
Bir Akdeniz ülkesi olması hasebiyle İspanya’da yazları çok sıcak olduğundan yaz aylarına denk gelen Ramazanlar zorlu ama coşkulu geçerdi. Hatta zaman zaman tıpkı Anadolu’da olduğu gibi sıcaktan dolayı insanlar arasında gerginlik ve öfke hâlleri yaşanabilmekteydi. Onun için gündüzleri insanlar mecbur kalmadıkça sokağa çıkmazdı. Hâli vakti yerinde olanlar evlerinin avlusunda oymalı mermer havuzların fıskiyeleriyle havayı serinletirler, akşam da genelde havuzun başında iftar edilirdi. İnsanları iftara çağırmak bir gelenek olmuştu.
Özellikle günlük hayattaki işleri ağır olanlar, faaliyetlerindeki aktiviteyi azaltır ya da imkânı varsa daha sakin ortamlarda oruçlarını eda etmeye çalışırlardı. Hatta bazı Endülüslüler şehirleri terk ederek ribatlarda inzivaya çekilirlerdi. Uzlet için evlerini tercih edenler de olurdu. Mesela; cömertliğiyle meşhur olan Muhammed b. ZiyadRamazan’ı, Kurtuba Ulu Camii bitişiğindeki evinde geçirirdi. İbn Lübâbe ise Ramazan süresince camide namaz kılmanın dışında evinden çıkmazdı. Bu örneklerden de anlaşılıyor ki oruç ayı gelmeden önce insanlar çalışma durumlarını ona göre ayarlıyor, en kötü ihtimalle işin yoğunluğunu hafifletecek yollar buluyorlardı.

Yatsı vaktinde ise teravih hatimle kılınmaktadır. 2019’da bir teravih esnasında namaz arasında cemaat yüksek sesle topluca tekbir getirmeye ve kelime-i tevhidi tekrarlamaya başladı ve bu durum bir süre devam etti. Sonradan bunun sebebini sorduğumuzda şu açıklama yapıldı: Bir kişi ihtida etmiş, İslâm’a girmişse onun da aralarında bulunduğu cemaat bunu herkese duyurur böylece onun Müslüman oluşunu kutlarlarmış. O gün de bir kişi Müslüman olmuş, böylece onun Müslümanlığı bu şekilde kutlanmış ve ilan edilmiş oldu.

Tarihte Endülüs Ramazanlarının baş yemeği diğer zamanlarda olduğu gibi maruziya idi. Bu yemek kuzu etinin bal, kişniş, nişasta, badem, armut cevizle pişirilmesi şeklinde yapılırdı. Ayrıca beyaz tafaya ve yeşil tafaya da önemli yemeklerdendi. Adatavşanı, güvercin ve tarla kuşu eti tercih edilen hayvanlardandı. Adatavşanı; safra ve sirkeyle terbiye edilir ve fırında pişirilirdi. Güvercin ve tarla kuşu ise sarımsakla ve peynirli salçayla yenirdi.
Tatlı olarak yumuşak beyaz peynir üstüne tarçın serpilip balla tatlandırılan sıcak mücennebât alınır, gülsulu, çamfıstıklıve fındıklı börekler yenirdi.
Endülüs sofralarında orjat denilen helal bir içecek yer alır, Koler Dağı’ndan getirilen karla yapılan kaysı şerbeti içilirdi.
Ramazan mübarek bir ay… İnsanın Kur’an-ı Kerim’le daha çok hemhâl olduğu, kendini daha bir disipline ettiği bir ay… Ramazan yemek içmekten daha çok, insana fiziken ve ruhen bir diriliş katan ay… Geçmişte ve günümüzde Endülüs’te olduğu gibi dünyanın her tarafında Müslümanlar, Ramazan ayının bereketini yaşama cehdindeler. Rabbim Dünya Müslümanlarının Ramazan’ını bereketli eylesin.
7 Ramazan / 8 Nisan2022
Not: Bu yazının kaleme alınmasında şu eserlerden faydalanılmıştır:Mehmet Özdemir, Endülüs Müslümanları Kültür ve Medeniyet, Ankara, 2013, s. 58, 74-89; Amin Maalouf, Afrikalı Leo, trc. Sevim Raşa, İstanbul, 2004, s. 15-31.
