yetişmesine imkân sağlayan eğitim sistemine bir müdahale ve darbe indirilmesi onlar açısından bölgede kalıcılığı sağlamak açısından hayati önemdedir. Dünyanın bugün maddi olarak en büyük imkânlarına sahip olan sömürgeciler başarı için sadece maddi imkânların yeterli olmadığının ve bunun yanında kişinin zihnini dönüştürecek bir eğitim sisteminin kurgulanması gerektiğinin farkındadırlar.

Sömürgeciler kurudukları eğitim sistemleri ile halkın kendi diline, kültürüne, dinine, tarihine gelenek-göreneklerine kısacası kendine ve medeniyetine yabancılaşmasını sağlamak isterler. Böylelikle onlarda aşağılık kompleksi oluşturarak medenileştirme adı altında itaatkâr birer sömürülen haline getirirler. Sömürgeciler işgal ettikleri bölgeleri ya doğrudan ya da yetiştirdikleri bürokrasi aracılığı ile sömürebilirler. Bunun için sömürgeciler kendilerine sadık ve kendi dillerini konuşan memur ve teknokratlar yetiştirirler. Sömürülen insanlara ana dillerini ikinci sınıf ve gelişmemiş bir dil algısı oluşturmaya çalışan sömürgeciler kendi dillerini ise entelektüel bir dil olarak tanımlar ve pazarlarlar. Oluşturdukları eğitim sistemleri ile sömürdükleri ülkelerin kaynaklarının sömürgeci ülkeye aktarılmasını gerçekçi ve gerekli bir ekonomik süreç olarak öğretirler. Bu konuda en mahir sömürgecilerin başında İngilizler gelmekte özellikle sömürgeleştirdikleri bölgelerde bu konuda birçok farklı uygulamayı hayata geçirmişlerdir.

Sömürgeci eğitim sistemleri ve kurumlarında okuyan kişiler sömürgeciliği normal bir süreç olarak değerlendirmeye hatta bu süreci ülkelerinin gelişimi için bir araç olarak görebilmektedirler. Bu sistemlerde yetişen kişiler sömürgecilikle mücadele ettiği düşüncesiyle hareket ederken bile farkında olmayarak sömürgecilere hizmet edebilmektedirler. Sömürgecilikle mücadele etmenin ilk yolu sömürgeciliğin ne olduğunun farkına varılması ve doğru şekilde tanımlanmasıdır. Kişilerin ve toplumların kendilerini doğru şekilde tanımaları ve tanımlamaları aynı derecede önemlidir. Bu tanımlamaların doğru bir şekilde yapılabilmesi için de sömürgeci eğitim sisteminden geçen zihinlerin temizlenmesi gereklidir. Bu da ancak farklı okumalar ve bu okumaları karşılaştırabileceğiniz doğru metinler ve argümanlarla mümkün olabilir. Çünkü zihnin sömürgesizleştirilmesi siyasi bağımsızlıktan çok daha zor bir süreçtir.

KAYNAKÇA

1981 yılında Adıyaman Samsat’ta doğdu. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu (2002). Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde tezsiz yüksek lisansını (2004), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde “Demokrat Parti’ye Karşı Muhalefet ve Milli Muhalefet Cephesi (1956-1960)” adlı teziyle yüksek lisansını (2007), İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde “Türkiye’de Yabancı Dilde Öğretim Yapan Resmi Ortaöğretim Kurumları: Maarif Kolejleri” adlı çalışmasıyla doktorasını tamamladı. Halen Talim ve Terbiye Kurulu üyesidir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir