1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Akif’in Hayatı Zamanın Yekpareliğinin En Bariz Modeliydi

Akif’in Hayatı Zamanın Yekpareliğinin En Bariz Modeliydi
0

Mebde ve müntehayı birleştirmek, zaman geçse de aynı tevazu, aynı heyecanla kalabilmek; bunlar Mehmet Akif’in en belirgin özelliğiydi.

Osmanlı’nın son dönemlerinde devletin kurtulması için yapılan bütün çalışmalarda en önde koştururken; Kurtuluş Savaşı’nda Kuşçubaşı Eşref’le vatan toprağında ayak basmadık yer bırakmıyordu. Meclis’te mebus, camide vaiz-hatip, mahallede gariplerin sığınağı, evinde şefkatli eş ve baba, Taceddin Dergahı’nda milletin gürleyen sesi…

Hayatında hiç oturmadı, dinlenmedi, nefeslenmedi.

İmtihan için dünyaya konulmuş bütün zıtlıkların aralarındaki farkları ortadan kaldırarak yaşadı.

Hayatı boyunca mülk-melekût ayrımını hiç yapmadı; daima melekût âleminden baktı.

Tenteneli bir perde olan sebepleri ferasetiyle deldi geçti, asla oyalanmadı.

Hep asıl vatan olan cennete dikti gözlerini…

Burada kalan her iş ve eşyayı basamak yaptı kutsi yolculuğuna.

Hayatının her salisesinde şu ayeti yaşadı:

Allah ile beraber başka varlıklara yalvarıp yakarma! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz!” Kasas, 28/88.

Eğitimini, mesleğini, şiirini hep rahmete vesile olmak için kullandı.

Kur’an-ı Kerim’in sarp yokuş diye tarif ettiği yoldan hiç ayrılmadı.

O sarp yokuşta garipler, yetimler, fakirler, muhtaçlar ve hastalarla birlikteydi.

Akif hep aynı yerde idi.

Başı ne kadar yükseklere ulaşsa da ayağını şehit kanıyla yoğrulmuş topraklardan kesmedi, toprak gönüllü insanlardan hiç kopmadı.

Tevazu ve mahviyet karakteri idi.

Dünyadan ve Rabbinden tek beklentisi “rahmetle anılmak”tı.

Sessiz yaşadığını düşünüp nasıl rahmetle anılacağını kestiremese de konuyu Rabbine tazarru suretinde şöyle ifade etmişti:

“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyûlâyı da, er geç silecektir.

Rahmetle anılmak… Ebediyet budur, amma,

Sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecektir?

Allah Teâlâ o tazarruya cevap vermiş ve onun için her geçen gün daha yüksek sesle rahmetle anılacak vesileler yaratmıştı.

Gözünü budaktan ayırmadan inandığı yolda korkusuzca yürürken, sözünü hakikatten hiç ayırmadan daima inandığı, gördüğü, yaşadığı hak ve hakikati söyledi:

“Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim,

İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”

Tertemiz doğduğu dünyada kendini ve bastığı yerleri kirletmeden, aksine temizleyerek yürüdü.

Rabbinden geldiği saflık, temizlik, doğallık ve sadeliği bozmadan emanetini iade etti.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in “Gördüğünüzde size Allah’ı hatırlatan, konuştuğunuzda bilginizi artıran, ilmiyle de size ahireti hatırlatan sizin için en hayırlı arkadaştır” sözünün yaşayan misaliydi.

Akif’in hayatını en güzel anlatan satırlar ise dünyadan ve hayattan tek talebinin Rabbinden rahmet olduğu düşüncesini haykıran şu kıtaydı: 

“Beni rahmetle anarsın ya, işitsen, bir gün

Şu sağır kubbede, haib, sesimin dindiğini

Bu heyulaya da bir kerrecik olsun bak ki

Ebediyyen duyayım kabrime nur indiğini”

Rahmet, dua ve ibretle…

"1969’da Tokat’ta doğdu. İlkokulu Çeltek Köyü İlkokulu’nda, Ortaokulu Zile’de tamamladı. Sağlık Meslek Lisesi’nin iki yılını Kırklareli, son iki yılını da Konya’da okuyarak 1987 yılında mezun oldu. 1993’de S.Ü. İlahiyat Fakültesi’ni, 1996’da Konya Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. 1997-2000 yıllarında Yüksek Lisansını İslam Mezhepleri Tarihi alanında “İslam Düşünce Tarihinde İlk Akılcılar: Mutezile” teziyle tamamladı. 2017’de başladığı Kelam Anabilim dalındaki “Kelam İlminde Yenilik Arayışları ve M. Şerefeddin Yaltkaya’nın İctimai Kelam Projesi” başlıklı doktora çalışmasını 2023’de tamamladı ve Kelam alanında doktor oldu. 1987-1996 yıllarında Sağlık Bakanlığı, 1996-2015 yıllarında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda çalıştı. 2015-2019 yıllarında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya ve Afyonkarahisar İl Müdürlüğü görevlerini ifa etti. 2019’dan beri Selçuk Üniversitesi’nde çalışıyor. 2019-2021 Yılları arasında Engelli Öğrenci Birimi koordinatörlüğü yaptı. Haziran 2023-2024 tarihileri arası S.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi Nasreddin Hoca Uygulamalı Ana Okulu Müdürlüğü görevini yürüttü. 2024-2025’de Selçuk Üniversitesi Prof. Dr. Erol Güngör Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı görevini icra etti. Şubat 2025 den itibaren Selçuk Üniversitesi’nde Araştırmacı olarak görevine devam ediyor. Yeni Konya gazetesi ve birçok internet adresinde haftalık yazılar yazan Paslı’nın birçok eseri bulunmaktadır. Türk Aleviliği” (2006), “Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S” (2013’), “Anadolu Aleviliği” (2013), “Akıl” (2016), “Bilge Kral Aliya’nın Camisi” (2018), M. Şerefeddin Yaltkaya’nın İctimai Kelam Projesi” (2024) ve “Kelam İlmi ve Sosyal Hayat (2024), Hikayeden Hayat (2025) ve Mutluluk ve Başarı İçin 3+3 (2025) adlı kitapları bunlar arasındadır. Paslı, Aileyi Destekleme Derneği başkanlığı, Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevlerle Sivil Toplum Çalışmalarına katkı veriyor. İngilizce ve Arapça bilen yazar evli ve 3 çocuk babasıdır. Dr. Cemil PASLI- www.cemilpasli.com

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir