Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

“Cepheye Kolonya” Üzerine

Potur, Ağlayan Herakleitos’ta ‘’Her sabah banyo yapar. Baştan ayağı yıkanır. Zamanın bir nehirde iki kez yıkanmaya imkân vermemesi üzerine ona bahçede vazo için güller kestirir ve “Yaşam önemsenmek ister” dedirtir.

EKLENDİ

:

Nabizade Nazım hikâye için “Tafsilata tahammülü yoktur, âdeta hikâye bir romanın hülasası demektir” der okuyucularına yazdığı önsözde. Yazmak birikimle ilerleyen bir süreç olduğundan Büyüyenay Yayınları’ndan çıkan Cepheye Kolonya’da Bekir Şamil Potur uzun uzun bakarakhayatla ilişki kurmakta ve insana dair bütün yaşantıyı ortayakoymaktadır. Okuyucu eline bir ateş düştüğünü fark eder ilk hikâyeyi okuyunca.

Korku… Çırpınışlar… Ölümler…

      ​Okuyucu kendi cephesini kurar âdeta. Steril olamamak bu cephede olmanın gereğidir. Hikâyenin içine gömülür. Kolonya ise tüfek seslerine karışır.

     ​Samipaşazade Sezai dünyadaki her zerrenin iyi bir anlatıcısı olması kaydı şartıyla mühim addedileceğini söyler.Cepheye Kolonya’da yazar, mikroskobik bir böceğin kalbini tasvir edebilme naifliğini yaşlı kadının madalyalarını anlatırken ceketinin sol yakasına iliştirir. Hakikati, göçmen balkon olarak serer önümüze. Göçen sadece balkon değil  yurdun kendisidir.

        ​Hind’den garba geçmiş bir hikâyedir: Hakikat bir kızmış, fakat çıplak gezermiş, nereye gitse kabul etmemişler,nihayet bir gün kuyuda saklanmaya mecbur kalmış…Hakikatin taşıyıcısı olan kurmaca ve kısa öykülerde kahramanların okuyucu ile kurduğu ilişki sahici ve kışkırtıcı.Çivileri ağzında tutarak çalışanın yitirmek istemediği şeyin görüntüsü canlanır hikâyede. Böylece hikâyenin nasılkurulduğuna dair teknik bir sorgulamaya girmeden içindesinizdir. Sonuç arama ihtiyacı duyulmaz.

GÜLÜCÜKLER SAÇAN ÇOCUK.

Elindeki rengârenk rüzgârgülünü yiv yiv döndürerekkarşınızda durur. (Cepheye Kolonya)

​Yazar küçürek öykülerini (minör, minimal), dilin evreni içerisinde şiirsel bir söyleyişle sunduğu için zaman ve mekân arasındaki insanı ve ona dair olan her şeyi yeniden okuruz.Ferit Edgü’den aşağıda okuyacağınız minimal öyküde olduğu gibi bu hikâyeler yazarının dile hâkimiyetini, kelime dağarcığını, kurgu yeteneğini, duygu ve düşünce dünyasının derinliğini gösteren yoğun anlatımlardır.

Bir gece Berlin sokaklarında dolaşırken Kafka’yı gördüm.

O ‘da seni gördü mü?

– Evet

– Ne dedi?

– Saçma bir soru sordum.

– Sizde mi oraya gidiyorsunuz dedi.

– Evet dedim.

– O ne dedi?

– Öğleyse birlikte yürüyemeyiz. (Kaf. Ferid Edgü)

Yazar tutkuyu yıllardır omuzunda bir kepenek gibi taşır.Tutkunun kısa, unutmanın uzun olması Neruda’nınprojeksiyon tutmasıdır. Bir yerde okunacak en güzel şey çarpar kalbinize: ’’Tutku karşıdakine  yük olmadan  onun kalbine yüklenmektir.’’ Gerçekliğin metne düşen izlerini veya ışıklandırılmış halini kapkaranlık bir odada vızıldayarak dönüp duran vantilatörle ve insanı en iyi ışıklandırmaarmatürlerinde arar.

İnsan karanlığın sınırsız bir boşluk olduğunu bilmekte.

Halit Ziya, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin, Sait Faik,Mauppasant, O’Henry, Hemingway, Hawthorne gibiyazarlarda olduğu gibi fiction (kurgu)’nun evsafını anlama çizgisine bırakır bizi.

– Yaraları tamamen kaybolmuş mu, diye sordu.

– Hiçbir iz kalmamış, kabuk bağlamış.

İnanmak istedi. İnandı. ((Aborjinler gibi)

Potur, Ağlayan Herakleitos’ta ‘’Her sabah banyo yapar. Baştan ayağı yıkanır. Zamanın bir nehirde iki kez yıkanmaya imkân vermemesi üzerine ona bahçede vazo için güller kestirir ve “Yaşam önemsenmek ister” dedirtir.

Yeni Yüz başlıklı metinde kör diye yazılıp iple boynumuza asılanın gözlerimizin, ağzımızın ve burnumuzun silinmesi ve bir yazıya dönüşmesidir.

‘’İnsan bir yazıya dönüştür’’ demişti. İnsan aslında yazıdan, bir harften başka bir şey olamamıştır.’’

​Bekir Şamil Potur, kısa öykülerinde kanaatimce hepimizin baktığı bir fotoğrafta yarım çıkmış, sadece yüzünün bir kısmı, gövdesinin bir yanı görülen o kişiyi bize anlatmıştır.

Resim: (Bekir Şamil POTUR)

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar