1. Anasayfa
  2. Şahsiyet

Ümmetin Birliği İçin Çalışan Bir Fakih: Dr. Abdullah Azzam

Ümmetin Birliği İçin Çalışan Bir Fakih: Dr. Abdullah Azzam
0

4 Kasım 1941 yılında Filistin’in Cenin şehrinde dünyaya geldi. Baba adı Yusuf, anne adı Zekiye’dir. Ailesi Filistin’de çok etkili olmuş, yöneticilik yapmış, Harisoğulları’na dayanır. Azzam, çiftçilikle uğraşan, mütevazı ve dindar bir aileye mensuptur.

Kız kardeşi Ümmü Adil’in anlattığına göre; “ilkokul yıllarında çok başarılı bir çocuktu. Kitap okumayı çok severdi. Onun yaşıtları sokakta oynarken o kitap okur, arkadaşları tarafından sokağa davet edilince de vaktim yok” derdi.

1948’de daha 7 yaşındayken Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgal edildiğini ve Filistin halkının yaşadığı dramı yakından görmesi onu çok etkilemiştir. Yakın akrabalarının ve ailesinin anlattığına göre Azzam, daha ilkokuldayken namaza başlamış, büluğ çağından önce Müslüman Kardeşlerin Filistin teşkilatıyla tanışmış ve üye olmuştur.

Cenin şehrinin önde gelen âlimleri ve hatipleri ile oturup kalkmayı, onları dinlemeyi çok severdi. Bu âlimler daha sonraki yıllarda Filistin’deki İslâmi hareketin de ilk kurucuları olmuşlardır.

Azzam, Filistin İslami Hareketi kurulduktan sonra en aktif gençlerinden birisi olmuş, dönemin Nasırcıları ve Komünistleri ile en çok tartışan bir gençlik lideri haline gelmişti.

Filistin’de oluşan İslâmi Hareket, Hasan el-Benna’nın 1928 yılında kurduğu Mısır İhvanı’ndan etkilenmiş bir harekettir. Bütün eğitim hayatını başarıyla geçirmiş olan Azzam, daha lise yıllarında Hasan el-Benna, Abdulkadir Udeh, Seyyid Kutub, Muhammed Kutub okuyarak yetişmiş bir gençti.  Liseden sonra Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi’nde okudu ve fakülteyi de 1966 yılında takdirle bitirdi. Suriye’de bulunduğu yıllarda, daha sonra Suriye’nin önde gelen âlimleri olarak bilinen, Muhammed Edib Salih, Muhammed Said Ramazan el-Bûti gibi gençlerle arkadaşlık yaptı. Fakülteden sonra,

Ezher’de Usulu Fıkıh alanında 1969’da yüksek lisansını, 1973’te de yine aynı alanda doktorasını tamamladı. Doktora tezini “Kur’an ve Sünnette Hükümler” üzerine yaptı. Tezinde, bu hükümleri usulcülerin nasıl ele aldığı konusu üzerinde çalıştı. Usul açısından son derece ilmi bir tez olan bu çalışma, birçok bilginin bir arada olması açısından özellikle usul dersi veren hocalar için iyi bir yardımcı referans kaynağı olacak niteliğindedir.

Ezher’de doktorasını bitirdikten sonra Ürdün’e dönen Azzam, Ürdün Üniversitesi Şeriat Fakültesi’nde 1973-1980 yılları arasında yedi yıl öğretim üyeliği yaptı. Her yerde olduğu gibi üniversitede de derslerin yanında hep davet çalışmalarıyla ön plana çıktı ve çok sevildi. Davet çalışmalarından ve öğrenci üzerindeki etkisinden rahatsız olan üniversite yönetimi, Azzam’ın görevine son verdi.

Azzam, Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde bulunan Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde göreve başladı. Daha sonra üniversite yönetiminden ders vermek üzere Pakistan İslamabat’ta bulunan Uluslararası İslam Üniversitesi’ne görevlendirilmesini istedi. 1984 yılına kadar bu üniversitede görev yaptıktan sonra üniversiteden kendi isteği ile istifa ederek bütün vaktini Afgan direnişine tahsis etti.

Afgan Direnişi

1979’da Afganistan’ın dönemin süper gücü Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesi, başta Müslümanlar olmak üzere herkesi şok etmiş, tüm dünya Sovyetleri durdurmak, Müslümanlar ise işgal altındaki İslam topraklarını kurtarıp Afgan halkına yardım etmek için harekete geçmişti.

Sovyetler Birliği bütün gücüyle Afganistan’ı işgal ederken, Afganlı genç liderler de cihat ilan etmişlerdi. “Afgan direnişi” daha sonra “Afgan cihadı” olarak anılmaya başlandı. 

 

Dünya Müslümanları, ellerindeki maddi-manevi bütün imkânlarıyla Afgan cihadının yardımına koşuyorlardı. İşte tam bu dönemde dünyanın her yerinden gençler savaşmak için Pakistan’ın Peşaver kentine geliyorlardı. Ancak ortada bu işleri düzenleyecek bir organizasyon yoktu. Bu boşluğu gören Azzam, bu işlerin daha düzenli yapılması, direnişin daha güçlü olması için üniversiteden istifa etmiş ve vaktinin büyük bir kısmını Peşaver’de geçirmeye başlamıştı.

Fıkıh hocası olan Azzam, “bir İslâm toprağı işgal edildiği zaman bu toprakların düşmandan kurtarılması, bütün Müslümanlara vaciptir” hükmünü derslerde okutan birisiydi. Bu hükmü uygulamak da önce ona düşerdi. Bundan dolayı Dr. Azzam geri kalan hayatını Afgan cihadına adadı. Azzam’ın sürece girmesiyle işin fıkhı ve ideolojik yönü de daha güçlü temellendiriliyor ve özellikle de gençler onun hutbelerinden, mesajlarından etkileniyorlardı. O artık bütün enerjisini bu direnişe vermişti. Bundan dolayı Afgan halkına yardım için bütün dünyayı geziyor ve direnişi anlatıyordu. Onun konuşmalarından etkilenen Amerika’dan, İngiltere’den, Avrupa’dan ve Arap dünyasından birçok genç Afgan cihadına gelmeye başlamışlardı. O dönemde başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı ülkeler gençlerin Afganistan’a gitmesine göz yumuyor, hatta Suudi Arabistan’dan gençlere uçak biletleri  resmi düzeyde temin ediliyordu.

Azzam’ın Peşaver Hutbeleri

 

 

Azzam, Afgan cihadı kadar dünyada önemli bir fenomen olmuştu. Hutbelerinde sadece Afganistan’ı anlatmıyor, Kudüs’ü, Filistin’i, ümmetin kurtuluş yollarını ve birliğini de anlatıyordu. Pakistan’a gelen dünya liderleriyle, İslami hareket önderleriyle, âlimlerle görüşüyor, onlardan Afganistan’a destek istiyordu. Azzam’ın isminin bu kadar öne çıkması ve onun ümmetçi duruşu, o gün Afganistan’a yardım eden başta ABD olmak üzere bazı devletleri rahatsız etmeye başlamıştı. Ondan kurtulmak gerekiyordu.

Fakih Abdullah Azzam

Burada hiç unutulmaması gereken bir nokta var. O da Abdullah Azzam’ın bir fakih olduğu.
Savaş ortamının ve savaşın sıcaklığının gereği olarak müminleri, gençleri, direnişe, savaşa, cepheye davet etse de, başta Pakistan olmak üzere o hiçbir İslâm ülkesinde kimseyi devletleriyle çatışmaya teşvik etmemiş, yönlendirmemiştir. Bu tavır ve duruş, onun vefatından sonra ortaya çıkan bakış açılarını anlamak için çok önemlidir. Onun çizgisi Hasan el-Benna ve Seyyid Kutub çizgisiydi. Onun ağzından hiç kimse Müslümanları tekfir ettiğine dair bir söz duymamıştır. O hep Müslümanların birliği ve cemaatlerin dayanışması için çağrıda bulunurdu.

Abdullah Azzam’ı Anlama Usulü

Her yıl yapılan Tebliğ Cemaati Dünya Kongresine katılır, Körfez devletlerini, o ülkelerdeki bakanları ziyaret eder, Afganistan için yardım toplamaya çalışırdı.

Abdullah Azzam okumaları yapılırken çok dikkatli olunması gerekir. Bu konuda şöyle bir usul takip edilebilir:

  1. Azzam’ı anlamak için onun yüksek lisans ve doktora tezindeki görüşlerini okuyup, iyi anlamak gerekir. Çünkü 30 yaşına gelmiş bir âlimin bütün fıkhi ve dini görüşleri artık şekillenmiştir. Daha sonraki görüşleri taktiksel ve dönemseldir. Onu anlamak için özellikle doktora tezi iyi okunmalıdır.
  2. Azzam’ın, Afgan direnişi ve cihadı döneminde işgale ve küresel emperyalizme karşı vermiş olduğu hutbelerde tam bir direniş psikolojisi hâkimdir. Bu hutbeler, işgalden kurtulmak için “müminleri direnişe, savaşa teşvik eden” konuşmalardan ibarettir.
    Bir İslâm ülkesinin işgal edildiği, şehirlerin bombalandığı bir dönemde fıkıh hocası Azzam’dan daha farklı bir şey beklenemezdi.
  3. Azzam’ın şehadetinden sonraki dönemde onun adına konuşan birçok grup ve akımın öncüsünün hiçbiri onun gibi âlim değillerdi. Dolayısıyla Azzam’ı herkes farklı anlamaya başladı ve zamanla Azzam’ın mirasına zarar vermeye başladılar. Bundan en çok ailesi çocukları ve damadı rahatsız oluyordu. Her fırsatta gerek oğlu gerekse damadı Azzam adına konuşan radikal unsurlara karşı sert bildiriler yayınlamışlardır.

Cuma Hutbeleri

Savaş psikolojisi içinde Cuma hutbelerinde yapmış olduğu konuşmaları, sözleri kurşun gibi etkili oluyordu. Bütün radikal söylemlerine rağmen gençlere ahlakı, erdemi ve edebi tavsiye ederdi. Konuşmalarında, savaşı Afgan topraklarının dışına taşıma gibi bir görüşü bulunmamaktadır. Afgan liderleri arasındaki ihtilaftan çok mustaripti. Gençleri bu tür ihtilaflardan korumak için çok çaba harcıyordu. Eğitimini tamamlamış, aşırı düşünceleri olan bir genç gördü mü çok üzülür, özelde “ümmetin başına bir bela daha yetişiyor” diye hayıflanırdı. Ancak bu gençlerle ilişkisini de hiç kesmezdi. Onda cemaatçilik, cemaat ve hareket ayrımı olmazdı.

Özel hayatında pazartesi ve perşembe oruçlarını tutan, tam bir derviş, rabbani bir âlimdi. Elinden Kur’an’ı düşürmezdi. Bütün Müslümanları sevmeyi anlatırdı. Bu arada Filistinli olması hasebiyle Osmanlıyı, Türkleri de sevdiğini yeri geldikçe ifade ederdi.

Bu kadar fazla sevilen, Afganlı liderler üzerinde etkili olan bir âlimden kurtulmak isteyen çevreler, onu 1989’da cuma namazına giderken uzaktan kumandalı bir patlayıcı ile şehit ettiler. O, oğlu Muhammed ile birlikte şehit oldu. Görenlerin ifadesine göre, patlamadan sonra Muhammed paramparça olurken, kendisinin vücudunda en ufak bir parçalanma olmamıştı. Sadece ağzından kanlar gelmişti. Onun şehadeti başta Afgan halkı arasında olmak üzere bütün dünyada şok etkisi oluşturdu.

Abdullah Azzam’ın kabri Peşaver’de bulunan Pabu Köyü’ndedir. Bu köy cihat döneminde Afgan-İslam Birliği Başkanı Sayyaf’ın kampı olarak kullanılıyordu.  Azzam, cihat döneminde bu köyde, Cihat Üniversitesi adlı bir üniversite kurmuş, bu üniversitede mühendislik, tıp ve eğitim fakülteleri açmıştı.

Şehadetinden Sonra Abdullah Azzam

Şehadetinden sonra Azzam’ın adı çok farklı şekillerde anıldı. Her âlim gibi masum değildir. Azzam’ı tanımak için onun eserlerine bakılması gerekir. Onun savaş ortamında söylediği sözleri ve görüşleri bu açıdan değerlendirilmesi gerekir.

Azzam, gerek Filistin davası, gerekse Afgan halkına karşı görevini yapmış ve bu yolda şehit olmuştur. Bir başka ifadeyle yapmış olduğu hizmetleri, söylediği sözleri kanıyla imzalamış, şehadetiyle mühürlemiş bir âlimdir.

Allah, Abdullah Azzam’a rahmet eylesin. Bizleri de bıraktığı ilmi ve fikri mirası doğru anlayanlardan eylesin.

Türkçe’ye Çevrilmiş Eserleri

İslam’da Cemaat Olmanın Gerekliliği, Şehit Seyyid Kutup, Cihat Kervanı, Topraklarımızı Savunmak, Müslümanı Öldürme Suçu, Tahavi Akidesi Şerhi, Afgan Cihadında İlahi Yardımlar, Hamas Filistin İslami Direniş Hareketi, Cihat Dersleri, Cihat Ahkâmı, Hâkimiyet Mefhumu, İslam Akidesi, Müslüman Halkın Cihadı, Savunma Cihadı, Kayıp Minare

11.05.1967     Evli- üç çocuk babası    2003 Uluslararası İslam Bilimleri Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Osmanlı Mimarisi Dalında Master 2001 Şam Üniversitesi Edebiyat ve İnsani Bilimler Fakültesi Basın Yayın ve Gazetecilik Bölümü Mezunu 1996 Şam Üniversitesi Yabancılar Dil Öğrenim Enstitüsü (Birincilikle) 1990 Karaman İmam Hatip Lisesi Mezunu

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir