1. Anasayfa
  2. Düşünce

Anne ve Fidan

Anne ve Fidan
0

İnsan, anne karnından itibaren etiyle kemiğiyle ve ruh dünyasıyla anne tarafından yoğrulan en değerli varlıktır.

Ayetlerde annelerin bebeklerini en az 24 ay emzirmelerinin emredilmesi, bu yoğurmanın zaruretini ortaya koyuyor(Bakara 233, Lokman 14, Ahkaf 15 ve Talak 6).

Zira anne 24 ay bebeğine sadece dünyanın en değerli gıdası olan sütünü değil; ayı zamanda sevgiyi, şefkati, merhameti, muhabbeti, meveddeti ve özgüveni aşılıyor.

Bir fidan olan bebekte aşılanan bu çekirdekler bir ömrün koordinatlarını belirliyor.

0-3 yaşta yaşanan anne yoksunluğu çocuğun fiziki ve ruhsal dünyasında bir aksaklığa (oral fiksasyon) neden oluyor vetelafisi tamamen mümkün olmayan kalıcı hasarlara yol açıyor.

Bebeğin yaşadığı bu sendrom bağımlılıktan gelişme geriliğine, zekâ gelişiminden psikolojik problemlere kadar bir çok soruna sebebiyet veriyor.

Belki de en büyük zararı kişinin inanç dünyasında oluşturduğu tahribat oluyor.

Çocuk ilk olarak inanmayı, güvenmeyi, sığınmayı, sekinet bulmayı, bağlanmayı anne ile tecrübe eder.

Çocuğun anne ile yaşadığı bir kopma, ayrılma, terk edilme, şiddet görme, dengesiz hareketler ruh dünyasında kalıcı boşluklar oluşturur.

Peygamberimiz bir gün ashabı ile yürürken yol kenarında bir kadının kendisinden biraz uzaklaşmış çocuğuna seslendiğini işitti.

Kadın çocuğa, “gel çocuğum sana hurma vereceğim” dedi.

Peygamberimiz durdu, ashap durdu, hep birlikte anne ve çocuğunu izlemeye başladılar.

Çocuk küçük adımlarla annesinin yanına gitti, annesi de çantasından çıkardığı hurmayı verdi.

Peygamberimiz;

“Eğer anne çocuğuna vaat ettiği hurmayı vermeseydi yalancı olarak yazılacaktı buyurdu (Müslim, Sahih, 107).

Kime İyilik Edeyim?

Annenin çocuğa olan emeği sebebiyledir ki Peygamberimiz, Kime iyilik edeyim ey Allah’ın Elçisi?” diye soran sahabesine tam üç kez:Annene, annene, annene şeklindecevap vermiştir. (Ebu Davud –  Edeb, 5139)

Anneyle inanmayı, güvenmeyi, sevgiyi, saygıyı öğrenen çocuk daha sonra büyüdükçe çevresine uygulamaya başlar, ruhunda bir uyarlama gelişir ve bu gelişim kendisine, çevresine ve yaratıcısına kadar uzanır. Emin bir mü’min olur.

Kısaca; insanın eşya ile ilişkisinin temelleri anne ile atılır.

Bu hakikati yaşadığım bir vakıa ile yakından gördüm.

Eşime mutfakta yardım ederken çay bardağıtezgâhadüşürdüm ama kırılmadı.

Eşim ise yüksekten düştüğü halde kırılmayan cam bardağın mutlaka kırılması gerektiği inancındaydı ve bu sebeple sağlam bardağı alıp kırdı.

Bu inancı erken dönemde annesinden olmalıydı. Ve edindiği bu inanca göre o bardak kırılmalıydı.

Bu olay psikolojik temellerin ne kadar derinlerde atıldığına işaret ediyor.

İnsanın En Tesirli Muallimi Validesidir

Bediüzzaman Said Nursi, annenin önemine, insanın birinci ve en değerli muallimi olduğu hakikatine şu cümlelerle dikkat çeker:

Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda katî ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum: Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve manevi derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum. (Lem’alar, 202).

Annenin değeri, konumu, emeği, mesaisi, çocuk psikolojisindeki etkisi üzerinde daha çok durmamız gerekmektedir. Bu bakış bizleri inançsal (ateizm, deizm, fideizm, agnostisizm) ve toplumsal problemlerimizin temel nedenlerine ulaştıracak, burada bırakmayıp esaslı çözümler sunacaktır.

Demem o ki sağlıklı bireyin, mutlu ailenin, huzurlu toplumun merkezinde anne yer almaktadır.

"1969’da Tokat’ta doğdu. İlkokulu Çeltek Köyü İlkokulu’nda, Ortaokulu Zile’de tamamladı. Sağlık Meslek Lisesi’nin iki yılını Kırklareli, son iki yılını da Konya’da okuyarak 1987 yılında mezun oldu. 1993’de S.Ü. İlahiyat Fakültesi’ni, 1996’da Konya Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. 1997-2000 yıllarında Yüksek Lisansını İslam Mezhepleri Tarihi alanında “İslam Düşünce Tarihinde İlk Akılcılar: Mutezile” teziyle tamamladı. 2017’de başladığı Kelam Anabilim dalındaki “Kelam İlminde Yenilik Arayışları ve M. Şerefeddin Yaltkaya’nın İctimai Kelam Projesi” başlıklı doktora çalışmasını 2023’de tamamladı ve Kelam alanında doktor oldu. 1987-1996 yıllarında Sağlık Bakanlığı, 1996-2015 yıllarında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda çalıştı. 2015-2019 yıllarında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya ve Afyonkarahisar İl Müdürlüğü görevlerini ifa etti. 2019’dan beri Selçuk Üniversitesi’nde çalışıyor. 2019-2021 Yılları arasında Engelli Öğrenci Birimi koordinatörlüğü yaptı. Haziran 2023-2024 tarihileri arası S.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi Nasreddin Hoca Uygulamalı Ana Okulu Müdürlüğü görevini yürüttü. 2024-2025’de Selçuk Üniversitesi Prof. Dr. Erol Güngör Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı görevini icra etti. Şubat 2025 den itibaren Selçuk Üniversitesi’nde Araştırmacı olarak görevine devam ediyor. Yeni Konya gazetesi ve birçok internet adresinde haftalık yazılar yazan Paslı’nın birçok eseri bulunmaktadır. Türk Aleviliği” (2006), “Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S” (2013’), “Anadolu Aleviliği” (2013), “Akıl” (2016), “Bilge Kral Aliya’nın Camisi” (2018), M. Şerefeddin Yaltkaya’nın İctimai Kelam Projesi” (2024) ve “Kelam İlmi ve Sosyal Hayat (2024), Hikayeden Hayat (2025) ve Mutluluk ve Başarı İçin 3+3 (2025) adlı kitapları bunlar arasındadır. Paslı, Aileyi Destekleme Derneği başkanlığı, Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevlerle Sivil Toplum Çalışmalarına katkı veriyor. İngilizce ve Arapça bilen yazar evli ve 3 çocuk babasıdır. Dr. Cemil PASLI- www.cemilpasli.com

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir