1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Gelen Sendin de Giden Kimdi?

Gelen Sendin de Giden Kimdi?
0

Gölgesiz hayatlar, istif şehirler, insan seslerinin içinde yalın kılıç birbiriyle savaştığı uğultu, makyajı akmış renkler, kimliksiz akıl, kimsesiz zekâ, suyu çekilmiş bilgi, hakikatine kibrit çakmış insan, zavallı hayat, kırgın hakikat, mihrapsız güzellik

Direndim ama fayda etmedi. Dinlememelisin, akşamın bu vaktine uygun değil, hayır hayır desem de dayanamadım dinledim. Olan oldu tabii. Aslında sadece akşam değil ben de uygun değildim. İlk melodiler geldiğinde, başını mevziden çıkarır çıkarmaz alnının tam ortasına kurşunu yiyen bir sergerde gibi olduğum yere yığılıp kaldım. Şarkı uzadı gitti. Ben de uzayıp gittim doğal olarak. Eh dedim, vur dibine havalansın, zaten neyi bulmuştun ki, kaybettiğin de ne olsun. Akşamın sunağında adanmış bir kurban olarak kanını içine akıt, sesini çıkarma. Bu akşamın kurbanı sensin. Kınalı duygularınla üstelik kendi ayağınla geldiğin bu yerde çırpınma, asil bir biçimde can ver ki kanın yerde kalmasın. Uzatma, öldüğün sen değilsin, verdiğin can da senin değildi. İyi de o şarkı neydi peki.

………………………………………………………………………………..

Günlerimin nakaratıdır ikindi. Ne çok severim bu vakitlerde kalbimin tozunu-toprağını silkelemeyi. Yürüdüğüm sıkıntı, sevindiğim ferahlık, utandığım evvel, huysuzlandığım şimdi, endişelendiğim son hepsi hepsi ikindi vakitlerimde buluşur, bir ağızdan nakaratına koşan o şarkıyı söylemeye başlar ve bitirmezler.

Bense o şarkı eşliğinde halı çırpar gibi çırparım kalbimi…ama her gün, ama her ikindileyin, her bağbozumunda elime düşen yarı buruşmuş yarı çürümüş bir salkım misali ama. Arpasını yemiş, suyunu içmiş, gölgesine yorgunluğunu sermiş, yoluna bakıp heyecanlanmış ama eyerini sırtından atmış bir küheylanın gitsem mi gitmesem mi, koşsam mı koşmasam mı kararsızlığından arta kalan bir tedirginliği geveleyip dururum sonuçta. Kalbimin çırpılması, çırpınmasına şifa olmadı hiçbir zaman. Hem niye olsun ki. Şarkı söylediğim sürece bu böyle devam edip gidecek. Bir gelen ve bir giden oldukça devam edecek.

Gelen geldiği, giden gittiği yerde kaldığında şarkı sona mı erecek yani. Gelenle gidenin aynı sen, aynı ben, aynı o olmadığı durumlardaki teşevvüşü ne yapacağız. Bu teşevvüşün şarkısı var mıdır?

Bazen insan, bir gökdelenin çöküşü gibi çöker içine. Ruhu ayaza çeker ve şekerrenk bir nefisle varlık sınırlarını koyu renk boyalarla çizmeye çalışır.

Aşk düze inmiş ve bedevileşmiştir. Kalpse bir dağın yankısına tırmanmaya çalışmaktadır.

Yani her şeye, topyekûn bir vesselam demine oturmuştur vakit.

Ve çizebileceği en büyük daireyi çizmeye çalışır insan, hayatından kopyaladığı en büyük fotoğrafı yerleştirmek isterisiyle içine.

Geceyi salyalayan köpüksü duygulara omuz vermekten yorulmuş bir kaderle çöküp dizlerinin dibine, hani ahlarıma telkin verecek o feryadın piri der ve beklemeye başlar gölgesine sinmiş ahir zamanı.

Bulutlar insan yüklüdür, neyin ve nerenin tufanı olacağı belli değildir.

Kaderi bedenine bol gelen küçücük bir kâinat mıydım yoksa ben.

Erdal Çakır Erzincan -1960 doğumlu. Erzincanlı. Bursa İlahiyat Fakültesi mezunu. Hece Yayınlarından çıkan Sır Gölgeleri, Sultana Mektuplar, Hû ve Hüznün Efendisine adlı 4 şiir kitabı bulunmaktadır. Aile Bakanlığı'ndan emekli olup Ankara'da ikamet etmektedir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir