1. Anasayfa
  2. Genel

D. Mehmet Doğan’ın Vefat Yıldönümünde “Kırklara Karışan Hatıralar”

D. Mehmet Doğan’ın Vefat Yıldönümünde “Kırklara Karışan Hatıralar”
0

Kendisiyle yetmişli yılların başında Hareket/Dergâh Yayınları’nda tanıştım. Gençlik yıllarımızda ilk yazılarımız Hareket dergisinde, ilk kitaplarımız Dergâh Yayınları’ndan çıktı. Onun, Batılılaşma İhaneti, (1975) benim Tekkeler ve Zaviyeler. (1977)

D. Mehmet Doğan tarafından 07.08.1978 tarihinde Ankara’da kurulan Türkiye Yazarlar Birliği Derneği’ne ne zaman üye oldum? Tam olarak hatırlamıyorum. Ancak kuruluşundan itibaren davet edildiğim faaliyetlerine bazen konuşmacı, bazen düzenleyici bazen dinleyici olarak katıldığımı,1990’lı yıllarda bir dönem Yönetim kurulu üyeliği görevi verildiğini hatırlıyorum.  Bilik’teki arkadaşlarımızın yarım yüzyıla yaklaşan bir zaman dilimi içinde istikrarlı olarak yürüttükleri faaliyetlerden biri de tertiplenen sempozyumlar/bilgi şölenleridir. Çok farklı konularda değişik şehir ve ülkelerde gerçekleştirilen söz konusu etkinlikler bugün de devam etmektedir. Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleninin 1. si 1992 yılında Bursa’da gerçekleştirilmişti. Doğan’ın o gece otelde, yeni yeni alıştığı bilgisayarda tebliğine son şeklini verirken yaşadığı heyecanın bizzat şahidiyim.

Burada size Türkiye Yazarlar Birliği’nin tertiplediği ilk sempozyumla ilgili bazı hatıralarımı kısaca takdim etmeye çalışacağım, sonra sözü bugüne getireceğim.

Birliğin kurulduğu günlerde bizim cenahta konuşulmaya başlanan konulardan biri de Hicrî 1400’ün, bir diğer ifade ile Hicrî XV. asrın yaklaşması sebebiyle “neler yapabiliriz?” sorusu ile ilgili idi. Yeni bir yüzyıl, yeni bir müceddit, yeni bir hamle… Taze bir umut… Tarih belli: 1 Muharrem 1400, yani 21 Kasım 1979

Kitap ve dergi yayınlayanlar, üniversitede özellikle tarih bölümlerinde görevli olanlar, kültür kuruluşlarına emek verenler söz konusu soru ile az veya çok ilgileniyorlardı. Nitekim bugünden düne doğru bakılınca 1980 ve takip eden yıllarda birçok faaliyet yapılmış, dergiler özel sayılar çıkarırken asra ithaf edilen eserler yayınlanmış, İslâm dünyasının meseleleri bu vesileyle yeniden ele alınıp, farklı açılardan enine boyuna tartışılmıştır.  Mesela, Samiha Ayverdi’nin Hicri 1400 için kaleme aldığı kitap Kölelikten Efendiliğe ismini taşıyor.  Hekimoğlu İsmail’in Müslüman ve Para adlı kitabının alt başlığı şöyle: Hicrî 15. Asır İçin. Bendenizin Necmeddin Kübra’dan tercüme ettiğim Tasavvufî Hayat isimli eserin ilk sayfasında yayınevinin düştüğü şöyle bir not vardır: “Hicrî 1400’ün manevî değerine…”

Suriyeli Fethi Yeken’in 1981 de basılan ve on sene sonra Türkçesi yayınlanan eserinin adı ise şöyle: Hicrî 14. Asırda Beynelmilel Tuzaklar Karşısında İslâm Alemi.

Diyanet ve Nesil dergilerinin Hicret özel sayılarını hatırlıyorum/saklıyorum.

Yazarlar Birliği de söz konusu etkinlikler çerçevesinde “Hicrî On Beşinci Asrı Kutlama Toplantısı” başlığıyla 29 Mayıs 1982 Cumartesi günü Ankara’da Odalar Birliği Konferans salonunda İlmî Seminer tertiplemişti.  Muhsin Mete kardeşim telefonla arayarak bir tebliğ ile katılmamı teklif ettiler. Eyvallah dedim. O günlerde meşgul olduğum konuyu biraz daha geliştirerek sundum. Aynı metin ufak değişikliklerle 1985 tarihinde yayınlanan Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi’ isimli eserinde yer aldı.

Burada sempozyum kelimesinin kullanılmadığına dikkatinizi çekmek isterim. Bu tip toplantılara ne ad verelim, panel mi, seminer mi, sempozyum mu? Yoksa bu yabancı kelimeler yerine daha yerli bir kelime mi bulalım sorusu o gün bugün sorulmaktadır. Birliğin çıkardığı broşürün başlığında “toplantı” kelimesi var, aynı sayfada “ilmi seminer” ifadesi de var. Zamanla sempozyum yerine bilgi şöleninde veya tartışmalı ilmî toplantıda karar kılanlar da oldu.

TYB’nin tertiplediği –bildiğim kadarıyla- ilk sempozyum bu olduğu gibi benim de tebliğ ile katıldığım ilk akademik toplantı budur.

Oturum başkanları, tebliğ sahipleri ve tebliğ başlıklarını elimizdeki efemeradan sıralayalım. Vefat edenleri rahmetle yaşayanları hürmetle analım:

  1. Oturum

Başkanlar: Yavuz Bülent Bakiler – H. Rıdvan Çongur

Şerafeddin Gölcük (Doç. Dr.) Erzurum İslâmî İlimler Fak. Öğretim Üyesi

  • Kur’ân-ı Kerim’de Hicret

Ahmet Debbağoğlu (Dr. İstanbul İ.T.İ.A. Öğretim Ü.)

  • Peygamber’in İktisatla İlgili Hadisleri

Süleyman Hayri Bolay (Doç. Dr. A.Ü. İlahiyat F. Öğretim Ü.)

  • Yabancılaşma Karşısında İslâm

Ahmet Gürtaş (Diyanet İşleri Başkan Yrd.)

  • Hicrî Asrın Başında Türkiye’de Din Eğitiminin Durumu ve Geleceği
  1. Oturum

Başkan: Prof. Dr. Şaban Karataş

Erol Güngör (Prof. Dr. İ.Ü. Edebiyat Fak. Öğretim Ü.)

  • Hicrî Asrın Başında Türkiye’de Gelişmekte Olan Tasavvuf Hareketi

Mustafa Kara (Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü Öğretim Ü.) [1]

  • Tasavvuf Tarihinde Hicretin Yeri ve Tasavvuf Eğitiminde Seyahatin Değeri

Ahmet Kabaklı (Yazar, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı)

  • Ahmet Cevdet Paşa’da Hicret
  1. Mehmet Doğan (Yazarlar Birliği Genel Başkanı)
  • Hicret Asrında Yazarın Sorumluluğu

Mehmet Hatiboğlu (Prof. Dr. A.Ü. İlahiyat Fak. Öğretim Ü.)

  • Hicrî Asırda Oryantalizmin Hedefleri

Tertip Heyeti

  1. Cemal Çiftçigüzeli (Genel Başkan Yardımcısı)

Necmeddin Turinay (Genel Sekreter)

Muhsin Demirel (Mali sekreter)

Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç ve Merkez Bankası Başkanı Osman Şıklar’ın başarı dileklerini ifade eden telgrafların okunmasından sonra Doğan’ın yaptığı açış konuşmasının son cümlesi şöyle idi: “Sözü kıymetli konuşmacılarımızın tebliğlerine bırakma konusunda fazla gecikmek istemiyorum. Bu toplantı onların ilmî gayretlerinin sonucudur. Hepsine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sözlerimi şu anda Afganistan’da Filistin’de veya dünyanın neresinde olursa olsun cihad üzre olan Müslümanlara Allah’ın yardım etmesini dileyerek bitiriyorum”

Kimler Vardı?

Sempozyuma dinleyici olarak Ankara’dan birçok insanın/bürokratın/üniversite öğrencilerinin katıldığını, salonun dolu olduğunu söyleyebilirim. Tebliğ sahipleri, oturum başkanları ve Yönetim kurulu üyelerinin dışında kimler gelmişti diye bir soru sorulursa fotoğraflara bakarak birkaç isim verebilirim: Beşir Ayvazoğlu, İhsan Sezal, Mustafa Ruhi Şirin, Mehmet Çınarlı, Hulusi Kılıç. Rıfkı Kaymaz ise Bakır üzerine Hat ve Tezhip Sergisi” açtı.

Tebliğ başlıklarında görüldüğü gibi alanımla ilgili olan tek tebliğ, Erol Güngör’e ait. Erol Güngör o günlerde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde sosyal psikoloji alanında en genç ve istikbal vadeden en meşhur profesörlerinden biri idi. 1981 yılında neşrettiği İslâm’ın Bugünkü Meseleleri isimli eseriyle konu üzerinde düşünmek isteyenlere geniş bir ufuk ve bazı konularda tartışma alanı açmıştı. O günlerde ise üzerinde çalıştığı konu Tasavvufun Bugünkü Meseleleri idi. YÖK’ün kurulmasıyla birlikte Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Güngör, ne yazık ki kısa bir müddet sonra vefat edecektir. (24 Nisan 1983) Tebliği de söz konusu kitabın sonunda yer alacaktır.

Sempozyum başladığında tebliğlerin özetleri elimizde idi. Güngör, Özet’e şöyle başlıyordu: “Bu tebliğ İslâm tasavvufu hakkında sosyolojik açıdan yapılan bir araştırmanın son bölümünü teşkil etmektedir. Araştırmanın esas tezi şudur: Tasavvuf hareketleri, tarihte ya çok dünyevî bir hayatın yarattığı huzursuzluklara karşı manevi ihtiyaçların şiddetle hissedildiği zamanlarda yahut bir dinin çok şekilci bir manzara kazanması üzerine onu spiritüel kaynaklarına çekme maksadıyla gelişmektedir. İslâm tasavvufu bu genel şemanın özel bir halini teşkil eder”

Sempozyuma sunular tebliğler daha sonra Arapça ve İngilizce özetleriyle, fotoğraf ve değişik hüsn-i hat örnekleriyle süslenerek İsmet Keten’in kapak kompozisyonu ile yüz küsür sayfalık bir kitap olarak basılmıştır. (1983) Erol Güngör’ün ayrıca İstanbul’da yayınlanan Millet gazetesinde 1 Haziran 1982 tarihinde “Yeni Bir Anlayış” başlığıyla bir değerlendirme yazısı çıkmıştır. Ahmet Kabaklı’nın sempozyumla ilgili yazısı ise 5 Temmuz 1982 tarihli Tercüman gazetesinde yayınlanmıştır.

Doğan ile dostluğumuz kırk yıl devam etti. Bazen Bursa’da, bazen İstanbul’da bazen Ankara’da buluştuk. Bazen birlikte Taceddin Dergâhını bazen Hafız’ın, Firdevsî’nin kabrini ziyaret ettik. Mehmet Doğan ile katıldığım son Bilgi Şöleni ise Ahmet Hamdi Tanpınar’la ilgili idi ve 14-15 Ocak 2022 tarihinde Yıldırım Belediyesi ile Türkiye Yazarlar Birliği’nin Bursa’da tertiplediği toplantıda oldu. Tebliğimin başlığı şöyle idi: “Bursa’da Zaman”ın Dervişleri yahut Cemâlî Celâlî Tecelliler bildiriler Yahya Aydın’ın editörlüğünde basıldı.

Merhum dostumuz ise tebliğine Tanpınar’ın, ömrünün son günlerinde tamamladığı anlaşılan mısraları ile başlamıştı. Biz de onunla, o hüzün dolu mısralarla sona doğru yaklaşalım. (Doğan’ın, ülkemizde katıldığı son sempozyum bu mu yoksa?)

SELÂM OLSUN

Selâm olsun bizden güzel dünyaya

Bahçelerde hâlâ güller açar mı?

Selâm olsun sonsuz güneşe, aya

Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

*

Hepsi güzeldi kar, tipi, fırtına

Günlerin geçişi ardı ardına.

Hasretiz bir kanat şakırtısına

Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

*

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,

Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,

Dönmeyen gemiler olduk açıktan,

Adımızı soran, arayan var mı?…

 

Bir 10 Temmuz Günü

10 Temmuz tarihi bizim için önemlidir. Çünkü ikimizin de fikir ve düşünce dünyasını etkileyen Nurettin Topçu’nun âlem-i cemâle intikal ettiği gündür. Önceki yıllarda konu ile ilgili birçok programa beraber katılmış, tebliğ sunmuştuk. Pandeminin olduğu günlerdi. Toplantıların açık mekânlarda yapılması isteniyordu. 10 Temmuz 2020 tarihinde Topçu Hoca’yı anmak için bu sefer Bursa’da Yıldırım Beyazıt Türbesinin avlusunda yaptığımız panelle Hoca’mızı anmıştık. Üçüncü kişi Mehmet Fatih Birgül idi. “Yıldırım’ın Huzurunda” isimli hikâyesini baştan sona okumuştum. Editörlüğünü yaptığım ve Yıldırım Belediye’sinin bastırdığı “Yıldırımın Huzurunda” isimli eseri imzalayarak kendilerine takdim etmiştim.

10 Temmuz 2025 ise Hoca’mızın vefatının 50. yılı. Kim bilir neler düşünüyordu bu yıl için? Ama arkadaşları her konuda olduğu gibi bu konuda da gereğini yapıyorlar. 10 Temmuz 2025 günü Topçu hakkında AYA Vakfı’nda konuşmak üzere Üsküdar’a intikal ettiğimde Dergâh yayınlarında bir sürpriz beni bekliyordu: Hoca’nın bütün makaleleri kronolojik bir sıralama ile iki büyük cilt halinde basılmıştı: Tarih Sırasına Göre Bütün Yazıları.  Hüzün ve sevinç bir aradaydı. Ne demiş erenler: Celâl içre cemâl vardır.

Son Not

2023 yılının Kasım-Aralık aylarında “Buhara’dan İpek’e [2] Mehmet Akif 150 Yaşında” ismiyle Buhara, Bakü, Kosova, Makedonya, Burdur ve Ankara’da toplantılar yapıldı.  Mehmet Doğan Buhara’ya gitmeden önce bendenizi aradı ve bu güzel yolculuğa davet etti.  Bursa dışında, İzmir’de idim. Teşekkür ettim, özür beyan ettim. “Mustafa’cığım bu fırsat kaçmaz” dedi.  Evet, gerçekten büyük bir fırsatı kaçırdım. Nereden bilebilirdim ki yarım asırlık bir dostluğun Buhara-İpek hattında son sohbetlerini ve son celselerini yaşayacağımı…

İkinci teklifini yaptı. “TYB’nin kuruluşunun 45. yılında ilk 45 üye ile Ankara’da sohbet programları yapıyoruz. En kısa zamanda sizi de bekliyoruz”. Bu teklife itiraz edemem dedim anlaştık. Gününü tespit edip bana bildirecekti.

Bir noktada daha anlaştık “Üstad benim imzalı kitaplar koleksiyonumda bazı kitaplarınız eksik” dedim. Tamam dedi Ankara’da önümüzdeki ay buluştuğumuz zaman o imza işini de hallederiz. Son telefon görüşmemiz de bu oldu. İmzalı kitaplar da şimdilik kaldı.

Son konuşma Akif ile ilgili:

Akif ile ilgili son konuşmasını Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde yaparken hastalandı. Rektör beyin teklifi ile hemen hastaneye kaldırıldı. Hastalığı da Akif’in hastalığı: Karaciğer.

Akif’in vefat günü olan 27 Aralık’ta hastaneye yattı. 11 Ağustos 2024’te âlem-i cemale intikal eyledi. Yıllarca Mehmet Akif ve İstiklâl Marşı toplantıları yaptığı Taceddin Dergâhı hâmuşânesinde sırlandı.

Vefatına Tarih

Okur Mehmet Doğan

Yazar Mehmet Doğan

Kalem çıktı dedi:

“MERHUM MEHMED DOĞAN” 1446

Evvel giden ahbaba rahmet olsun erenler!

[1] Yüksek İslâm Enstitülerinin adı, YÖK kurulduktan sonra 1982 yılında İlâhiyat Fakültesi oldu.

[2] Akif’in annesi Buhara’lı, babası Kosova/İpek’li idi.

1951, Güneyce / Rize doğumlu. Güneyce İlkokulu (1960), İstanbul İmam Hatip Okulu (1970), Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü (1974) mezunu. Şebinkarahisar ve İspir liselerinde öğretmenlik yaptı. 1977 yılında Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde tasavvuf tarihi asistanı oldu. Doktorasını 1983’te “İbn Teymiye’ye Göre İbn Arabî” konulu teziyle tamamladı. 1989’da doçent, 1994’te profesör oldu. Çalışmalarını Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak sürdürdü. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. Deneme türündeki ilk yazısı “Onlar ve Biz”, Mayıs 1971 tarihli Hareket dergisinde yer aldı. Ürünlerini daha sonra Hareket (1970-80), Nesil (1978), Yönelişler (1983), Mavera (1984), Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, İktisat Fakültesi Dergisi dergileri ile Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde yayımladı. Araştırma ve incelemeleriyle Türkiye Millî Kültür Vakfı Jüri Özel Ödülünü aldı. İslâm dergisinin 1986’da açtığı araştırma yarışmasında “Zeynilerde Bir Sufî: Abdullatifi Kudsî” başlıklı çalışmasıyla mansiyon kazandı. 2002 yılında Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği Araştırma Ödülünü aldı. ESERLERİ: Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler (1977), Tasavvufî Hayat (Necmeddin Kübra’dan, 1980), İslâm’da Tenkid ve Tartışma Usûlü (Mîzanü’l-Hak, Katip Çelebi’den, S. Uludağ ile, 1981), Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi (1985), Tasavvufî Hikmetler (İbn Ataullah İskenderî’den, 1989), Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler (2 cilt, 1991 ve 1993), Vahdet-i Vücud ve Muhyiddin İbn Arabî (İsmail Fenni’den, 1991),İbn Arabî’de Varlık Düşüncesi (Ferit Kam’dan, 1992), Niyazî-i Mısrî (1994), Tasavvuf ve Tarikatler (1994), Eşrefoğlu Rumî (1995), Bursa Dergâhları (Yadigâr-ı Şemsî, Mehmed Şemseddin’den, Kadir Atlansoy ile, 1997), Evliya Menkıbeleri - Nefahatü'l Üns - Abdurrahman Cami (Lamiî Çelebî’den, Süleyman Uludağ ile, 1998), Gönül Mektupları (2000), Akşemseddin (H. Algül ile, 2000), Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri (2001), Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi (2003), Metinlerle Osmanlılarda Tasavvuf ve Tarikatlar (2004), Mahabbet Mektupları (2004), Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları (2005), Dervişin Hayatı Sufînin Kelâmı (2005), Bursa’nın Gönül Sultanları (2006), Dildâr-ı Şemsî-Niyazî-i Mısrî’nin İzinde Bir Ömür Seyahat (Mehmed Şemseddin Mısrî’den, Y. Kabakçı ile, 2010), Bursa’da Kırklar Meclisi (2011), Buhara Borsa Bosna (2012), Türkistan'ın Işığı Necmeddin-i Kübra, Türküstan Diýarynyň Şuglasy Nejmeddin Kubra (Türkmence), 28 Şubat Öncesi ve Sonrası Türkiye’de Dinî Hayat (2012), Miraciyye ve Bursalı Safiye Hanım’ın Vakfiyesi (2014), Yazarlık Hayatının 50. Yılı Ajandası, Emir Sultan, Konuk Öğrencilerle Gönül Gönüle, Annem Babam ve Oğlum, Derviş Yunus Emre, Bursa’nın Gönül Doktorları,

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir