Karadut gölgesinde kara rüyalar gördüm
Ruhumun leylası tuz buz oldu Züleyha
Bir Güleçer yüzünden aşkın peşine düştüm
İçimin çanları ona çaldı Züleyha
Olur mu olmayacak dua ile naz ile
Nazar aşka gelir mi söylenmemiş söz ile
Beni böyle perişan harabe bakış ile
Yıkıp gitti, yakıp gitsin kül kalmasın Züleyha
Arılar ayaklanmış bal ister çiçeğinden
Benim şuursuz aklım anlamaz ki dilinden
Varlığıma iki şahit yetmez de edebimden
Nikâh olsam düşmüştüm o kuyuya Züleyha
Elleri gökyüzünde bir mezar kazar gibi
Savruldu sağa sola toprağı atar gibi
Ve dahi sözleri kalbimi söker gibi
Dilindeki kan ile gök al oldu Züleyha
Adının ilk harfini kapısına kazıdı
Yüreğim her atımda kanamaya hazırdı
Gelmedi gitmeseydi o buna da razıydı
Bana onu şikâyet yakışmadı Züleyha
Mümkünü yokmuş demek, yol suyunu sevmedi
Yar yıkıldı toz oldu, mecrasına girmedi
Acıyı bala çalmak yangını söndürmedi
Kovanı sinek bastı ziyan oldu Züleyha
Kaplumbağa yürüdü hemzemin geçidine
Bir türlü yol vermedi, rayların kastı ne
Evini ateş bastı, kor gibi güneş ile
Taşlara kan damladı, görmedin mi Züleyha
Ormanda büyücüler kuşları kovaladı
Benim uykusuz gözüm dumanı araladı
Ağaç yandı dal yandı bütün hububat yandı
Kimse beni görmedi bana n’oldu Züleyha
Güleçer’e söyleyin, yüzünü güne dönsün
Deyin ölmüş diri olan, elleri varsa gömsün
Musallaya terk edip, sırtı dönük yürüsün
İçinden geçtim onun O’na vardım Züleyha
