1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

Dinler, Oruç ve Ramazan

Dinler, Oruç ve Ramazan
0

 

  1. Ramazan, zayıflatır…

Gerçek zayıflama bu dünyayı dört elle kelepçeleyen şeylerden zayıflama olmalı… Varsın Sekülerizm için oruç, “sağlık ve zindelik” (midevi, kollestrol düşürücü, glikoz ayarlayıcı, dikkat kesifliği, depresyon önleyici, kilo kaybı vs.) ile sağlık bozucu (elektrolik ayarsızlığı, yeniden beslenme sendromu vs.) arasındaki bir gerilim olarak anlaşılsın aldırma…

 

  1. Ramazan, adanmış vaktin kıymetine günün önemine gecenin kıymetine vurgu yapar…

Varsın Hindular orucu gün batımından güneş doğana kadar geceden başlatsın… Maddeye ızdırap ruhani tezkiyenin habercisi olsun… (patates, süt içebilirler.) Her ayın 1 ve 15. günü dünyadan el etek çeksin, sen zamanın 24 saat kıymetini bil ey Müslüman…

 

  1. Ramazan, en yakıcı susuzluk ve açlığı bütün boyutlarıyla yoksunluk ve yoksulluk ile varlığını hissetmektir…

Miskin Budist rahip, dilenci çanağıyla zaten kanıksadığı yoksunluğu yoksulluğa dönüş diyerek oruca öğlen başlayan ve tam 24 saat süren disiplin verici meditasyon ve doğru beden egzersizi ve temizleyici rejim görsün temizliğin sembolü olarak sadece süt iç ile açsın…

 

  1. Ramazan, maddi bütün ihtişamıyla dünya nimetlerinin gerçek sahibini tefekkür, tezekkür ve tefekkür etmektir…

Varsın maddi nimetleri öne çıkaran Yahudilik, orucu mayasız ekmek ile yemeğe ve bulanık su içmeye hasret sanarak tutsun…  Yom kippur (kefaret günü) diyerek karşılık beklediği özel günden veya alabildiğine daldığı dünyadan, her türlü içecekten, dar ayakkabı giymekten, cinsel ilişkiden, kolonya, parfüm, zeytin yağı sürmekten kaçınmak olarak sığdırdığı toplam altı güne ve   yirmi dört saate sınırlasın…

 

  1. Ramazan, kötülüğü zincire vurup iyiliği rahmeti ve teslimiyeti özgürleştirmektir…

En büyük özgürlük Sonsuz Varlık adına ve uğruna köleliktir. Varsın Hıristiyanlar (bilhassa Katolikler) orucu, İsa Mesih’in çölde Şeytan tarafından denenmesi  (Lent dönemi) denen dönemi taklit ederek paskalyaya kadar süren 40 gün süren  tövbe, açlık, çile ve arınma  dönemi görsün….

 

Mustafa Alıcı, 1969 yılında Erzincan'da doğdu. 1988 yılında Erzincan İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl girdiği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenciliği sırasında hafız oldu. 1993 yılında İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1996 yılında Marmara üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Dinler Tarihi anabilim dalında doktoraya başladı. Ocak 1996- Aralık 1996 tarihleri arasında bir yıl süreyle İtalya, Perugia'da Yabancılar İçin İtalyanca Üniversitesi'nde ileri düzey İtalyanca dil eğitimi aldı. 1996- 1998 yılları arasında İtalya, Roma’da doktora teziyle ilgili araştırmalarda bulundu. 1998 yılında 3 ay İngiltere'de, Bristol, Birmigham ve Londra'da doktora teziyle ilgili araştırmalar yaptı. 1995- 2010 yılları arasında Rize Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Dinler Tarihi öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2011-2012 yılları arasında Erzincan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan yardımcısı olarak hizmet etti.2012 yılının yazında üç ay süreyle YÖK bursu ile İtalya’da akademik çalışmalarını sürdürdü. 2013 yılında Profesör olan ve2014 yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak atanan Alıcı, 25 Kasım 2017 tarihinde aynı fakültenin dekanlığına asaleten atanan Alıcı, 24 Nisan 2019 tarihine kadar bu görevi sürdürdü. Alıcı, Evli ve üç çocuk babası olup Arapça, İngilizce, İtalyanca ve Latince bilmektedir. Alıcı halen dinlerarası ve kültürlerarası ilişkiler, İslam irfanı, monoteizm, postmodern din bilimleri konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Bazı çalışmaları şunlardır; 1. Dinler Tarihinin Batılı Öncüleri”(2008, 2011) 2. Evrimci Politeizm Devrimci Monoteizm (2014) 3. Din Bilimlerinde Klasik ve Çağdaş Metodolojik Yaklaşımlar (2017) 4. Postmodern Din Biliminin Batılı Öncüleri (Yayımlanmak Üzere)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir