1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Yazar mıydık Hiç Şiir?

Yazar mıydık Hiç Şiir?

Derler ki; kekemeydi Çiçero, doğru düzgün konuşamazdı. Anlatamazdı derdini, suyu bile isterken kan ter içinde kalır, alnında ve boynunda damarlar sayılırdı. Zor neydi, zorlanmak neydi yaşardı.

Acıkır, ne yiyeceğini bilir ve yerdi Çiçero!

Suyunu içer susuzluğunu giderirdi.

Ama ne yediği ne içtiği gibi konuşabilirdi Çiçero.

Bir ağaç gibi yani dal budak açarak konuşmak tek çıkış yoluydu.

Ne zaman ki çoğaldıkça çoğaldı söyleyecekleri, ağaç olmadığını haykırdı, en tenhalarda. Avazı çıktığınca bağırdı. Bağırdıkça ses geldi, ses geldikçe söz çoğaldı, dağı/taşı eşlik ettirdi kendine.

O kadar çok bağırdı ve o kadar çok konuştu ki, suda yüzüne bakınca ne anlında ne boynunda damar kaldı.

Artık tamamdı, konuşacakları vardı ve hazırdı.

Ve konuştu.

Çiçero’dan geriye kalan da buydu zaten.

Ne senatör olması ne Sezar’a karşı Pompey’in tarafını tutması ne Antonius’a karşı Octavianus’u savunması ne olasılığı…

Çiçero,

Söyleyecekleri çoğalınca, konuşmayı becerebildiği için Çiçero olmuştu.

Söyleyecekleri bitince ya da hiç olmayınca niye konuşsun ki insan?

Öyle demiyor muydu İsmet özel:

“Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?

Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?

-Yaşama!

-Ya bileydim?

Yazar: Mıydım

Hiç: Şiir.”

Yaşamak, konuşacakları olanlar için mücadele, konuşacağı olmayanlar için çelik çomak değil de nedir?

Dün ne kadar çok şeyimiz vardı, konuşacak. Bugün bundan mıdır susuyor görünmemiz? Yoksa çıraktık da kalfa mı olduk ya da usta?

Dilimden düşenlerle topluyorum ruhumu

Ele avuca geliyor, ele avuca sığmayan.

En çok

Acılarını biliyorum

Mesela

Hindikuş’ta bir adam

İmana geliyor.

Çok sular akıyor sonra

Köprü oluyor o dağlar…

Ve donup kalıyorum bu yaşımda

O imanla baş başa

Artık benzemiyor diyorum kimse kendine.

Kardeşim diyorum

Kardeşinim diyorum

Suya benziyor

Zamanla bırakıyor taşta izini

Avuçlarım yanıyor

Keşke taş olsaydı yürekler diyorum

Ama yeniye benziyor eski kâğıtta okunan.

Fanilik oluyor mirim, ezcümle dâra çekilen!

Hamd Makamında sabahlıyoruz bu yüzden.

Dilimizden düşenlerle topluyoruz ruhumuzu

Ele avuca geliyor, ele avuca sığmayan

Niye döndü çocukluğuna çocuklar, deme!

De ki uçurtmamızı kaybetmiştik

Bütün bilyelerimizi vermiş

Yenildiğimizi söyleyememişimiz.

Cebimizde para olmadığını hatırlamışız

Aç değilim demiş çekip gitmişiz…

De ki çocukluğumuzmuş

Hızla büyümüş ve yaşlanmışız.

1970, Ardahan Merkez doğumlu. İlkokulu Ardahan 23 Şubat İlkokulu’nda, Orta Okul ve liseyi Ardahan İmam Hatip Lisesi’nde, Lisans eğitimini de Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde tamamladı. 1991 yılında başladığı memuriyet hayatına Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak devam etmektedir. İlk gençlik yıllarından itibaren sürdürdüğü yazın hayatını günümüzde de devam ettirmektedir. Uzun Yıllar Kültür Sanat TV Program Yapım ve Sunuculuğu- Kültür Sanat ve Edebiyat Dergilerinde Genel Yayın Yönetmeliği, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği, Sahne Tasarım ve Genel Sanat Yönetmenliği yapmıştır. “Rolerya” adlı şiir kitabı ile araştırmalarını içeren “Asimetrik Kültür” adlı kitapları yayınlandı. Yayına hazır/devam eden “Folklor” “Şiir” “Roman” “Tiyatro” ve araştırmaları bulunmaktadır. Şükriye Hanım ile evli olan yazarımızın Rolerya Ehda adında kızı, Ahmet Can adında iki evladı vardır. Kızından da Asel ve Asya adında iki torunu vardır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.