Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

T. Bernard Gambety’e Ne Dedi?

Kırmızı arabalar vızır vızır geçiyor. Atlı ve redingotlu askerler yortularına gidiyor neşeyle. Ben epey sonra yaşama kavuşup Tarabya yokuşunda buluyorum kendimi. Mehmet Rauf, Servet-i Fünun’da bir mektup yayımlıyor. Nefes nefese kalıyorum. Yüksek sesli şiirler yazsaydı Sayın Batur böyle boğulmazdım.

EKLENDİ

:

Siyah beyaz fotoğrafa bakarken yüzümdeki tebessümleri sayıyor gibiyim. Gölgedeyim. Ne kadar zaman oldu? Aklım boşlukla meşgul. Hatırlamıyorum. Stockholm’de üç arkadaş otobüsteyiz. Hayranlık utanmaz biri olarak çıkmış gibi karşıma.

Kırmızı arabalar vızır vızır geçiyor. Atlı ve redingotlu askerler yortularına gidiyor neşeyle. Ben epey sonra yaşama kavuşup Tarabya yokuşunda buluyorum kendimi. Mehmet Rauf, Servet-i Fünun’da bir mektup yayımlıyor. Nefes nefese kalıyorum. Yüksek sesli şiirler yazsaydı Sayın Batur böyle boğulmazdım. Elli üç Eylül’ünde Sezai Karakoç ‘’Ötesini söylemeyeceğim’’ demişti de saklı tutmuştu, Tunusluları. Hatta Matmazel Nikol bir şeytandı annesinin gözüyle.

Oldum olası yeni doğan günün ışıkları gözlerimi yakar. Bu yüzden renksiz fotoğraflara bakıyorum. Çerçevesi yok. Köpekler… Ötekini gizli gizli öpüyor. Bir melek belirmiş üst köşede. Bunu ancak Rubens resmedebilirdi. Bir de Rilke ile Roden arasında bir Alman kurdu. Fotoğraf makinası TTL zenit kitapların arasında huysuz. Düşünce makinası gibi… Unutmak mümkün değil.

Fotoğraflardan gör ama Königsberg’e de Maloya Geçidi’ne de gitme.

Silsmaria’ya gidersem Nietzsche mahvolur. Belki de yapmam gereken, her şeyi saklamaya çalışmak.

Düşüncesini saklamayan öldürülür.

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar