Hücreme doldu pulsuz mektuplar, ıslaktı kanatları
Ama fakat lakin ve virgül koyamadığımız anahtarlar
Müfredattan ezber de kalktı, açıldı kapı. Ayaktayım.
Gönlüm el pençe Divan kaleme, uydum Kitap’a.
Sabır çevrimiçi, şükür ki çevrimdışı göz bebeklerim
Kaç sanat öğrendi lisansım, kaç diplomadan muaftı aşk
Tartamadım hasreti, kesretti karşılıksız lisanlar
Bir âlemdi taşlarını ceplerinde taşıyan ebabil filler
Kaydırakta doğrular, doğruldu imtihan, gemiler Filistin
Kanlı elmas giymiş kefenlere cesaret, ahiret kadar yakın
Yakut gözlere, inci gülüşlere yakışan yaş, cennete yas.
Orada bir ölüm var, ölümlere benzemeyen taze muştular
Ağıt tutmaya gidiyorum göle, yoğurt tutmadan çöl, Sina
Aksa’nın naneli çaylarından çay aksa, doysa ruhum İsa’ya
Buyur ettim derdi, derman gizlendi, gizlendi sevda mührü
Yağmur geliyor. Bu duadan önce şemsiyedir, kinaye değil.
Ben yağmuru gelişinden severim, cesarettir esaretine
Karşı karşıdır mavi ve yeşil, pürüzsüzdür yamaçları kalbin
Mevsimleri şaşırmış takvim, takvimleri sulamış bahçıvan
Bir gül için elbette gülüm, muhabbet dediğin, bir gül…
