Yer: Faik Güngör Anadolu İmam Hatip Lisesi
Tarih: 22.05.2025
Etkinlik: Mirasımız Kudüs/Gazze Programı ve Tezhip Sergisi
Davete icabet edip katıldığımız bir programdan gönlümüze dokunan anlara…
Şimdi çağlar öncesinden Musab bin Umeyr gibi bir gencimizin aşkının kısa bir anını anlatmak istiyorum. Bir lise öğrencisi. Efendimiz(s.a.v) ‘in rahle-i tedrisinde yetişmiş gibi, ashabı suffeden biri gibi, imanıyla cehaletin karanlığına parlayan bir yıldız gibi. Küfrün karşısında dimdik duran sahabelerden biri gibi. Mehmet Akif’in ömrünü adadığı Asım’ın Nesli dediği neslin en güzel örneklerinden biri.
Aşk öyle bir şeydir ki girdiği kalbe sığmaz asla sirayet eder o kalpten uzanan her yere.
Program Gazze konusunda Müslümanlarda farkındalık oluşturmak ve yeniden yeniden bir kez daha zulmü duyurmak amacıyla hazırlanmıştı. Birbirinden yetenekli öğrencilerimiz şiirleriyle, tiyatrolarıyla gönlümüzün en ince yerlerine neşter vururcasına dokunuyordu. Gözyaşları içinde program devam ederken bir genç vardı şimdi sahnede. Saçları uzun ve dalgalı. Sırtında taşıdığı kefiye ve dik duruşu dikkat çekiyordu. Daha sahneye çıkarken bile hali aksediyordu tüm salona. Aşkı kelimelere, ses tonuna öyle yansıyordu ki bir sahne performansından çok bir hâl dilinin yansımalarını izliyor gibiydik. Konuşmasına neden Gazze’de bunlar yaşanıyor hiç düşündük mü diyerek başlamıştı? Bunun üzerine belki uzunca bir süre düşünmek gerekti. Ardından Müslümanların birlik olmasının öneminden öyle güzel bahsediyordu ki sahnede bir öğrenci değil de bir devlet büyüğünün konuşmasını dinler gibi hissettikçe gurur duyuyordum. Ne güzel bir genç…
Sonradan öğrendim ki konuşmasını kendisi hazırlamış. Öyle belliydi ki bir aşkın ürünü olduğu.
Müslümanlar olarak birlik olmazsak neler olduğunu, olacağını tarihten öyle güzel örneklerle anlattı ki dinlemeye doyamadık. Gazze yüreğinde kanayan bir yara ki ondan bahsederken sesi titriyordu. Gözlerine doluyordu belli ki yüreğine sığmayanlar. Sözlerini bitireceği zaman sesi öyle gür ama bir yandan titrek idi ki daha fazla dayanamadı. Ellerini gözlerine kapattı ve hıçkırıklara boğuldu. Gözyaşı o ince yaradan sızıyordu. Adeta kör dünyanın gözü önünde yaşanılanlara dayanamayan Gazze’den bir yüreğin feryadı vardı şimdi sahnede. Aynı acıyı hisseden hissettiren bu gençle beraber salon da ağlıyordu. Alkışlar geldi devamında ve istersen sonra devam et dedi gence öğretmeni.
Hayır dedi gözlerini silerek tekrar kaldırdı kafasını yükseldi sesi ama bir kez daha devam edemedi kelimelere. Üçüncü kez ve ne kadar zor olduğu sesine yansımış bir halde şunları haykırdı:
“Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan, müstekbir güçler karşısında çaresiz kalan tüm dünya Müslüman kardeşlerimiz için aynı bilinç ve şuurla bir araya gelip yekvücut olmalıyız. “
Ahhh ne güzel bir yürek bu…
Ne onurlu bir duruş…
Ne büyük bir iman örneği…
Gözlerimiz yaşardı gönlümüzde yeniden yeşerdi hiç bitmeyen umut…
Hayatında bir kez dahi yumruğunu bir zulmün karşısında sıkmayanların sözlerinde değil bir avuç inanmış insanın ellerinden yükselecek kurtuluş sedası semaya Kudüs’ün…
Bu gençler öncüsü olacak gönül sadamızın.
Yetiştirenlere sonsuz hürmetle…
22/05/2025
