Bizimle İletişime Geçin

Din ve Hayat

Berat Kandilini Nasıl Anlamalıyız

Yağlanmış beyinleriyle yürek devletlerini öldürenler, Kur’an’ı entelektüel birikimlerine, kaprislerine, kibirlerine, en iyi ben bilirim hezeyanlarına kurban ederek insanların hidayetine vesile olabilecek olaylara savaş açarak fil dişi kulelerinden ahkam keserler. Hidayet yolları küffarın, şeytanın, nefsin arzularının, dünya hayatını süslü gösteren birçok tuzaklarıyla insanlardan engellenirken hala savaşı kendi içimizde vermek ve sürekli (faydası olmayan) akıl karıştırıcı konuları gündemin çok özel maddeleriymiş gibi değerlendirmek, insanların kalbinde yakılabilecek hidayet ışıklarına suikast düzenlenmekten başka bir şey değildir.

EKLENDİ

:

Günümüzde kandillerle ilgili sürekli spekülasyonlarda bulunulur. İslam’da böyle geceler yok, sonradan icat edilmiş bidat ve hurafeler diyerek büyük bir öneme sahip zamanları bilgi obezi zihinlerimizle darmadağın ederiz.

Tartışılırsa konu çoktur. Burada önemli olan insanların teveccüh ettiği olayları provoke etmek mi, yoksa onlardan hidayete doğru bir yol edinmek midir?

Bu sorunun cevabı üzerinde durduğumuzda meseleyi salt entelektüel kültürel birikim olarak ele almaktan ziyade, halkın yüreğinde Allah sevgisine ve Kur’an’ın hayat rehberi oluşuna vesile olacak tohumların nasıl atılacağına dair kaygıların taşınmasının daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Bu düşünceye de Rabbimizin şu kelamı kerimiyle ulaştım.

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun. O’na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz.” Maide/35

Bu ayet bize, Allah’a yakın olmak için vesilelerin araştırılması için bir ışık yakmaktadır. Ve kurtuluş bu ışığın aydınlığında yürüyerek O’na giden yolları çoğaltmaktan geçmektedir. Ola ki bir insan bu ortaya konulacak hidayet sohbetlerinden ilham alarak yaşamını ıslah eder.

Yağlanmış beyinleriyle yürek devletlerini öldürenler, Kur’an’ı entelektüel birikimlerine, kaprislerine, kibirlerine, en iyi ben bilirim hezeyanlarına kurban ederek insanların hidayetine vesile olabilecek olaylara savaş açarak fil dişi kulelerinden ahkam keserler.

Hidayet yolları küffarın, şeytanın, nefsin arzularının, dünya hayatını süslü gösteren birçok tuzaklarıyla insanlardan engellenirken hala savaşı kendi içimizde vermek ve sürekli (faydası olmayan) akıl karıştırıcı konuları gündemin çok özel maddeleriymiş gibi değerlendirmek, insanların kalbinde yakılabilecek hidayet ışıklarına suikast düzenlenmekten başka bir şey değildir.

Allah, her peygamberi kendi halkının lisanıyla gönderdiyse ve elçiler içinde yaşadıkları toplumların ıslahına yönelik çalışmalar yaptıysalar, bizim de yapacağımız şey; halkın ıslahının ve yüreklerinde hidayet ışığına vesile olabilecek kandillerin yakılmasının yollarını araştırmak olmalıdır.

Kandiller bu halkın bir değeridir.

O halde bu değerleri yok saymak yerine, bu geceleri Allah’ın hoşnutluğuna nasıl vesile kılabileceğimiz arayışlarının içinde olmak tevhidi bir sorumluluktur.

Bu kısa girişten sonra berat gecesini nasıl anlamalıyız ve nasıl değerlendirmeliyiz sorusunun cevabına geçebiliriz.

Âişe’den (r.anhâ) rivâyete göre, o şöyle demiştir: “Bir gece Resûlullâh’ın (s.a.v.) yanımda olmadığını görerek dışarı çıktım ve onu Bakî’ mezarlığında buldum. “Allah ve Resûlünün sana haksızlık etmelerinden mi korkmuştun?” buyurdular. Ben de dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü, hanımlarından birisinin yanına gittiğinizi zannetmiştim.” Bunun üzerine; “Allah, Şaban ayının yarısında dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok günahları veya günah işleyenleri bağışlar” buyurdular.”[1]

Bu geceyle ilgili rivayet edilen hadislerin zayıflığını bir kenara bırakırsak ( çünkü bütün tartışmaların odağını bu husus oluşturmaktadır. Ki şu da söylenebilir; zayıf hadislerle faziletli davranışların sergilenebileceğine dair alimlerin görüşleri bulunmaktadır) berat kavramından yola çıkarak konuyu anlamaya giriş yapabiliriz.

“Berae kelimesinin temel anlamı, yanında/yakınında olmaktan hoşlanılmayan şeyden uzak durmaktır.”[2] Berat, Arapçada berae kelimesinden gelmektedir. O halde biz Kur’an ekseninde bu kavramı inceleyerek bu geceyi nasıl değerlendireceğimizin ipuçlarını bulabiliriz. Berat kavramıyla ilgili en dikkat çekici ayet Tevbe suresinin ilk ayetidir.

“Allah ve Resulünden kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur!”

Berat bir ültimatom, bir ihtar, bir uzak duruştur. Bu ayetin bize sunduğu ilahi ilhamla geceye dair kendimiz için önemli kararlar alabileceğimizi söyleyebiliriz.

Bu geceyi insanın nefsine, şeytanına karşı bir direniş gecesi olarak ele alabiliriz. Bu geceye kadar ki hayatımızı gözden geçirip, zayıflıklarımızın, hatalarımızın, günahlarımızın nelerden kaynaklandığının üzerinde tefekkür ederek, zayıf yönlerimizi güçlendirme kararı alabiliriz.

Yani bu gece insanın kendisiyle yüzleşme cesareti gösterip, nefsin ve iblisin kendisini nerelerden kuşatarak yürek devletini işgal ettiğinin farkına varabilir. Bu farkına varış aslında bütün ibadetlerin başıdır. Çünkü insan yanlış yaptığını ve yanlışının nerelerden kaynaklandığının farkına varmış ve bunlarla mücadele kararı almıştır.

Bu gecede iblise ve nefse karşı mücadele tohumu ekebilirsek, yüreğimizde cennet fidanları yeşerecektir.

O halde berat gecesi bir ültimatom gecesidir.

Bir uyanış gecesidir.

Bir direniş gecesidir.

Yanlışların farkına varıp, iblisin ve nefsin tasallutundan özgürleşme gecesidir.

“Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz.” Mümtehine/4

Burada yine “Burae” kelimesiyle uzaklaşmaktan bahsedilmektedir. Bu gece kalbimizde Allah’tan daha sevgili ne varsa onlardan kurtuluş gecesidir. Bu gece ellerini açıp Allah’a dua eden, namaz kılan, tövbe istiğfarda bulunan mümin yüreğine bir devrim tohumu atmaktadır. Bu devrim tohumuyla yüreğini istila eden/etmeye yönelen tüm iç ve dış düşmanlara karşı direniş bayrağı açarak kalbini Allah’ın ağırlanabileceği saflığa, temizliğe getirmeye çalışır.

Bu gece dostlarını, düşmanlarını belirleme ve yeni bir duruş sergileme gecesidir. Kendisini Allah’tan uzaklaştıracak kişilere, nesnelere, metalara mesafe koyma sözü verirken, Allah’a yaklaştıracak kişilere de kalbinin kapısını açma gecesidir.

Gül satanların çarşısında gezen gül kokarken, kalaycılar çarşısında gezen is kokar.

Bu gece gül olma, gül gibi kokma gecesidir. İslerden, kirlerden, günahlardan arınmak için iblis ve nefse ültimatom verme gecesidir.

Bu gece sabaha kadar dua edip, namaz kılıp, istiğfarda bulunup, ertesi gün günahlara kaldığımız yerden devam ediyorsak günahlarımıza ve iblisle dostluğumuza, gecenin bir kandil olarak yanmadığının bir işaretidir biline!

 

Bir kandil yak yüreğinde

Güvercinler uçsun

Gecenin karanlığında

Aydınlığın olsun.

 

Bir kandil yak yüreğinde

Gözlerinde ışıldasın

Rahman’ın müjdesi

Geleceğin olsun

[1] Sünen-i Tirmizi/ Konya Kitapçılık/ Abdullah Parlıyan/ C. 1 sf. 397 Tirmizi dip notunda hadisin zayıf olduğunu belirtmiştir.

[2] Rağıp el İsfehani/ Müfredat/ Sf. 129/ Çıra Yayınları

Çok Okunanlar