* Tefekkür: İnsanlığa, evrene ve mahlukata yararlı; yapıcı, dünyevi ve bilhassa maddeyi işleyici, içinde bulunulan an için gerekli olan özgün fikirler üretmek üzere derinlemesine düşünmektir.
* Tezekkür: Geçmişteki insanlardan, siyasetten ve insanlığın durumlarından ders çıkararak; hatırlatıcı, kendimize getirici, ilham ve kimlik verici şekilde geçmişi anarak düşünmektir.
* Tedebbür: Geçmişten şimdiye uzanıp geleceğimizi şekillendirecek ibretler zinciri halindeki düşünmedir. Her tarihsel uğrağı bir fütürist gibi öngörerek, insanlığın hiçbir konuda fıtratından sapmadan dosdoğru yolda yürümesine yardım edecek eskatolojik düşünce formudur.
* Teemmül: Ahiret odaklı ama idealistçe düşünmedir. Ahireti inşa edecek saadet verici bu düşünce; tûl-i emel (dünyevi bitmez arzular) peşinde koşmak yerine, idealleri ilmek ilmek işleyip insana Rabbini bulduran, Hayy bin Yakzan-vari bir yöntemdir. İnziva ve ibadet (tahannüf) ile başlayıp Hz. İbrahim’i Rabbine “Halil” yapan, Hz. Peygamber’i nübüvvete hazırlayan uhrevi düşüncedir.
* Teşâur: Bilinç ve bilinçaltı kazandıran, niyetleri sağlamlaştıran, kalbin beyinle koordineli çalışmasını sağlayan; hissederek, şuurlu bir şekilde gafil bırakmayan düşünmedir. Müslümanı manevi sarhoşluktan ve gafletten koruyan, İslam’daki niyete bağlı ibadetlerimizi anlamlı ve makbul kılan en teolojik düşünce formudur.
* Ta’bîr (İ’tibar): Allah’ın maddi ve manevi nimetlerinden ilahi ibretler aldığımız, kaderin inceliklerini zincirin halkaları gibi birbirine bağlayabildiğimiz deruni teolojik düşüncedir. Hz. Yusuf’un hem rüyayı hem hayatı yorumladığı, ihsana hizmet eden ve Hızır’ın Hz. Musa’yı dolaştırırken güttüğü ilahi amaçlara odaklanmamızı isteyen basiretli düşüncedir.
* Ta’akkul: Din ile fenni, doğu ile batıyı uzlaştıran; maddiyat ile maneviyatı, dünya ile ukbâyı birbirine sentezleyen, bütünü gören, entegre eden, bunları adeta sütkardeş kılan ve insandaki aklın somut meyvesi olan düşüncedir.
