Bazı sessizlikler konuşur. Gökyüzü susar ama yağmur anlatır. Gürlemeden, acele etmeden; sabırla, derin bir inançla düşer toprağa… Anadolu Mektebi de böyle bir yağmurdur: Sesten çok tesiri kalır. Bu mektep, memleket derdiyle dertlenen, nitelikli bir karakter inşasında bir model ortaya koyar eğitim sistemimize, mütevazı, sebatlı. Çünkü amaç bilgili ve vicdanlı nesiller yetiştirmektir. Her öğrenci, bir duruşun temsilcisi olmalıdır. Bu duruşun beslendiği kaynak ise edebiyattır.
Edebiyat, Anadolu Mektebinin kalbidir. Kendi konfor alanını düşünmeden, yaşadığı çağın sorunları karşısında “Bana düşen görev nedir?” diye soranların sığınağıdır. Zira edebiyat, insanın vicdanıyla ve yaşadığı çağla kurduğu sahici bir ilişkidir.
Anadolu Mektebi, belirlediği yazarlarla yazar okumaları (külliyat okumaları); tercih edilen yazarlarla tematik okuma programları düzenler, gönüllü lise ve üniversite öğrencilerine. Ayrıca ortaokul öğrencilerini de sunduğu bir okuma listesi üzerinden takip eder. Akademik çevrelerle istişareli olarak oluşturduğu yazarlar, eserlerinde, kimlik ve kişilik inşa etme idealini merkeze almışlardır. Cahit Zarifoğlu’nun dizeleriyle,
“Bu insanlar dev midir,
Yatak görmemiş gövde midir?”
İşte Anadolu Mektebinin yazarları da bu insanlardandır: Onlar; inançlı, sessiz ama kararlı, kendi küçük dünyasından vazgeçip ülkesine hizmet etmeyi dert edinen insanlar…
Yazar okumalarıyla kimliğini ve kültürünü inşa sürecinde kendini çağın akışından sorumlu tutan, başkasının derdiyle dertlenen; farklı illerden, hatta ortak dil coğrafyasından gelip bir ocağın etrafında bağdaş kurar gibi bir panelde buluşan gençler, aynı yolun yolcusudur. Anadolu Mektebi çatısı altında aynı yazarı okumuş, aynı idealin peşinde kurulmuş arkadaşlıklardır. Bu birlik, Mektep’in özüdür. Necip Fazıl Kısakürek’in
“Tohum saç, bitmezse toprak utansın” dizesindeki inancı taşır bu gençler. Her biri, bir fikrin tohumu gibidir. Nurettin Topçu’nun izinde,
“İsyan ahlakı, haksızlığa başkaldırıdır; insan, vicdanıyla ayağa kalkar.”
İşte o vicdan, Anadolu Mektebi öğrencisinin en güçlü yanıdır. Bu dostluk halkası, yalnız bir okuma grubunun değil bir gönül birliğinin de adıdır. Fethi Gemuhluoğlu’nun tanımıyla,
“Dostluk, bir ruhun başka bir ruhta kendini bulmasıdır”
Anadolu Mektebinin gençleri, işte bu ruh buluşmasının çağımızdaki temsilcileridir; kelimelerde buluşur, fikirlerde birleşirler. Bu mektebin hedefi; düşünmek, anlamak ve paylaşmaktır. Türk kültür ve medeniyetinin birikimini bugüne taşıyarak gençlere bilgi ve yön kazandırmaktır. Mektebin ilkeleri, yağmurun rahmeti gibidir:
“Çalışkan olmak, doğru sözlü olmak, aileye önem vermek, hayatta hiçbir şeye zarar vermeden yaşamak ve bir büyük ideale sahip olmak.”
Cahit Sıtkı Tarancı’nın, “Bir ses var sanki, uzaktan gelen bir su sesi.” ifadesi sanki Anadolu Mektebinin sesidir; usulca, kararlılıkla ilerleyen, bir milletin geleceğini besleyen bir ırmak.
Anadolu Mektebinin yazarlarından; Mustafa Kutlu, Cengiz Aytmatov, Cengiz Dağcı, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Nurettin Topçu, Cahit Zarifoğlu, bu yağmurun kaynağını oluşturan dağlardandır. Onların fikirleri, çağımızda rehber ve çevre arayanlara sunulan bir adrestir; savrulmadan, ayakları yere sağlam basanların diriliş bulduğu fenerdir. Sezai Karakoç der ki,
“Diriliş, insanın kendini bulma yolculuğudur”
İşte Anadolu Mektebi de bu diriliş yolculuğunun okulu, bu toprağın gençlerine yön gösteren pusuladır. Rasim Özdenören’in ifadesiyle:
“İnsanı kurtaran bilgi değil bilgiyi insan kılan ahlaktır.”
Bu anlayış, Anadolu Mektebinin her satırında, her programında yankılanır.
Mektep’in Mavera yazarlarından Ersin Nazif Gürdoğan, insanın iki güçlü yönünden söz eder: “Yunus gibi düşünen, Mimar Sinan gibi üreten.” Anadolu Mektebi, bu iki yönü birleştiren bir duruşun adıdır; düşüncenin derinliğiyle emeğin estetiğini buluşturan bir anlayıştır. Yunus’un iç sesini, Sinan’ın el emeğini taşır yüreğinde.
Anadolu Mektebi, sessiz yağmurun ilk damlalarını gökyüzüne bırakmıştır. Onlar bir idealin peşindedir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi;
“Yağmur, göğün toprağa yazdığı mektuptur.”
Anadolu Mektebi de o mektubun içinden seslenir bize. Her öğrencisi bir satır, her paneli bir anlamdır. Bu sessiz yağmurun altında yetişen gençler; bilgiyle, ahlakla, vefa ve sorumlulukla büyür. Onlar, Anadolu’nun dört bir yanına düşen bir damla olur. Çünkü bilirler: Kalıcı olan iyiliktir. İşte bu yüzden; sessiz yağan yağmur hem Anadolu Mektebinin hem de bir medeniyetin hikâyesidir.
Kaynakça:
– Ahmet Hamdi Tanpınar, *Beş Şehir*, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2000.
– Cahit Zarifoğlu, *İşaret Çocukları*, Beyan Yayınları, İstanbul, 2015.
– Cahit Sıtkı Tarancı, *Otuz Beş Yaş*, Can Yayınları, İstanbul, 2019.
– Sezai Karakoç, *Diriliş Neslinin Amentüsü*, Diriliş Yayınları, İstanbul, 2006.
– Rasim Özdenören, *Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler*, İz Yayıncılık, İstanbul, 2011.
– Nurettin Topçu, *İsyan Ahlakı*, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2013.
– Necip Fazıl Kısakürek, *Çile*, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2005.
– Ersin Nazif Gürdoğan, *Yunus Gibi Düşünmek Mimar Sinan Gibi Üretmek*, Timaş Yayınları, İstanbul, 2014.
– Fethi Gemuhluoğlu, *Dostluk Üzerine*, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2017.
