Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Üç Kahraman, Birkaç Yorum

Ahîren icra ettiğim seyahat-i teftîşiye esnasında uğradığım beldenizin eşraf ve muteberan ve ahalisi tarafından hakkımda ızhar olunan hissiyat-ı samîme-i muhabbet ve müvâlâttan hâsıl ettiğim ihtisasat-ı menn ü mesârı ilelebed kalbimde muhafaza edeceğim. Kendilerine memnuniyet ve teşekkürat-ı mahsusamın teblîğine delâlet buyurulmasını rica ederim.

EKLENDİ

:

Önce bu yazının doğuşuna yol açan metni aktarayım.

Balıkesir’de “Haftada bir defa çıkar resmî liva gazetesi” Karesi’nin 26 Şaban 1332 / 7 Temmuz 1330 Pazartesi günü yayımlanan 13. sayısının 2. sayfasının ilk sütunundaki metin şu:

Pek kıymetli bir mektup:    

Balıkesir Belediye Riyaset-i Behiyyesine

Ahîren icra ettiğim seyahat-i teftîşiye esnasında uğradığım beldenizin eşraf ve muteberan ve ahalisi tarafından hakkımda ızhar olunan hissiyat-ı samîme-i muhabbet ve müvâlâttan hâsıl ettiğim ihtisasat-ı menn  ü mesârı ilelebed kalbimde muhafaza edeceğim. Kendilerine memnuniyet ve teşekkürat-ı mahsusamın teblîğine delâlet buyurulmasını rica ederim.

​​​​​​​​​Harbiye Nâzırı

​​​​​​​​​     Enver

-Karesi –

Milletin pek kıymetli ve büyük kahramanı, Harbiye Nâzırı Enver Paşa Hazretlerine karşı lâyık olduğu derecede âsâr-ı hürmet ve mihmannüvâzîyi îfâ edemediğimizi cidden muterifiz. Müşarunileyh hazretlerinin büyüklüğüne bakmalı, ki memleketimiz hakkında pek parlak bir teveccüh ibraz ve teşekkürlerini hususi bir mektupla ızhar buyuruyorlar. Balıkesirliler bu kıymetli hatırayı hiçbir zaman unutmazlar ve Enver Paşa Hazretleri gibi vatanın kurtarıcı nâzırlarına çok ömür ve muvaffakıyet vermesini Cenab-ı Allah’tan samimiyetle temenni ederler.

20 Temmuz 1914 tarihinde okuyucuya sunulan bu haber bana şunları düşündürdü:

1. Enver Paşa, “beldenin eşraf, muteberan ve ahalisi”ne teşekkür etmek için “mutasarrıflık” makamı yerine “belediye başkanlığı”nı tercih etmiş. Bu tercihte onun resmî devlet teşkilâtından ziyade umumi halk temsilcilerini önemsemesinin etkili olduğunu düşünebilir miyiz?
2. Enver Paşa’nın, kendisine gösterilen içten sevgi ve dostluk duygularına karşı hissettiği minnet ve sevinci sonsuza kadar kalbinde saklayacağını –üstelik telgraf yerine hususi mektupla- bildirmesinde tevazu kadar nezaket ve vefanın tezahür ettiğini söyleyebilir miyiz?
3. Mektubun imza yerinde sadece “Harbiye Nâzırı Enver” ibaresinin bulunması, “Dâmâd-ı Şehriyârî” ve “Paşa” unvanlarının kullanılmayışı bu tevazuu pekiştiren bir gösterge sayılabilir mi?
4. Enver Paşa’nın teşekkür mektubuna “Karesi” gazetesi adına cevap yazan kişi, gazetenin “müdir-i mes’ûlü” Hasan Basri (Çantay) olmalı. Gazetenin sorumlu yöneticisi Hasan Basri Bey değil de başka biri olsaydı bu mektubu gazetenin ilk sütununda ve belki süslü bir çerçeve içine alarak yayımlardı. Oysa Hasan Basri, gazetenin ilk metni olarak halk için daha önemli ve öncelikli bulduğu “Harman Makineleri” başlıklı yazıyı seçmiştir. Paşa’nın mektubunu ikinci sıraya alan Hasan Basri’nin bu tutumu, onun tabasbus, yaltaklanma, yaranma gibi eğilimlere iltifat etmeyen bir şahsiyete sahip olduğunun göstergesi sayılabilir mi?
5. Karesi halkı adına dile getirilen karşılıkta Paşa’ya “lâyık olduğu” saygı ve konukseverliğin gösterilemediğinin “itiraf” edilmiş olmasını bir tevazu yarışı mı saymalıyız, yoksa başka sebepler mi aramalıyız?
6. Hasan Basri Bey’e ait olduğunu düşündüğüm “Balıkesirliler bu kıymetli hatırayı hiçbir zaman unutmazlar” cümlesi bana merhum ağabeyim Mustafa Sarıçiçek’in bir cümlesini hatırlattı. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’den söz ederken “Şehrin bir meydanında bir kralın heykeli varsa öteki meydanında ona başkaldırdığı için öldürülen bir prensin heykeli var. Adamlar tarihlerine bütünüyle sahip çıkıyorlar.” demişti.
7. Üç kahramanımıza da rahmet niyaz ediyorum.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar