Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Akıl ve Vicdan Sahibi Olmak

Aklını ve vicdanını kullanabilecek bir insan olarak fıtrata uygun bireysel tercihlerde bulunmak tüm bu zorluklara rağmen imkânsız bir durum değildir. Evet, eskiden olmadığı kadar insan teki mesaj bombardımanına tabi tutulmakta… Evet, eskiden olmadığı kadar insan teki sürekli meşguliyet altında… Evet, eskiden olmadığı kadar insan teki konforla uyuşturulmakta… Ama unutulmasın ki bu çağın insanının sınavı da bunlara yönelik…

EKLENDİ

:

Hayat bir ırmak… Hepimiz bu ırmağın bir noktasında ırmakta akıp giden bir sala tutunuyoruz. Tutunduğumuz salın hiçbir şeyini seçme lüksümüz yok. Ne salın kalitesini ne salı kullanan kişiyi ne de sala bineceğimiz yeri seçme hakkımız var. Bu noktada karşılaşacağımız olumlu ve olumsuz durumlar elimizde değil.

İster olumlu ister olumsuz durumla karşılaşalım; esasen bu da pek fark etmiyor. Çünkü irademizde olmadan karşılaştığımız olumlu ve olumsuz durumlar bizlerin gelecekte kullanacağı bireysel tercihini hiç etkilemiyor diyebiliriz. Bazen en olumsuz durumlarda bulunan kişinin, bireysel tercihini en uygun şekilde yaptığını görebilmek mümkün.

Her türlü olumsuzluğun, fakirliğin, acının kol kanat gezdiği bir ortamdan bireysel tercih sonucu Yunus Emre, Fuzûlî, Malcom X vb. çıkabiliyor. Yine her türlü olumlu durumun, zenginliğin, refahın kol kanat gezdiği bir ortamdan da bireysel tercih sonucu Karun, Yezid, Salman Rüşdi vb. çıkabiliyor. Bireysel tercihleri sonucu olumsuzluklar olumluya dönüşürken yine bireysel tercihler sonucu olumluluklar da olumsuza dönüşebilmektedir.

Burada, bireysel tercih diye nitelediğimiz cüzi iradenin sonucu karşımıza çıkmakta. Bunun sebebi Yaratıcımızın bizi akıl nimetiyle donatmasıdır elbette. Akıl sahiplerinin akletme melekesini kullanma veya kullanmama tercihidir bir yerde bireysel tercihimiz.

Aklını, vicdanıyla birlikte kullananlar önlerine kurulan binbir çeşit albenilerle donatılmış tuzaklara düşmekten kurtulurken aklını ve vicdanını kullanmak istemeyenler kurulan her tuzağa sonucunu umursamadan bile isteye atlamaktadırlar. İşte bu atlayış, insanı hüsrandan hüsrana düşürmekte, seraptan seraba koşturmakta. Bu koşturmacanın sonunda koca bir “Hiç-Boşluk” onları beklemekte.

İnsanlık tarihi bu tercihlerin örnekleriyle doludur. Her çağda insan farklı farklı durumlarla karşılaşmakta. Sanırım çağlar içinde en acımasızı 21. Yüzyıl olsa gerek. Bu yüzyılı diğer çağlardan ayıran en belirgin özellik, hiç kuşkusuz insanı tefekkür etmekten alıkoyan meşguliyetler çağı ve insanın toprakla irtibatını koparan bir beton ve çelik çağı olmasıdır.

Aklını ve vicdanını kullanabilecek bir insan olarak fıtrata uygun bireysel tercihlerde bulunmak tüm bu zorluklara rağmen imkânsız bir durum değildir. Evet, eskiden olmadığı kadar insan teki mesaj bombardımanına tabi tutulmakta… Evet, eskiden olmadığı kadar insan teki sürekli meşguliyet altında… Evet, eskiden olmadığı kadar insan teki konforla uyuşturulmakta… Ama unutulmasın ki bu çağın insanının sınavı da bunlara yönelik…

Bu konfor, görsel ve ses bombardımanından insanın kurtulabilmesi yine kendi bireysel tercihiyle mümkün olacaktır. Bunun için aklını ve vicdanını her dem canlı tutabilmek, bunlardan kurtulmanın tek yolu… Olabildiğince konfor, görsel ve ses bombardımanından uzak durarak tabiatla iç içe olmak akıl ve vicdan duygusunu yitirmemenin yollarından biridir.

Bu, o kadar da kolay değil elbette. Sizi kendi bataklığına çekemeyenler, aklınızı ve vicdanınızı kullanmamanız için her türlü tuzağı kurmaktan geri kalmayacaklar. Sizden görünüp sizi etkisiz kılmak isteyen, aklınızı ve vicdanınızı kullanmamanız için bunları dumura uğratmaya çalışanlar daha sofistik yöntemlerin peşinde koşacaklar.

Onlar, hangi sofistike yöntemin peşinde koşarlarsa koşsunlar, akıl ve vicdan duyarlılığını koruma hassasiyeti gösterildiği sürece, kurulacak bütün tuzaklar elbette boşa çıkacaktır. Bunu başarmanın yolu da akıl ve vicdan doğrultusunda tercihte bulunanların birbirleriyle kenetlenmesi, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar gereklilik arz etmektedir.

İşte bu gereklilik sonucu akıl ve vicdan duyarlılığını koruyarak bireysel tercihte bulunanlar her bakımdan birbirlerinin hukukunu koruyup gözetmeyi başarırlar. İçinizden önce birinin akıl ve vicdanını etkisiz hâle getirenler, sanmayınız ki bununla yetinecek? Onun ardından hemen size yönelecektir bunlar. Bunları etkisiz kılmanın yolu Yûnus Emre’ye göre kılavuza sarılmaktan geçmekte:

Bu yol yavlak uzakdur dünya ana tuzakdur

Bu tuzağa uğrayan komaya kılavuzun

(yavlak: çok, gayet, pek / ana: ona / komaya: bırakmasın / kılavuzun: kılavuzunu)

Aklın ve vicdanın gösterdiği sımsıkı ipten oluşan o kutlu kılavuza bağlı bir hayat yaşamak ve bu hayatı bize dayatılan bütün hilelere ve zorlamalara rağmen devam ettirmek her akıl ve vicdan sahibinin tercih edeceği en önemli eylemdir. Bizi ancak bu eylem üzere sürdüreceğimiz hayat, seraplara düşmekten kurtaracaktır. Gerisi lâf ü güzaftır.

Çok Okunanlar