1. Anasayfa
  2. Şahsiyet

Aristokrat, Âlim ve Bir Köle: Ayub Süleyman Diyalo’nun Hayatı

Aristokrat, Âlim ve Bir Köle: Ayub Süleyman Diyalo’nun Hayatı
0

Çeviren: Yeşim Sarıbay

2015 yılında Britanya Kütüphanesinde dikkat çekici bir belge tespit edildi. Senegal Nehri vadisinde dünyaya gelen Ayub Süleyman Diyalo’nun babasına hitaben yazdığı, tarihsel önem taşıyan bir mektup gün ışığına çıkarıldı. O vakte kadar bilinmeyen bu mektup üç yönden benzersiz nitelikler taşımaktaydı.

İlki coğrafi açıdan: Bu mektup neden Londra’da bulunuyordu?

İkincisi dili: Neden üç farklı dilde yazılmıştı? İngilizce, Arapça ve Fransızca.

Son olarak amacı: Ayub’un mektubunda bahsettiği Senagambiya Bölgesinde yaşayan bu 32 figür ne anlama geliyordu?

Girişin ardından Fransız Librasyon Gazetesinden Jean-Pierra Batt’ın kaleme aldığı makalesinde mektupta anlatılan birtakım olayların sebep ve sonuçlarını anlamak için yazarın hayatına ışık tutulması gerektiğinden bahsetti. Zira Ayub Süleyman Diyalo, 17. Yüzyılda kurulan ve bölgede geniş bir nüfuza sahip Bondo Krallığında dünyaya gelmişti (1701).

Senegambiya Bölgesi kuzeyde Senegal Nehri ve güneyde Gambiya Nehri arasında kalan günümüzde Senegal, Gambiya, Gine Bissau’nun yanı sıra Gana, Mali ve Moritanya’nın bir bölümünü kapsayan batı Afrika’daki coğrafi bölgenin tarihi adıdır.

Aristokrat Bir Müslümanın Bondo’dan Yolculuğu

Yazara göre Ayub Suleyman Diallo, Futa Toro Kralının izniyle Bondo’da “İmamlar Devleti”ni kuran ve transatlantik köle ticaretine karşı mücadele eden Fulani kökenli İbrahim Diallo’nun torunudur.

İbrahim Diallo’nun taraftarları, kölelik konusundaki yaklaşımlarını İslam hukukuna dayandırmış; Bondo’ya sığınan köle kaçaklarına koruma sunacaklarını, ancak bu hakkın yalnızca Allah’tan başka ilah yoktur (Lâ ilahe illa Allah) söyleyenlere tanınacağını belirtmişlerdir.

Böylece Ayub, Müslüman âlimlerden oluşan bir aileye mensuptu, dindar bir ortamda büyüdü ve Kur’an eğitimini daha sonra Futa Toro kralı olan ve Fulani soylularından bir imam olan Samba Guiladio Diégue’den aldı; bu da ona tüm sosyal, ekonomik ve kültürel avantajlar sağladı.

Bondo Krallığı Müslümanları kölelikten korusa da Müslüman olmayanlar için aynı durum geçerli değildi. 1731 yılında Ayub, tercümanı Lumin Yoas ile birlikte Gambiya Nehri kıyısında iki köleyi sığır karşılığında satmak üzereyken Mandinka halkına bağlı kişiler tarafından yakalandı. Ayub ve tercümanı, Kraliyet Afrika Şirketi adına çalışan Kaptan Pike’a köle olarak satıldı.

Ayub, Bayek aracılığıyla Bondo’daki babasına bir mesaj gönderilmesi ve bunun karşılığında iki kölenin fidyesinin ödenerek serbest bırakılmaları konusunda pazarlık yaptı; ancak cevap çok geç geldi. Yine de babasına mektup yazma fikri, Ayub’un macerasının geri kalanında büyük bir önem kazandı.

Kölelikten Özgürlüğe 

29 yaşındaki Ayub, 1731 yılında Maryland’in Annapolis kentinde Tulsi adlı bir adamın tütün tarlasında çalıştırılmak üzere köle olarak satıldı. Ancak birkaç hafta sonra kaçtı; kısa sürede yakalanarak tutuklandı ve hapse gönderildi.

Bu koşullar altında Ayub, Annapolis’te Anglikan bir rahip ve aynı zamanda yargıç olan Thomas Blot ile tanıştı ve onun bir din bilgini ve entelektüel olduğunu fark etti. Arap İslam kültürüne meraklı olan Blot, Ayub’un bilgeliğine hayran kaldı. Wolofça konuşan bir kölenin Ayub’un sözlerini İngilizceye çevirmesiyle Tulsi ve Blot,onun Fulani halkına mensup,eğitimli bir aristokrat olduğunu keşfettiler.

Ardından Tulsi, Ayub’un babasına Arapça bir mektup yazmasına izin verdi. Daha sonra British Library koleksiyonuna giren bu ünlü mektupta Ayub, Afrika’daki soylu kökenini kanıtlayabilecek kişilere atıfta bulunmuş ve Bondo (Futa Toro) bölgesinin hükümdar ailesine mensup olduğunu açıklamıştır. Bu mektup sayesinde kimliği doğrulanmış ve Ayub 1733 yılında özgürlüğüne kavuşmuştur.

Bu belgelenmiş mektup, 1732 yılında Amerika’daki Georgia Kolonisi’nin kurucularından biri olan ve koloninin yönetiminde etkili bir rol üstlenen James Oglethorpe’un eline geçti. Köleleştirilmiş bir soylunun hikâyesi Oglethorpe’un ilgisini çekti ve bu nedenle Ayub’un, Thomas Bluett eşliğinde, şirketin Londra’daki merkezine gönderilmesine karar verdi. Ayub, bu yolculuk sırasında İngilizce öğrenmeye başladı.

Yazarın da belirttiği üzere Ayub’un hikâyesi bu noktada tamamen yeni bir boyut kazandı. Nisan 1733’te Londra’ya vardıktan kısa bir süre sonra, özgürlüğünü resmen teyit eden mühürlü bir belge elde etti. Soylu bir aileden gelen ve bir hükümdarın oğlu olan Ayub, Londra toplumunda giderek tanınan bir figüre dönüştü; saray çevrelerince kabul edildi ve İngiltere Kralı II. George (öl. 1760) ile Montagu Dükü gibi kraliyet ailesine mensup kişilerle tanıştırıldı.

Ayub, Londra’da “Job bin Salomon” adıyla tanındı. Müslüman bir âlim olarak bilgisi ve dindarlığıyla İngiliz toplumunda dikkat çekti. Teolojik yorum ve tartışmalarda yetkin olduğu, özellikle Hristiyanlıktaki Kutsal Üçleme öğretisi ile katı monoteizm arasında bir çelişki gördüğü bilinmektedir. Kendisine Arapça bir Yeni Ahit sunulmasına rağmen Hristiyanlığa geçmeyi kabul etmemiştir. Bununla birlikte, Hz. İsa (aleyhisselamdan) Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olarak saygıyla söz etmiştir.

Ayub, Kraliyet Cemiyeti Başkanı Dr. Hans Sloane başta olmak üzere, dönemin pek çok entelektüel ve akademisyeniyle temas kurdu. Bu süreçte British Museum’da Arapça el yazmalarının tercüme edilmesi ve sınıflandırılması çalışmalarına katkıda bulundu. Ünlü ressam William Hoare tarafından, boynunda deri bir muhafaza içinde Kur’an-ı Kerim taşırken tasvir edildiği bir portresi yapıldı. Bu portre, uzun süre kamuoyunun bilgisi dışında kalmış; ancak 2010 yılında Ulusal Portre Galerisi’nde sergilendiğinde geniş kitlelerce tanınmıştır.

Bondo’ya Dönüş…

Ayub’un yaşadığı sorunların arkasında yer alan Bölgesel Faaliyetler Şirketi yöneticileri, onu geri göndermekte belirli bir amaç güdüyordu. Amaçları, Ayub’u Afrika’daki ticari faaliyetlerinde yerel bir aracı olarak kullanmak ve özellikle 18. yüzyılda İngiltere’de ivme kazanan tekstil sanayisiyle bağlantılı olarak Arap zamkı ticaretini genişletmekti.

Ayub Bondo’ya döndüğünde babasının vefat ettiğini öğrenmiş, buna rağmen aristokrat kraliyet ailesi içindeki konumunu kısa sürede yeniden kazanmıştı. Ancak 1734 sonrasındaki yaşamına dair bilgiler sınırlıdır. Bunun başlıca nedeni, biyografisinin Thomas Bluett ve Francis Moore tarafından kaleme alınmış ve 1734 yılında yayımlanmış olmasıdır. Söz konusu eser, Ayub’un hayatını memleketine dönüşüne kadar ele almakta; daha sonraki dönemine ilişkin ayrıntılı bilgi sunmamaktadır. Eser şu başlıkla yayımlanmıştır: Afrika’nın Bondo’lu bilgini Ayub bin Süleyman’ın hayatına dair bazı anılar; Maryland’da iki yıl köle olarak kaldıktan sonra İngiltere’ye götürülmesi, özgürlüğüne kavuşması ve 1734’te memleketine gönderilmesi.

Bu eser, Ayub’un İngiltere’deki özgürlük sürecinin son aşamasını belgelemekle kalmaz, aynı zamanda Avukat Plot’un köleliğin kaldırılmasına yönelik mücadelesi açısından da önemli bir referans noktası oluşturur. Plot, kitabı, kendisi ile Job arasında tercümanlık yapan başka bir kölenin yardımıyla kaleme alabilmiştir.

Bluett, Ayub’u yakalanmasından serbest bırakılmasına kadar geçen yaklaşık üç yıl boyunca tanımıştı. Buna karşılık Francis Moore, İbn Bondo’nun dikkat çekici hikâyesini aktarmak için Londra’ya dönüşünü beklemiştir; zira Ayub’u, 1734’te Londra’dan Senegambiya’ya dönüş yolculuğuna kadar şahsen tanımamıştı. Moore, bu bağlamda kendi tanıklığını 1738 yılında Londra’da yayımlanan Afrika’nın İç Bölgelerine Seyahatler adlı eserinde kaleme almıştır.

1734’ten sonra Ayub hakkında bilgiler sınırlıdır. Bondo’yu savaş sonrası harap halde bulmuş fakat onu geri getiren şirketle ilişkisini sürdürmüş ve İngilizlerle ittifak kurmuştur. Bu durum Fransız rakiplerinin hoşuna gitmemiştir. Londra’ya mektuplar göndermiş, ancak yanıt alamamıştır.

Ayub’un köleleştirilmesi, özgürlüğe kavuşması ve Afrika’ya dönüşü, 1731–1734 yılları arasında gerçekleşmiş ve otobiyografisinin en dikkat çekici kısmıdır. Bir Fulani soylusundan köleye dönüşmüş, ancak onurla Londra’dan Bondo’ya geri dönmüştür.

Kaynak: El Cezire + Librasyon

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir