1. Anasayfa
  2. Şahsiyet

Necib Mahfuz’un Nobel Aldığı Yıl Doğmuşum

Necib Mahfuz’un Nobel Aldığı Yıl Doğmuşum
0

Sene 1988. Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un (1911-2006) Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığı yıl doğmuşum. Orta Doğu’nun Balzac’ının bundan haberi yok tabi.

Necib Mahfuz, Nobel kazanan ilk Müslüman ve tek Arap olarak tarihe geçerken ben de ailemin son evladı olarak ikizimden beş dakika sonra dünyaya gelmişim.

Doktor “son doğan büyük olur” demiş. Çocukluk döneminin “kim büyük, hangimiz abi?” çekişmesinde ikizime ve muarızlarıma karşı en önemli kozlarım arasında hep bu cümle vardı. Birbirimize hiç abi demesek de tıbben ben haklıydım.

Çocukluğumun en komik detayı ise ikizler mevsiminde doğmam ve burcumun ikizler olmasını ikiz bir kardeşim olmasına yormam… Burç meselesinin takvim işi olduğunu çok sonraları öğrendim.

Burçlara olan ilgisizliğim yıllar geçse de değişmedi. Çevreme mensup kimseler beni tanımaya, tavır, düşünce ve davranışlarıma anlam vermeye çalışırken ikizler olmamı en büyük ipucu olarak kullandı. Anlattıklarını duydukça kendilerine hak verdiğim noktalar oldu…

1988 rakamını herhangi bir kod veya şifre belirlerken hiç kullanmadım. Uyarılar da doğum yılınızdan uzak durun şeklindeydi. Böyle durumlarda insanların ilk aklına gelenler arasında bir sıralama yapmak gerekirse 1453 ve 1071’den sonra doğum yılı üçüncülüğü hep korumuştur diyebilirim.

Yıl 1988 olduğunda hatırlanması gereken olaylardan biri de Türkiye’nin Filistin’i tanıması. Filistin’le resmen tanıştığımız yıl doğmuşum. Kararı dönemin başbakanı Turgut Özal açıklamış.

1948’de kuruluşu ilan edilen İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olarak tarihe geçen Türkiye, Yasir Arafat tarafından sürgünde kurulan Filistin hükümetini ilk gün tanıyan devletler arasında yer almayı ihmal etmemiş.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) öncülüğündeki Filistin’in resmen tanınması, aynı yıl Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde tesettürlü oldukları için derse kabul edilmeyince ölüm orucuna başlayan Müslüman öğrencileri de sevindirmiş olsa gerek…

Necib Mahfuz’a dönecek olursak… Nobel’in zaman zaman nasıl siyasi bir hamleye dönüştüğü hepimizin malumu. Ülkesinin, halkının değerleri ve kabulleri ile ters düşebilenlerin ellerinde görebiliyoruz bazen bu ödülü. Mısırlı yazar için de benzer bir durum söz konusu gibi…

Mısır’ı İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi olma konumuna getiren süreçte İsrail’le yapılan gizli pazarlıklar ardından Enver Sedat tarafından imzalanan Camp David anlaşmasında (1979) Necib Mahfuz’u anlaşma taraftarlarının Mısır toplumundaki önde gelen temsilcileri arasında görüyoruz. Sırf bu yüzden çeşitli baskı ve saldırılara maruz kaldığı da olmuş.

İsrail’le olan yakınlaşma, “hain” ilan edilen Enver Sedat’ın canına mal olsa da muhtemeldir ki Necib Mahfuz’un ödüle giden yolda en büyük yardımcılarından oldu. Mahfuz, sadece Mısır toplumuna değil bütün Arap halklarına rağmen tarafını seçmekten çekinmedi.

Camp David sonrası Mahfuz’un roman, hikâye, senaryo, oyun gibi sayıları yüze yaklaşan eserlerinin yayını ve satışı Mısır dışındaki bütün Arap ülkelerinde yasaklandı. Anlaşmadan dokuz yıl sonra yani 1988’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasıyla yasaklar sona erdi. İlginç değil mi? Değil aslında…

Dergilere ve okur-yazarlık konulu kitaplara özel ilgisi var. İlk yazıları Genç Dergisi’nin Metin Karabaşoğlu yönetimindeki Yazı Atölyesi köşesinde ayın yazısı seçilerek yayınlandı. www.gencgonulluyuz.biz sitesinin ilk yıllarında Ayşegül Genç rehberliğinde başlangıç düzeyinde sayılabilecek köşe yazarlığı tecrübesi oldu. İlkadım Dergisi’nde köşe yazarlığı, editörlük, yayın kurulu üyeliği, sorumlu yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlkadım’ın gençlik eki Genç Adam Dergisi’nin kuruluşunda yer alanlardandı. Genç Doku Dergisi, Adalet ve Medeniyet Dergisi gibi çalışmalara kapak ve köşe yazıları hazırladı. Burs, telif ve imzalı kitaplara layık görülen yılları oldu. www.dunyabizim.com ve www.gencdergisi.com siteleri için zahmetli ama zevkli araştırma yazıları kaleme aldı. Sosyal medya hesaplarından en çok Twitter ile meşgul. “Herkes bildiğinin öğretmeni, bilmediğinin öğrencisidir” noktasından hareketle dertli dergileri ve isimleri takibe devam ediyor. Abone olmak istediği birçok dergi var ama şu an birazla yetiniyor. İbrahim Veli’nin “Eğer herkes aynı fikirdeyse hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.” cümlesini aklından çıkarmamaya çalışarak unutkanlıkla mücadele ediyor. Hikmetli, veciz cümleleri not aldığı bir defter tutuyor. İstikrarlı bir okur olmazsa istediği gibi bir yazar olamayacağını düşünüyor. Samuel Johnson’un ifadesiyle “Yazana zahmet vermeyen bir yazının okuyana zevk vermeyeceğine” inanıyor. Gözlük ve sakalından dolayı Malcolm X’e benzetildiğinde “Sonumuz benzesin yeter…” diyor. Kendisini, diğer çalışmalarıyla birlikte www.insaniyet.net adresi için dertli denemeler yazma konusunda programlıyor. Beş kardeşin beşincisi. Nevşehir doğumlu. İzinli tarihçi. İşçi oğlu işçi. Sivilliği önemseyen, içten içe heyecanlı, pozitif, zahmetsiz, dertli, sakin biri. Misyonu fetva, vizyonu takva. Sade yaşam taraftarı bir hanımla evlilik cüzdanını paylaşıyor. Bir kızı ve oğlu var. Hocasına damat olan kullardan. Başı mim, sonu nun. “Kaleme ve yazdıklarına ant olsun.”

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir