I
merhamet dileniyorum
gönlümdekilerini ziyan etmesin diye aklım
ne zaman giysem
acımak denen elbiseyi
özgür bir elin ayasını öptüğüm gece
korku nefesini tükettiğim olur
şansım tüm gizemlerin içinde yalınayak
tüm zamanların en kötü sarkacı
gecedir bir evliya nefesidir
ılık bir el yumuşaklığıdır
dudaklarıma dokunan çiçek tortuları
söz versem mi olur
karşıdayım ben, karşımdaki sen
anlayışlı bir hakem kadar yanlı
dört gözün anlattığı sessiz çığlığı
acımak ne demekse
sevmek de o geceden
bir dostun tam da beden hizasında
yakamozların buluştuğu koyda
ancak ikrar ile haylaz kılıcımı
iki kumru yaslanırken birbirine
sesin ses deminde ve kıvamında
aşkın hoyrat adını koyan
sallamasa boynuma inceden ince
en bilgece doyumdur
II
acımadır kendime beni
yakıştırdığımda yakama merhamet ilacını
narını ve nurunu özlediğim çiçekler
aklımı hayta sanıp
gönlüme kör düğümdür
merhamet diliyorum
narçiçeğim öp beni
öp iki yakamdan aklımı yele vereyim
gönlümdeki bu deniz
tüm toprakları yutsa
bu dalga tebessümün güherçilesi
avuç içi kutsaldır ya duaya sarılır
ya da kederle sarmaş dolaş
verem üreten bir isyan dalgasıdır
bir zeytin dalına astığım yaprak
aç bir ruhun ihtilal yasasıdır
III
ey mintanımın yakasına
dört ilik diken terzi
ruhumu göğe salman için
bana bedduan yeter
beni sarhoş sanmadan içimde gezinenler
aşk ince hastalıktır
kan ve barut tükürür
aklımdan geçenlerin tortusudur yaşamak
bil beni eski dünya
bil beni yeni hayat
savaşlardaki hırsım hicabımdır
ey yüzümün örtüsü gecemin ince âhı
istiklalimdir keder vurulduğum her yerde
bu davet merhametin ta içinde gezinir
bil beni yağmur tenli
dört nalla koşan kısrak
acımak da denen bu sancıyı öp
sonra bırak sonra koş koşacaksan
belki bu iç denizde
bir yakamozda
aydan da öte yıldızdan da
dört devreyi geçir ben bilmesem de
bir tek teline bağla
gel-gitlerle sadece
17-18 ağustos 2013
-gece, deniz kıyısı, yakamoz, ay ve merhamet-
