1. Anasayfa
  2. Dergi Tanıtımı

Yitiksöz 32 (Aralık 2025 / Ocak-Şubat 2026) Filistin Özel Sayısı

Yitiksöz 32 (Aralık 2025 / Ocak-Şubat 2026) Filistin Özel Sayısı
0

Yitiksöz 32. sayısını Filistin’e ayırmış. Genel Yayın Yönetmeni Sayın Duran Boz Beyefendi uzun süren bir emek sonrasında oylumlu bir Filistin Özel Sayısı hazırlamış. Ne kadar teşekkür etsek ne kadar tebrik etsek az. Allah gani gani razı olsun.

Derginin ön kapağında Merhum Cahit Zarifoğlu’nun bundan kırk yıl önce 1985’te yayımlanan Korku ve Yakarış adlı şiir kitabında bulunan? Soru İşaretlerinden Biri şiirinden alıntılanan “Filistin bir sınav kâğıdı / Her mü’min kulun önünde” ikiliğine yer verilerek İsrail sorununun bölgede uzun yıllardır devam ettiğine dikkat çekilmiş aynı zamanda. Derginin arka sayfasında da Mehmet Narlı Hocanın İsrail Bombardımanından Sonra Enkazda Bekleyen Sekiz Yaşındaki Kıvırcık Saçlı Sara’nın Söylediğidir şiirine yer verilerek Gazze’deki trajedi gözler önüne serilmiş.

Soykırım Mantığı Üzerine başlığıyla yayımlanan Yitiksöz yazısında iyilik ve kötülük olgusunun dünya sürgününe gönderilen insanın temel imtihan özelliklerinden olduğu belirtilirken Gazze’deki soykırımın 7 Ekim 2023’ten sonra başlamadığını, çok eskilere dayandığını şu ifadelerle belirtiyor yazar:

Gazze’de saldırı, taarruz ve öldürmek fiili 7 Ekim öncesinden başlar. 1947-1949 yılları arasındaki Nekbe ile büyük felaket sonrası 750 bin kişi Filistin’den sürgün edilir. O günlerin Filistin’indeki Yahudi nüfusu Arap nüfusunun ancak yarısı kadardır.

1967 Savaşı, Naksa yenilgisi ve sonrası ise 300 bin kişi sürülür Filistin’den. 1982’deki Sabra ve Şatilla katliamları gibi sürgün ve katliamların yaşandığı Filistin’in son yüzyılı ölümün, öldürmenin ve katliamların gündemden düşmediği bir yüzyıl olur.

O günlerden başlayarak yoğunluğunu arttırmak suretiyle devam eden soykırım, Filistinlilerin önüne iki seçenek koydu: Ya her gün ölümlerden birini seçerek sessizce yok olmak, ya da onurluca direnerek bu hayatı tamamlamak. Gazzeliler, olanlar karşısında onurluca bir direnişi seçerek, şehadetle sonuçlanacak bir hayatı tercih etmeye devam ediyor. Onların çağın acımasız sistematiği karşısında yeniden bir diriliş çağı destanı yazmayı tercih etmeleri insandaki sorumluluk algısının çağları aşan gücünü ortaya koyuyor.

Filistin Özel Sayısını hazırlamanın sebebi de şöyle açıklanıyor bu yazıda: Yitiksöz, bu sayısıyla zamana tanıklık etme sorumluluğunu üstleniyor. Filistin sahnesinde sergilenen acımasız oyunların tutanağını ortaya koymaya çalışıyor. Büyük bir titizlikle hazırlanan “Filistin Sayısı”, orada bugüne kadar yaşananların şahitliğinde, yaşanacaklara ilişkin bir bilinç ve sorumluluk inşa etme çabası içinde tarihe tanıklık etme/not düşme amacını taşıyor.

Filistin Özel Sayısı yedi yüz sayfalık bir içeriğe sahip. 8-65. sayfalar arasında Türk şairlerin Gazze ve Filistin temalı şiirlerine; 67-97. sayfalar arasında da ağırlığı Filistin-Lübnan-Suriye uyruklu olmak üzere diğer ülke vatandaşlarının şiirlerine yer verilmiştir. 99-307. sayfalar arasında Filistin-Gazze-Kudüs’ün siyasi-tarihî-kültürel-askerî-ekonomik-edebî vb. yönleri incelenmiştir. 310-312. sayfalar arasında Peren Birsaygılı Mut’un Karikatürist Doktor Allagta ile yaptığı Çizgi, Çizmek, Yürümek ve Varoluş Üzerine Bir söyleşi bulunmakta. 313-360. sayfalar arasında Filistin kültürü ve edebiyatı irdelenmiş. 361-387. sayfalar arasında    Arif Ay-Nuri Pakdil-Sezai Karakoç-Akif Emre-Cahit Koytak-Hasan Aycın’ın eserlerinde Filistin-Gazze-Kudüs temaları incelenmiştir. 388-501. sayfalar arasında Filistin ve Gazze’yi merkeze alan deneme-inceleme ve değerlendirme yazıları vardır. 503-507. sayfalar arasında Yitiksöz, Filistinli Yazar Abdullah Tayeh’le Okumak, Yazmak, Yaşamak, Anlamak ve Anlatmak Üzerine Bir Söyleşi gerçekleştirmiş. 508-533. sayfalar arasında Filistin direnişinin önemli isimleri tanıtılmış. 535-539. sayfalar arasında Peren Birsaygılı Mut Hanımefendi, İbrahim Nasrallah’la Filistin, Filistin Edebiyatı, Filistin Romanı ve Şiiri Üzerine Bir Söyleşi yapmış. 540-591. sayfalar arasında öykücülerimizin Filistin-Gazze-Kudüs temalı birbirinden etkileyici öyküleri bulunurken 593-612. sayfalar arasında Filistin ve Gazzeli yazarların trajik öyküleri ve yazıları var. 614-674. sayfalar arasında Filistin-Gazze-Kudüs vb. merkezli kitap tanıtımlarına yer verilmiş. 675-696. sayfalar arasında Mehmet Gündüz Bey’in derlediği Kronolojik Filistin ve Filistinlilerin Mücadele Tarihi ile Filistin Özel Sayısı sona eriyor. Değerli Sanatçımız Hasan Aycın Bey’in; Yitiksöz’ün 7-66-98-308-502-534-592-613. sayfalarındaki sekiz ayrı çizgisi de Filistin Özel Sayısını daha anlamlı kılmıştır.

Yitiksöz’ün Filistin Özel Sayısından yaptığımız kısa seçkilere buyurun:

Ömer Erdem Bey’in Yıkılacak Duvar adlı şiirinden bir bölüm: “kelimeler silahlardan büyüktür / zeytin ve gözyaşı toprağıdır aşkın / çocuklar yaşamak için doğarlar / israil denizin suyu tuzdandır / tuz nasıl ayrılmazsa sudan / sen de sökemezsin insanı insanlıktan

Cafer Keklikçi Bey Gazze 2023-2024-2025 adlı şiirinin son iki dizesinde bizleri harekete geçmeye çağırıyor: “gazze müslümanlarındır gazze islam’ın / kardeşlerim davranın kardeşlerim davranın kardeşlerim davranın”

Sara Saleh Hanımefendi’nin Ud şiirinden bir dize Mevlüt Ceylan’ın Türkçesiyle huzurlarınızda: “Kimse bizimle sokaklarda dolaşan ölümü hatırlamak istemiyor.”

Michael Rosen’in Gazze şiirinden bir kesit Mevlüt Ceylan Türkçesiyle: “Kara senin / Derya senin / Hava senin / Ya sonra! / Bombalar yağdırıyorsun / Ya sonra! / İşgal ediyorsun / Ya sonra! / Çocukları katlediyorsun / Ya sonra! / Hastaneleri bombalıyorsun”

Esma Tubi Hanımefendinin Asla Değerini Yitirmeyeceksin! şiirinden alıntılanan son dörtlük, Erva Ersöz’ün Türkçesiyle: “Öpeceğiz kanınızla kanmış toprağı, / Öpeceğiz toprağı ve koklayacağız rayihasını, / Ve haykıracağız: / Çok yaşa, ey vatanımın gururu, ey fedai!

Mehmet Kırtorun; İki Dünya Arasında Bir Saat: Tel Aviv’in Eğlencesi, Gazze’nin Enkazı, Yıkımın Sesi, Hafızanın Fısıltısı adlı yazısında şöyle sesleniyor: Oysa ses, sadece bir çığlık değildir; aynı zamanda bir çağrıdır, bir davettir. Kendi konfor alanından feda edilen her küçük an, yazılan her kelime, atılan her adım, zulmün senfonisine atılmış bir isyan notasıdır. Vicdan, bizi eylemsizliğimizden dolayı kınamadan önce, bize son bir şans sunar: Sessiz kalma, kendi insanlığını kurtar. Çünkü direnişin son kalesi, ne siyasi bir mevzi ne de askerî bir sınırdır; o kale, kalbimizin ve zihnimizin en derininde saklı duran adalet duygusudur. Ve adaletin gerçekleşmesi için, sahildeki kahkahanın sessizliğini değil, Gazze’deki çığlığın yankısını seçmek zorundayız.

Mustafa Özel Seyahatnamelerde Kudüs’ü incelemiş: Seyahatnamelerde yazarların dinlerinin öne çıktığını, hayata, tarihe ve coğrafyaya herkesin kendi dininin zaviyesinden baktığını ve gördüğünü, rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu, bir noktaya kadar anlaşılır bir durumdur. Ancak karşı tarafı görmemek, görmezden gelmek bağnazlıktan başka bir şey değildir.

Yunus Emre Altuntaş, Filistin Hakkında Bilmemiz Gerekenler adlı makalesinde şu hususa dikkat çekiyor: Kısaca İsrail işgalini önce zihinlerde aşarak bu toprakların asıl sahiplerinin kim olduğunu hatırlamak gerekiyor. Bunu başarabilirsek işgali sonlandıracak nesiller kendiliğinden gelecektir. Son otuz yılda Filistin cihadının geldiği nokta ve Türkiye’nin liderliği ile işgalden kurtarılmış Filistin uzak bir hayal olmaktan çıkacaktır. Rabbimiz o günleri tez zamanda göstersin inşallah.

İsmail Kıllıoğlu Hoca Kudüs Düşünce adlı hatıra değerlendirme yazısında Kudüs gezisi sonrası izlenimlerine değinir: Bu sorunun çözümü için sadece silah gücüne dayanarak çözülmesi imkânı, ne yazık ki, tek başına yeterli gözükmemektedir. Filistinlilerin, öncelikle bilim ve iktisadi alanlar başta olmak üzere yeni yollar bulmaları, ona göre yeni yapılar oluşturup faaliyetlere yönelmeleri gerekmektedir. Silahlı mücadele bir noktadan sonra İsrail’in yayılma politikasını dünya kamuoyunda meşrulaştırmasına zemin hazırlamakta ve bunu, önceden öngörerek âdeta kışkırtmaktadır. Toprak ve nüfusun elde tutulabilmesinde silah gücü bir yere kadar etkili olabilmektedir. Bilim ve iktisadi güç yeterli oranda değilse, onu da korumak giderek zorlaşmaktadır.

Ayşegül Özdoğan Hanımefendi Bir Direniş Dili Olarak Filistin Hikâyeciliği adlı incelemesinde konunun önemli bir yönüne işaret eder: Filistin hikâyeciliği, sadece bir edebî türün ürünü değil; bir halkın var olma, tanıklık etme ve direnme biçimidir. Toprağından koparılmış bir halkın hikâyeleri, yıkılmış evlerin, sürgün yollarının ve yeniden yeşeren zeytin ağaçlarının sessiz tanıklarıdır.

Mükerrem Mert Bey, Hasan Aycın’ın Kırmızı Çizgisi adlı yazısında Hasan Aycın çizgilerine ilişkin şu değerlendirmeyi yapar: Hasan Aycın, sömürgenin, kuklaların, kayıtsızların üzerini çizerken; Filistin’in, devrimci ruhun, direnişin ve kahramanlığın altını çizer. Onun çizgisi, adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı tarihe atılmış kırmızı bir çizgidir. Kudüs bizimdir. Kudüs kırmızı çizgimizdir.

Dursun Çiçek Aydınlanmanın Aydınlığında Gazze’yi “Seyretmek” adlı denemesinde bizlere başka bir pencere açıyor: Onlar tüm Müslümanlara Batı’yı ve Batılı değerleri bir kez daha hatırlatmış oldular. Müslümanların kendi hafızalarını hatırlamaları, kendi dillerini konuşmaları için sanki son bir uyarı yaptılar, dikkat çektiler. Diğer Müslümanlar ise konumları gereği seyrettiler ve Batılıların merhametini beklediler. Ancak tüm bunlara rağmen Gazze’de soykırımın durması insanlık için bir sevinç vesilesi olarak umut etmeyi beraberinde getirmektedir.

Mustafa Çiftçi İsrail’i Durdurmak Türkiye’nin Tarihe ve Coğrafyaya Borcudur adlı yazısında Kudüs ve Filistin’in zihin dünyasında yer edişine değindikten sonra Müslümanların vazifesini şöyle ifade ediyor: Filistin’le ilgili her nesle yetecek kadar acı var. Ve acıya alışmak yürek acısı çekenler için zararlıdır. Başka acılara alışarak yaşanır da yürek acısına alıştığınızda her gün ölmeye başlarsınız. Alışmamak için konuşuyoruz. Alışmamak için yazıyoruz. Alışmamak için boykot yapıyoruz.

Cihan Aktaş Hanımefendi Kırıntılar adlı öyküsünde Gazze’de yaşanan trajediye değiniyor: Bir öğleden sonra Gazze’deki açlık konulu program için manşetler hazırlarken izlediği videoda karşısına çıkmıştı kadın. İlk bakışta, sadece ilk bakışta simasında kendisine ait ifadeler yakalamıştı. Midesi kazınsa bile muhatabına dikkatini verebilme, fazladan bir dirhem etin örtemediği tende kendini ele veren yorgunluk… İçinden, günde en fazla ne kadar kalori alıyor ki bu hâle gelmiş, diye geçirmiş, akabinde utanca boğulmuştu. Ekmek yemek istiyordu o kadın, sadece ekmek, buydu bütün meselesi ve günlerce açlık çektiği hâlde ekmeğe özlemini nasıl da vakur bir edayla dile getiriyordu!

Emel Karagedik Hanımefendi de Ninemin Elleri adlı öyküsünde Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ve Filistinlilerin çektiklerini ve umutlarını anlatıyor: Beraber kaybolduk, ayrı ayrı arandık. Sokaklar yok olmuştu, yığınlar vardı. Her birimiz yalnız kaldık, yalnız ve yalındık; birbirimizi bir türlü bulamıyorduk. Eskiden kullandığımız güzel kelimelerimizi de bulamıyorduk. Yığınlar, ölüler, anılar, kokular, geri gelmeyenler, yalınayak birbirini arayanlar, birbirine doyamayanlar, ölümün öptüğü güzel çocuklar, masumlar, susanlar, avazı çıktığı kadar bağıranlar, Aksa’nın çocuklarına inananlar, portakal ağaçlarına sarılanlar, Nablus’un zeytinyağlı sabunlarını tanıyanlar… Kara gün kararıp kalmayacak. Filistin filizlenecek ve ninemin elleri yeniden doğacak.

Gassan Kenefâni’nin Hüzünlü Portakal Ülkesi adlı küçürek öyküsü Filistin’in dramını anlatıyor bize: Yafa’dan ayrıldığımızda on üç yaşındaydım. Annemin kapıyı arkamızdan kapatırken neden ağladığını anlayamamıştım. O zamanlar bir iki gün içinde geri döneceğimizi sanıyordum. Fakat günler yıllara dönüştü; odamın penceresinden parlayan denizle arama yokluğun koca bir ülkesi girdi. Ağaçsız şehirlerde portakal kokusunu arayarak büyüdüm.

Ve her portakal kokladığımda ağladım sanki o, Filistin’di.

Yitiksöz, Filistin Özel Sayısı ile Filistin’in, Kudüs’ün, Gazze’nin ve tüm Filistinlilerin siyonist israil işgalinden kurtulması için milletimize, ümmetimize ve insanlığa bir meşale yaktı. İnşallah bu meşale insanlık üzerinde etkisini gösterir.

Sevgili Dostlar kalbimizde, dilimizde ve eylemlerimizde Filistin meşalesi her daim yansın ve kendimizi bu zulme son verilmesi için hayatın her alanında diri ve kavi tutalım. Buğzetmekse buğzetmek, boykotsa boykot, eylemse eylem elimizden her ne geliyorsa yapalım lütfen.

Allah yâr ve yardımcımız olsun.

Yitiksöz 32 şu sitelerde elektronik olarak yayımlanacaktır:

https://yitiksoz.com.tr/sayilar

https://marastaedebiyat.com/yitiksoz

https://duranboz.com/category/yitiksoz/

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir