1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. İnceleme

Ay Vakti Dergisi (Eylül-Ekim 2025, Sayı 218) Hakkındadır

Ay Vakti Dergisi (Eylül-Ekim 2025, Sayı 218) Hakkındadır
0

“Üstü harabeye dönmüş yıkık bir binanın alt katında, çadır ve naylonlarla sardıkları duvarların içine, yaşadıkları yere geldi. ‘Anneciğim, helalleşmeye geldim!’

Annesi, ‘Bizden önce varırsan cennete, bizden önce kavuşursan babana…’ dedi. Yutkundu… (…) Sağ elinde Kur’an, sol eliyle oğlunun siyah zeytine çalan saçlarını okşadı. ‘Allah’a emanet ol. Hakkım sana helaldir!’ ‘Bir gün ya özgür Filistin toprağında ya da inşallah cennette kavuşacağız oğlum!’

(Mehmet Güven, Direniş’ten, s.33)

Düşünce-kültür ve edebiyat dergisi Ay Vakti’nin bu sayısında yayımlanan Filistin temalı diğer hikâye Eldeki Fidan, Züleyha Kayaoğlu Eker’in. Gazze’nin Çocukları Ferman Karaçam’ın şiiri. Salih Uçak’ın Bir Ortadoğu Manzarası ise bu sayının denemelerinden.

“Ortadoğu manzarasını doğru okumak, yalnızca şahsi bir betimleme meselesi değil; aynı zamanda bir barbarlık çözümlemesidir.” (s. 9)

Ay Vakti imzalı Giriş yazısında Sumud işleniyor: “…Ve biz biliriz ki; / Kudüs ve işgal ettikleri Filistin toprakları bu lanetlilerden kurtarılmadıkça, huzur olmayacaktır.”

Ay Vakti 218’de Filistin temasıyla ilişkilendirdiğim yazıları zikrettim.

Nurşah Karaca’nın Nasip, Seher Özden Bozkurt’un A’raf hikâyeleri de kurguları ve dil işçiliğiyle çizginin üstünde.

“Babam, kahvesinden bir yudum aldı, işaret parmağını muzipçe sallayarak keyifli keyifli konuştu:

‘Bak sözünü unutma, ömrüm vefa etmezse o günlere, bu iş sende ha! Sonra gelir iki yakana yapışırım.’(Nasip, s. 16)

Orhan Oğuz’un Şiirin Tanımı denemesinden önce sayfa 4’teki Şeref Akbaba’nın İnişler ve Çıkışlar denemesine bakıyorum:

“Sonuçta her birey, toplum, kurum; ister küçük ister büyük olsun, kendi haritasını çizer.

Sürekli öğrenme, yenilenme ve olgunlaşma sürecidir ki, onu kalıcı kılar.

Sabır ve azim libasını kuşanarak elbette…”

Sayın Oğuz ‘şiir gibi’ teşbihi ekseninde şöyle bir tanım yapıyor: “Şiir, belirli kıstaslara göre oluşturulan müzikal hazza ve anlam yoğunluğuna dayanan bir edebi türdür.” (s. 31)

Özkan Kerimoğlu’nun Erdemli Yaşamak II’de fert ve toplum olarak ahlaki çözülmeden kurtuluşu beyan eden ayetlerin ışığında fikirler dile getiriliyor: “Ürettiğimiz teknolojiye ahlak, samimiyet ve takva elbisesini giydirmezsek; ürettiğimiz teknoloji ruhi ölümümüzün, manen iflasımızın katili olacak gibi görünüyor.” (s. 41)

Ay Vakti 218’deki araştırma yazıları da şunlar: İdealar Evreninde Sevmek Zamanı, Leyla Yıldız; Romanımızda Terör Romantizmi, Necmettin Evci; Geçici İzm’ler Ve Teoriler Karşısında Öznenin Davranışına Yönelik Bir Çözümleme, Ömer Eski.

Sayın Evci, araştırmasında Kurt Kanunu, Yol Ayrımı, Tutkular Keder Oldu, Taştepe, Eylembilim, Yarın Yarın, 47’liler, Sancı, Gençliğim Eyvah gibi sosyolojik ve tarihî romanlardaki yakın dönem olaylarının izini sürüyor: “Devlet-i Ali’nin fiilen çözülme sürecine girdiğinden bu yana en az iki yüzyıldır ıstırabın bütün çeşidiyle ağırlaştığı bir kader yaşamaktayız. (…) Bunların romanı yazıldı mı? Ne kadar yazıldı, yazılıyor?” (s. 24)

Ayrıca derginin bu sayısında Semra Saraç’ın Antoine de Saint-Exupery’nin Gece Uçuşu romanı hakkındaki değerlendirmeleri okunabilir.

Naz’ın Aforizmalar’ı Suriyeli yazar Rafik Schami’nin 1950’li yılların Suriye’sini konu edinen Hattatın Sırrı, Çinli yazar Yu Hua’nın Yaşamak, bir diğer Çinli yazar Zhang Wei’nin kült romanı Kadim Gemi adlı eserleri etrafında kısa izlenim ve değerlendirme yazılarını içeriyor.

Son olarak Ay Vakti 218’de yayımlanmış şiirlere değiniyorum: Bir Eylül Koşusu, Selami Şimşek; Sevginin Yetmediği Günlerde Söylenen, Ferhat Öksüz; Kavuşmanın Kısır Döngüsü, İsmail Bingöl; Bulut Geçeği, Ali Yaşar Bolat; Çözülüp Atılan Akıl, Yavuz Ertürk; Ne Zaman Doğduğum Evin Sokağına Varsam, Mehmet Sertpolat.

“Sabah uzar

Çoktan uzaklaşan yıllara yol alır.

Şehir sıçrar yerinden bir korna sesiyle

Aşkı kalın duvarlı kalplere mıhlamışlar gibi

Anlayamıyor, ağlayamıyoruz.”

(Çözülüp Atılan Akıl’dan)

“eşyalar dolusu kıtlık her yerde

görgüsüzlük, olanca hışmıyla kol geziyor

bütün ama bütün caddelerde

uykularımı çekip alamıyorum bu uğultudan

ve dünyayı en baştan kuramıyorum, kendi açımdan.”

(Sevginin Yetmediği Günlerde Söylenen’den)

Değerli edebiyatseverler, Ay Vakti’ni seçkin satış noktalarından ve ayvakti.net’ten edinebilirsiniz.

Hoşça kalınız.

 

1964, Kocaeli doğumlu. İlkokulu İzmit’te, ortaokul ve liseyi Adapazarı’nda okudu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde aldı. 1987’de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğine başlayan Ahmet Akçakaya 2019’da emekli oldu. Gençlik yıllarından itibaren başladığı yazı çalışmalarına devam etmektedir. Yazıları Millî Gazete ve Yeni Devir ile Mavera, Yeni Sıla, Ahenk, Ay Vakti ve İkindi Yazıları dergilerinde yayımlandı.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir